وَإِن كَادُواْ لَيَسۡتَفِزُّونَكَ مِنَ ٱلۡأَرۡضِ لِيُخۡرِجُوكَ مِنۡهَاۖ وَإِذٗا لَّا يَلۡبَثُونَ خِلَٰفَكَ إِلَّا قَلِيلٗا 76
Kâfirler, Mekke'den çıkarmak için sana karşı olan düşmanlıklarıyla neredeyse seni tedirgin edeceklerdi. Fakat Rabbinin hicret emri gelene kadar Yüce Allah onların seni çıkarmalarını engelledi. Sonra sen hicret edebildin. Eğer seni çıkarmış olsalardı, onlar da senin ardından orada ancak az bir zaman kalabilirlerdi.
سُنَّةَ مَن قَدۡ أَرۡسَلۡنَا قَبۡلَكَ مِن رُّسُلِنَاۖ وَلَا تَجِدُ لِسُنَّتِنَا تَحۡوِيلًا 77
Müşriklerin seni Mekke'den çıkardıktan sonra orada çok az bir süre kalacak olmaları, Yüce Allah'ın senden önce gönderilen ve kavimleri tarafından şehirlerinden çıkarılan resûller hakkındaki değişmeyen genel kaidesidir. Yani hangi kavim, resûlünü aralarından çıkarıp kovmuşlarsa Allah onlara azap indirmiştir. (Ey Resûl!) Bu konuyla ilgili sünnetimizde hiçbir değişiklik bulamazsın. Aksine bu sünnetimizin hiç değişmeyen bir kural olduğunu görürsün.
أَقِمِ ٱلصَّلَوٰةَ لِدُلُوكِ ٱلشَّمۡسِ إِلَىٰ غَسَقِ ٱلَّيۡلِ وَقُرۡءَانَ ٱلۡفَجۡرِۖ إِنَّ قُرۡءَانَ ٱلۡفَجۡرِ كَانَ مَشۡهُودٗا 78
Namazı vaktinde, tam olarak güneşin göğün ortasından döndüğü zaman (yani zeval vaktinden itibaren) kılarak eda et. Bu öğle, ikindi, akşam ve yatsı namazlarını kapsamaktadır. Sabah namazını kıl ve onda kıraati uzun oku. Çünkü gece melekleriyle gündüz melekleri sabah namazında hazır bulunurlar.
وَمِنَ ٱلَّيۡلِ فَتَهَجَّدۡ بِهِۦ نَافِلَةٗ لَّكَ عَسَىٰٓ أَن يَبۡعَثَكَ رَبُّكَ مَقَامٗا مَّحۡمُودٗا 79
(Ey Resûl!) Gecenin bir kısmında uykudan kalk da sana mahsus olarak, dereceni yükselten bir namaz kıl. Umulur ki Rabbin seni kıyamet gününde, insanların çok korkunç sıkıntılar çektikleri o günde insanlara şefaatçi olarak diriltir ve öncekilerin ve sonrakilerin övdüğü büyük şefaat makamı senin olur.
وَقُل رَّبِّ أَدۡخِلۡنِي مُدۡخَلَ صِدۡقٖ وَأَخۡرِجۡنِي مُخۡرَجَ صِدۡقٖ وَٱجۡعَل لِّي مِن لَّدُنكَ سُلۡطَٰنٗا نَّصِيرٗا 80
(Ey Resûl!) De ki: Rabbim! Benim gireceğim ve çıkacağım yerlerin hepsini Senin itaatin ve rızan üzere olan yerler eyle! Bana katından, düşmanıma karşı yardım edici apaçık bir delil ver.
وَقُلۡ جَآءَ ٱلۡحَقُّ وَزَهَقَ ٱلۡبَٰطِلُۚ إِنَّ ٱلۡبَٰطِلَ كَانَ زَهُوقٗا 81
(Ey Resûl!) Bu müşriklere de ki: İslam geldi, Allah'ın va'dettiği zaferi gerçekleşti, şirk ve küfür yok olup gitti. Zaten batıl yok olup dağılır, hakkın karşısında devamlı kalamaz.
