رَبَّنَا وَأَدۡخِلۡهُمۡ جَنَّٰتِ عَدۡنٍ ٱلَّتِي وَعَدتَّهُمۡ وَمَن صَلَحَ مِنۡ ءَابَآئِهِمۡ وَأَزۡوَٰجِهِمۡ وَذُرِّيَّٰتِهِمۡۚ إِنَّكَ أَنتَ ٱلۡعَزِيزُ ٱلۡحَكِيمُ 8
Melekler şöyle derler: "Rabbimiz! Kendilerine ebedî cennetlere girmeyi va'dettiğin müminleri oraya koy. Onların babalarından, eşlerinden ve çocuklarından salih ameller işleyenleri de oraya koy. Sen, kimsenin kendisine galip gelemediği Azîz, takdirinde ve yönetmesinde Hakîm (hikmet sahibi) olansın.
وَقِهِمُ ٱلسَّئَِّاتِۚ وَمَن تَقِ ٱلسَّئَِّاتِ يَوۡمَئِذٖ فَقَدۡ رَحِمۡتَهُۥۚ وَذَٰلِكَ هُوَ ٱلۡفَوۡزُ ٱلۡعَظِيمُ 9
Onları kötü amellerinden muhafaza eyle. Bundan dolayı onlara azap etme. Kıyamet günü kimi amellerinin kötülüklerinden dolayı azap etmekten korursan, ona rahmet etmiş olursun. Azaptan koruyan bu korunak ve cennete koyan bu rahmet, eşi benzeri olmayan en büyük kurtuluştur.
إِنَّ ٱلَّذِينَ كَفَرُواْ يُنَادَوۡنَ لَمَقۡتُ ٱللَّهِ أَكۡبَرُ مِن مَّقۡتِكُمۡ أَنفُسَكُمۡ إِذۡ تُدۡعَوۡنَ إِلَى ٱلۡإِيمَٰنِ فَتَكۡفُرُونَ 10
Şüphesiz ki kıyamet günü cehenneme girdikleri ve kendilerine öfkelenip lanet ettikleri zaman Yüce Allah'ı ve resûllerini küfr/inkar edenlere şöyle seslenilir: "Allah'ın size olan gazabı, sizin kendinize olan gazabınızdan daha şiddetlidir. Sizler dünyada Allah'a iman etmeye davet edilirdiniz de O'nu küfr/inkar ederdiniz ve O'nunla birlikte ilahlar edinirdiniz."
قَالُواْ رَبَّنَآ أَمَتَّنَا ٱثۡنَتَيۡنِ وَأَحۡيَيۡتَنَا ٱثۡنَتَيۡنِ فَٱعۡتَرَفۡنَا بِذُنُوبِنَا فَهَلۡ إِلَىٰ خُرُوجٖ مِّن سَبِيلٖ 11
Günahlarını kabul etmelerinin ve tövbe etmelerinin kendilerine fayda vermeyeceği o zaman kâfirler günahlarını itiraf ederek şöyle derler: "Rabbimiz! Bizi iki kere öldürdün. Hiçbir şey değildik ve bizi yoktan var ettin, hayat verip yaşattıktan sonra tekrar öldürdün. Bizi yokluktan var ederek ve yeniden dirilterek iki kez hayat verdin. Bizler işlediğimiz günahları itiraf ediyoruz. Cehennemden çıkarak dünya hayatına dönüp amellerimizi düzeltmek için izleyeceğimiz ve bizden razı olacağın bir yol var mıdır?"
