كَيۡفَ يَكُونُ لِلۡمُشۡرِكِينَ عَهۡدٌ عِندَ ٱللَّهِ وَعِندَ رَسُولِهِۦٓ إِلَّا ٱلَّذِينَ عَٰهَدتُّمۡ عِندَ ٱلۡمَسۡجِدِ ٱلۡحَرَامِۖ فَمَا ٱسۡتَقَٰمُواْ لَكُمۡ فَٱسۡتَقِيمُواْ لَهُمۡۚ إِنَّ ٱللَّهَ يُحِبُّ ٱلۡمُتَّقِينَ 7
(Ey Müslümanlar!) Allah'a ortak koşan müşriklerin Allah katında ve Resûlü yanında bir anlaşmalarının ve emanlarının olması doğru olmaz. Mescid-i Haram'ın yanında Hudeybiye anlaşmasında kendileriyle anlaşma yaptığınız müşrikler bunun dışındadırlar. Bunlar, size dürüst davrandıkları ve ahitlerini bozmadıkları sürece siz de onlara karşı dürüst davranın ve onlarla olan ahitlerinizi bozmayın. Şüphesiz Allah Teâlâ, kullarından, emirlerini yerine getirip yasaklarından kaçınarak takva sahibi olanları sever.
كَيۡفَ وَإِن يَظۡهَرُواْ عَلَيۡكُمۡ لَا يَرۡقُبُواْ فِيكُمۡ إِلّٗا وَلَا ذِمَّةٗۚ يُرۡضُونَكُم بِأَفۡوَٰهِهِمۡ وَتَأۡبَىٰ قُلُوبُهُمۡ وَأَكۡثَرُهُمۡ فَٰسِقُونَ 8
Sizin düşmanlarınız oldukları halde onlar için nasıl bir ahit ve eman olabilir?! Şayet onlar size galip gelselerdi; ne Allah'a ne akrabalığa ne de anlaşmaya bakarlardı. Bilakis sizi en kötü azapla azaplandırırlardı. Onlar dilleriyle konuştukları güzel sözlerle sizleri hoşnut ederler fakat kalpleri dillerini doğrulamaz. Söylediklerini de yerine getirmezler. Onların çoğu, anlaşmalarını bozmaları sebebiyle Allah Teâlâ'ya itâatten çıkmışlardır.
ٱشۡتَرَوۡاْ بَِٔايَٰتِ ٱللَّهِ ثَمَنٗا قَلِيلٗا فَصَدُّواْ عَن سَبِيلِهِۦٓۚ إِنَّهُمۡ سَآءَ مَا كَانُواْ يَعۡمَلُونَ 9
Ahitlere vefa göstermenin de dahil olduğu Yüce Allah'ın tüm ayetlerine tabi olmayı, kendisiyle şehvetlerine ve hevâlarına ulaştıkları dünyanın geçici ve değersiz şeyleriyle değiştirdiler. Kendi nefislerini hakka tabi olmaktan alıkoydular, kendileri dışındakileri de haktan alıkoydular. Yapmış oldukları amelleri gerçekten de ne kötüdür!
لَا يَرۡقُبُونَ فِي مُؤۡمِنٍ إِلّٗا وَلَا ذِمَّةٗۚ وَأُوْلَٰٓئِكَ هُمُ ٱلۡمُعۡتَدُونَ 10
Üzerinde oldukları düşmanlık sebebiyle bir mümin hakkında ne akrabalık ne de anlaşma gözetirler. Onlar, zulüm ve düşmanlık vasfına sahip olduklarından dolayı Allah'ın sınırlarını çiğnemişlerdir.
