إِنَّهُۥ لَقُرۡءَانٞ كَرِيمٞ 77
(Ey insanlar!) Size okunan bu Kur'an, içinde barındırdığı büyük faydalar bakımından pek değerli bir Kur'an'dır.
فِي كِتَٰبٖ مَّكۡنُونٖ 78
İnsanların gözlerinden gizlenmiş bir kitaptadır ki o da Levh-i Mahfûz'dur.
لَّا يَمَسُّهُۥٓ إِلَّا ٱلۡمُطَهَّرُونَ 79
Ona ancak günah ve kusurlardan temizlenmiş melekler dokunabilir.
تَنزِيلٞ مِّن رَّبِّ ٱلۡعَٰلَمِينَ 80
Tüm canlıların Rabbi olan Allah tarafından, peygamberi Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem'e indirilmiştir.
أَفَبِهَٰذَا ٱلۡحَدِيثِ أَنتُم مُّدۡهِنُونَ 81
(Ey müşrikler!) Siz bu sözü (Kur'an'ı) yalanlıyor da tasdik etmiyor musunuz?
وَتَجۡعَلُونَ رِزۡقَكُمۡ أَنَّكُمۡ تُكَذِّبُونَ 82
Yüce Allah'ın sizi nimetlerle rızıklandırmasına karşılık O'nu yalanlayarak mı şükrediyorsunuz? Yağmurun yağmasını yıldızlara nispet edip de "Falanca ve filanca yıldız sayesinde bize yağmur verildi" mi diyorsunuz?
Yüce Allah, yeniden dirilişin bazı delillerini zikrettikten sonra insanların ölümü defetmeye aciz olduklarına işaret ederek kendisinin (her şeyi) eski haline döndürmeye kadir olduğunu haber vermek istemiştir. Öldüren, yeniden diriltmeye kadirdir.
فَلَوۡلَآ إِذَا بَلَغَتِ ٱلۡحُلۡقُومَ 83
Can boğaza gelip dayandığında,
وَأَنتُمۡ حِينَئِذٖ تَنظُرُونَ 84
O vakit, siz önünüzde can çekişip ölüm döşeğinde olan kişiye bakakalırsınız.
وَنَحۡنُ أَقۡرَبُ إِلَيۡهِ مِنكُمۡ وَلَٰكِن لَّا تُبۡصِرُونَ 85
Biz; ilmimiz, kudretimiz ve meleklerimiz ile ölülerinize sizden daha yakınız. Fakat sizler o melekleri görmüyorsunuz.
فَلَوۡلَآ إِن كُنتُمۡ غَيۡرَ مَدِينِينَ 86
Madem iddia ettiğiniz gibi işlemiş olduğunuz amellerinizin karşılığını görmek için yeniden diriltilmeyeceksiniz...
تَرۡجِعُونَهَآ إِن كُنتُمۡ صَٰدِقِينَ 87
Eğer doğru söylüyorsanız, ölülerinizden çıkan bu ruhu geri çevirsenize! Ancak bunu yapmaya güç yetiremezsiniz.
فَأَمَّآ إِن كَانَ مِنَ ٱلۡمُقَرَّبِينَ 88
Eğer ölen kimse hayırda yarışan biriyse,
فَرَوۡحٞ وَرَيۡحَانٞ وَجَنَّتُ نَعِيمٖ 89
Onun için, ardında yorgunluk olmayan rahatlık, güzel rızık ve rahmet vardır. Ve onun için, canının çektiği şeylerle rızıklandırıldığı cennet vardır.
وَأَمَّآ إِن كَانَ مِنۡ أَصۡحَٰبِ ٱلۡيَمِينِ 90
Eğer ölen kişi sağ taraf ehlinden ise onların durumu için kaygı duyma. Zira onlar için selamet ve güven vardır.
فَسَلَٰمٞ لَّكَ مِنۡ أَصۡحَٰبِ ٱلۡيَمِينِ 91
Eğer ölen kişi sağ taraf ehlinden ise onların durumu için kaygı duyma. Zira onlar için selamet ve güven vardır.
وَأَمَّآ إِن كَانَ مِنَ ٱلۡمُكَذِّبِينَ ٱلضَّآلِّينَ 92
Eğer ölen kişi dosdoğru yoldan sapan, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem'in getirdiklerini yalanlayanlardan ise,
فَنُزُلٞ مِّنۡ حَمِيمٖ 93
O kişinin karşılaşacağı ziyafet, alabildiğine kaynar sudur.
وَتَصۡلِيَةُ جَحِيمٍ 94
Onun için cehennem ateşinde yanmak vardır.
إِنَّ هَٰذَا لَهُوَ حَقُّ ٱلۡيَقِينِ 95
(Ey Resûl!) Şüphesiz ki sana bu anlattıklarımız, üzerinde şüphe olmayan hakikatlerdir.
فَسَبِّحۡ بِٱسۡمِ رَبِّكَ ٱلۡعَظِيمِ 96
Azim olan Rabbinin adını tesbih et ve O'nu bütün noksanlıklardan tenzih et!
سورة Medenî
Nefisleri, imanda ve Allah yolunda infak etmede eğitip geliştirmek.
سَبَّحَ لِلَّهِ مَا فِي ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلۡأَرۡضِۖ وَهُوَ ٱلۡعَزِيزُ ٱلۡحَكِيمُ 1
Yüce Allah'ın göklerde ve yerde var ettiği tüm canlılar O'nu tenzih eder ve O'nun yüceliğini ikrar eder. O, kimsenin kendisine galip gelemediği Azîz, yaratmasında ve takdir etmesinde Hakîm(hikmet sahibi)'dir.
لَهُۥ مُلۡكُ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلۡأَرۡضِۖ يُحۡيِۦ وَيُمِيتُۖ وَهُوَ عَلَىٰ كُلِّ شَيۡءٖ قَدِيرٌ 2
Göklerin ve yerin mülkü yalnızca O'na aittir. O, dilediğini yaşatan, dilediğini de öldürendir. O, her şeye kadirdir, hiçbir şey O'nu aciz bırakamaz.
هُوَ ٱلۡأَوَّلُ وَٱلۡأٓخِرُ وَٱلظَّٰهِرُ وَٱلۡبَاطِنُۖ وَهُوَ بِكُلِّ شَيۡءٍ عَلِيمٌ 3
O; kendisinden önce hiçbir şey olmayan Evvel, kendisinden sonra hiçbir şey olmayan Ahir, üstünde hiçbir şey bulunmayan Zahir, kendisinden daha yakını olmayan Bâtın ve her şeye kadir olandır. Hiçbir şey O'na gizli kalmaz.
Ölüm sarhoşluğu çok şiddetlidir ve insan bunu kendisinden defetmek konusunda son derece acizdir.
Yüce Allah'ın bir hikmet gereği dilemesi hariç, temelde insanlar melekleri göremezler.
Yüce Allah'ın (Evvel, Ahir, Zahir ve Bâtın) isimleri Allah'ı tazim etmeyi ve O'nun, (kulları tarafından) açık ve gizli işlenen amellerde gözetilmesini içermektedir.