ذَٰلِكُم بِأَنَّهُۥٓ إِذَا دُعِيَ ٱللَّهُ وَحۡدَهُۥ كَفَرۡتُمۡ وَإِن يُشۡرَكۡ بِهِۦ تُؤۡمِنُواْۚ فَٱلۡحُكۡمُ لِلَّهِ ٱلۡعَلِيِّ ٱلۡكَبِيرِ 12
Bu azap ile azap edilmenizin sebebi, yalnızca Yüce Allah'a ve hiçbir kimseyi O'na ortak koşmamaya çağrıldığınızda bunu inkâr edip O'na ortaklar koşmanızdır. Ve Allah ile beraber başka bir ortağa ibadet edildiğinde buna iman etmenizdir. Hüküm yalnızca Allah'ındır. O zatında, kadrinde ve mağlup etmesinde yüce ve yüksek olan, her şeyden büyük olandır.
هُوَ ٱلَّذِي يُرِيكُمۡ ءَايَٰتِهِۦ وَيُنَزِّلُ لَكُم مِّنَ ٱلسَّمَآءِ رِزۡقٗاۚ وَمَا يَتَذَكَّرُ إِلَّا مَن يُنِيبُ 13
Vahdaniyetine ve kudretine delil olması için nefislerinizdeki ve etrafınızdaki ayetlerini gösteren Yüce Allah'tır. Bitki, ekin ve diğer rızkınızı temin ettiğiniz şeylere sebep olması için bulutlardan yağmur suyunu O indirmiştir. Allah'ın ayetlerinden, ancak ihlaslı bir şekilde tövbe ederek O'na yönelen kimse ibret alır.
فَٱدۡعُواْ ٱللَّهَ مُخۡلِصِينَ لَهُ ٱلدِّينَ وَلَوۡ كَرِهَ ٱلۡكَٰفِرُونَ 14
(Ey müminler!) Kâfirlerin hoşuna gitmese ve onları kızdırsa bile itaat ederek ve duada ihlaslı bir şekilde, O'na hiçbir varlığı şirk koşmadan yalnızca Allah'a dua edin.
رَفِيعُ ٱلدَّرَجَٰتِ ذُو ٱلۡعَرۡشِ يُلۡقِي ٱلرُّوحَ مِنۡ أَمۡرِهِۦ عَلَىٰ مَن يَشَآءُ مِنۡ عِبَادِهِۦ لِيُنذِرَ يَوۡمَ ٱلتَّلَاقِ 15
Dua ve ibadetin halis olarak kendisine yöneltilmesine lâyık olan yalnız O’dur. O, derecelerde pek yüce olup bütün mahlûkatından münezzeh ve bambaşkadır. O, azametli Arş’ın Rabbidir. Kullarından dilediğine vahyi indirir ki böylece hem kendileri hakikî hayatı yaşasınlar hem de başkalarını ihya edip yaşatsınlar. Ayrıca bütün evvelkilerin ve sonrakilerin, bir araya geleceği o kıyamet gününden insanları sakındırsınlar.
يَوۡمَ هُم بَٰرِزُونَۖ لَا يَخۡفَىٰ عَلَى ٱللَّهِ مِنۡهُمۡ شَيۡءٞۚ لِّمَنِ ٱلۡمُلۡكُ ٱلۡيَوۡمَۖ لِلَّهِ ٱلۡوَٰحِدِ ٱلۡقَهَّارِ 16
O gün onlar ortaya çıkıp bir yerde toplanırlar. Onların zatlarından, amellerinden ve onlara verilecek karşılıklardan hiçbir şey Yüce Allah'a gizli kalmaz. Yüce Allah bugün, "Mülk kimindir?" diye sorar. O an sadece bir cevap vardır: "Hükümranlık zatında, sıfatlarında ve fiillerinde tek olan Yüce Allah'ındır." el-Kahhâr, her şeye galip gelendir ve her şey O'na boyun eğmiştir.
Tövbenin kabul edildiği yer dünya hayatıdır.
Verilen öğütten ibret almak, Rablerine yönelen kimselere özel bir durumdur.
Mümin istikamet üzere olursa, dininden yüz çeviren kâfirlerin tutumları ona tesir etmez.
Kıyamet günü zorba ve zalim yöneticiler Allah'a boyun bükerler.