وَنُنَزِّلُ مِنَ ٱلۡقُرۡءَانِ مَا هُوَ شِفَآءٞ وَرَحۡمَةٞ لِّلۡمُؤۡمِنِينَ وَلَا يَزِيدُ ٱلظَّٰلِمِينَ إِلَّا خَسَارٗا 82
Biz kalpler cehaletten, küfürden ve şüpheden kurtulsun diye Kur'an'dan şifa indirdik. Rukye, yapıldığında bedenler için şifadır. Onunla amel eden müminler için şifadır. Bu Kur'an, kâfirlerin ancak helakini arttırır çünkü onu duymaları onları öfkelendiriyor, yalanlamalarını ve yüz çevirmelerini arttırıyor.
وَإِذَآ أَنۡعَمۡنَا عَلَى ٱلۡإِنسَٰنِ أَعۡرَضَ وَنََٔا بِجَانِبِهِۦ وَإِذَا مَسَّهُ ٱلشَّرُّ كَانَ ئَُوسٗا 83
İnsana sağlık ve zenginlik nimeti verdiğimiz zaman kibirlenerek Allah'a şükretmekten, itaat etmekten yüzünü çevirir ve uzaklaşır. Onun başına bir hastalık, fakirlik veya benzeri durumlar geldiğinde de Allah'ın rahmetinden şiddetli bir şekilde ümitsizliğe düşer.
قُلۡ كُلّٞ يَعۡمَلُ عَلَىٰ شَاكِلَتِهِۦ فَرَبُّكُمۡ أَعۡلَمُ بِمَنۡ هُوَ أَهۡدَىٰ سَبِيلٗا 84
(Ey Resûl!) De ki: Her insan kendisinin hidayet ve sapıklıktaki mizaç ve meşrebine uygun amel işler. Rabbiniz, kimin hakka ileten en doğru yolda olduğunu en iyi bilendir.
وَيَسَۡٔلُونَكَ عَنِ ٱلرُّوحِۖ قُلِ ٱلرُّوحُ مِنۡ أَمۡرِ رَبِّي وَمَآ أُوتِيتُم مِّنَ ٱلۡعِلۡمِ إِلَّا قَلِيلٗا 85
(Ey Resûl!) Ehl-i kitabın kâfirleri sana ruhun hakikatinden soruyorlar. Onlara de ki: Ruhun hakikatini Allah'tan başka kimse bilemez. Siz ve sizin gibi tüm yaratılmışlara, bütün noksanlıktan münezzeh olan Allah Subhanehu ve Teâlâ'nın ilmine nispetle ancak az bir ilim verilmiştir.
وَلَئِن شِئۡنَا لَنَذۡهَبَنَّ بِٱلَّذِيٓ أَوۡحَيۡنَآ إِلَيۡكَ ثُمَّ لَا تَجِدُ لَكَ بِهِۦ عَلَيۡنَا وَكِيلًا 86
(Ey Resûl!) Allah'a yemin olsun ki sana indirdiğimiz vahyi göğüslerden ve yazılı olduğu kitaplardan silip yok etmeyi dileseydik onu ortadan kaldırırdık. Sonra da bu durumda sana yardımcı olacak ve onu geri döndürecek birini de bulamazdın.
Ayetlerde, kulun, Allah'ın kendisini hak üzerine sabit kılmasına aşırı derecede muhtaç olduğu ve Rabbinin kendisini iman üzerine sabit kılması için O'na boyun eğmeyi hiç bırakmaması gerektiği bildirilmiştir.
Hak üstün olduğunda batıl dağılıp yok olur. Batıl ancak hak ehlinin tembellik yaptığı zamanlarda ve mekânlarda üstün gelebilir.
Kur'an'ın ihtiva ettiği şifa, genel olarak kalpler için şüphelerden, cehaletten, yozlaşmış görüşlerden, kötü sapmalardan ve kötü maksatlardan arındıran şifadır.
Bu ayetlerde, bir kimseye soru sorulduğu zaman o sorulan soruda soru sahibi için bir fayda yoksa, doğru olan davranışın o soruya cevap vermemek olduğunun delili vardır. Bu kimse soru sahibine, ihtiyaç duyduğu ve ona fayda verecek şeyleri göstermelidir.