فَإِن تَابُواْ وَأَقَامُواْ ٱلصَّلَوٰةَ وَءَاتَوُاْ ٱلزَّكَوٰةَ فَإِخۡوَٰنُكُمۡ فِي ٱلدِّينِۗ وَنُفَصِّلُ ٱلۡأٓيَٰتِ لِقَوۡمٖ يَعۡلَمُونَ 11
Eğer Allah Teâlâ'ya küfürlerinden tövbe ederler, kelime-i şehadeti söylerler, namazı dosdoğru kılarlar ve mallarının zekâtını verirlerse Müslüman olurlar. O zaman onlar sizin din kardeşlerinizdir. Sizin lehinize olan şey onların da lehinedir, sizin aleyhinize olan şey onların da aleyhinedir. Onlara karşı savaşmanız size helal olmaz. Müslüman olmaları, onların mallarını, kanlarını ve ırzlarını koruma altına alır. Biz ayetleri, bilen bir kavim için işte böyle açıklıyoruz. Ayetlerden istifade edenler ve bu ayetlerle başkalarına fayda verenler de onlardır.
وَإِن نَّكَثُوٓاْ أَيۡمَٰنَهُم مِّنۢ بَعۡدِ عَهۡدِهِمۡ وَطَعَنُواْ فِي دِينِكُمۡ فَقَٰتِلُوٓاْ أَئِمَّةَ ٱلۡكُفۡرِ إِنَّهُمۡ لَآ أَيۡمَٰنَ لَهُمۡ لَعَلَّهُمۡ يَنتَهُونَ 12
Bu müşrikler kendileriyle savaşmayı terk etmeye dair belirli bir süre için yapmış olduğunuz anlaşmalarını ve sözleşmelerini bozar, sizin dininize dil uzatır ve anlaşmalarından bir şeyi eksiltirlerse onlarla savaşın. Çünkü onlar küfrün elebaşlarıdır. Artık onlara verilmiş olan, kanlarının dökülmesini engelleyecek bir söz yoktur. Küfürlerinin, anlaşmayı bozmalarının ve dini eksik/küçük görmelerinin son bulması için onlarla savaşın.
أَلَا تُقَٰتِلُونَ قَوۡمٗا نَّكَثُوٓاْ أَيۡمَٰنَهُمۡ وَهَمُّواْ بِإِخۡرَاجِ ٱلرَّسُولِ وَهُم بَدَءُوكُمۡ أَوَّلَ مَرَّةٍۚ أَتَخۡشَوۡنَهُمۡۚ فَٱللَّهُ أَحَقُّ أَن تَخۡشَوۡهُ إِن كُنتُم مُّؤۡمِنِينَ 13
(Ey iman edenler!) Size olan ahitlerini bozan, Daru'n-Nedve'de Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem'in Mekke'den çıkarılması için toplanan, bunun için çalışan, sizinle savaşmaya ilk önce kendileri başlayan ve Peygamber'in müttefikleri olan Huzaa kabilesine karşı Kureyş'in müttefikleri olan Bekr kabilesine yardım eden müşriklerle niçin savaşmıyorsunuz? Yoksa onlardan korktuğunuz için mi onlarla savaşmıyorsunuz? Gerçekten hakkıyla iman ediyorsanız Allah Subhanehu ve Teâlâ, kendisinden korkulmaya daha layıktır.
Ayetler, ahitlerini bozan müşrikler ile savaşmanın pek çok sebebi olduğuna delalet etmektedir ki bunların en önemlilerinden biri anlaşmayı bozmaktır.
Ayetlerde, namazı ve zekâtı eda etmekten imtina eden kimselerle, onlar namazı ve zekâtı eda edinceye kadar savaşılacağına dair deliller vardır. Nitekim Ebu Bekir radıyallahu anh da böyle yapmıştır.
Âlimler, Allah Teâlâ'nın, (وَطَعَنُواْ فِي دِينِكُمۡ) "Sizin dininize dil uzatırlarsa" ayetini, din ile bilerek alay edip dini karalayan kimsenin ödürülmesinin farz olduğuna delil göstermişlerdir.
Ayetler, sadece Allah'tan korkan mümin bir kimsenin savaşma hususunda insanların en cesaretlisi olması gerektiğine delalet etmektedir.