خُشَّعًا أَبۡصَٰرُهُمۡ يَخۡرُجُونَ مِنَ ٱلۡأَجۡدَاثِ كَأَنَّهُمۡ جَرَادٞ مُّنتَشِرٞ 7
Bakışları zelil haldedir. Kabirlerinden çıkarak etrafa dağılmış çekirgeler gibi hesaplarının görülmesi için bir toplanma yerine giderler.
مُّهۡطِعِينَ إِلَى ٱلدَّاعِۖ يَقُولُ ٱلۡكَٰفِرُونَ هَٰذَا يَوۡمٌ عَسِرٞ 8
O toplanma yerine çağıran davetçiye hızla koşarken kâfirler şöyle derler: "İçinde barındırdığı şiddet ve dehşet verici olaylardan dolayı bu gerçekten zor bir gündür."
Yüce Allah, kâfirlerin Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem'in davetinden yüz çevirdiklerini zikrettikten sonra, Resûlüne teselli olması için geçmiş ümmetlerin de resûllerini yalanladığını haber vermiş ve şöyle buyurmuştur:
۞كَذَّبَتۡ قَبۡلَهُمۡ قَوۡمُ نُوحٖ فَكَذَّبُواْ عَبۡدَنَا وَقَالُواْ مَجۡنُونٞ وَٱزۡدُجِرَ 9
(Ey Resûl!) Bunlar senin davetini yalanlamadan önce Nuh'un kavmi de yalanladı. Kulumuz Nuh aleyhisselam'ı onlara gönderdiğimiz zaman da yalanladılar. Onun hakkında şöyle dediler: "O delidir. Eğer onları davet etmeyi bırakmazsa çeşitli küfür, sövme ve tehditler ile onu azarlayıp kovun."
فَدَعَا رَبَّهُۥٓ أَنِّي مَغۡلُوبٞ فَٱنتَصِرۡ 10
Nuh aleyhisselam şöyle söyleyerek Rabbine dua etti: "Kavmim bana galip geldi ve bana icabet etmedi. Onlara indireceğin bir ceza/azap ile bana yardım et."
فَفَتَحۡنَآ أَبۡوَٰبَ ٱلسَّمَآءِ بِمَآءٖ مُّنۡهَمِرٖ 11
Bunun üzerine Biz de göğün kapılarını, aralıksız bolca akan sularla açtık.
وَفَجَّرۡنَا ٱلۡأَرۡضَ عُيُونٗا فَٱلۡتَقَى ٱلۡمَآءُ عَلَىٰٓ أَمۡرٖ قَدۡ قُدِرَ 12
Yeryüzünü yardık ve içinden sular fışkıran pınarlar haline getirdik. Yüce Allah'ın ezelde takdir ettiği üzere gökten inen suyla yerden çıkan su bir araya gelerek birleşti. Yüce Allah'ın kurtardıkları hariç herkes boğuldu.
وَحَمَلۡنَٰهُ عَلَىٰ ذَاتِ أَلۡوَٰحٖ وَدُسُرٖ 13
Biz Nuh'u çivilerle perçinli levhalardan oluşan gemiye bindirdik. Onu ve yanındakileri boğulmaktan kurtardık.
تَجۡرِي بِأَعۡيُنِنَا جَزَآءٗ لِّمَن كَانَ كُفِرَ 14
Gemi hırçın dalgalar içinde gözetimimiz ve korumamız altında akıp gidiyordu. Bunu kavminin kendisini yalanladığı ve Allah'ın katından getirdiğini inkâr eden kişilere karşı Nuh'a yardım etmek için yaptık.
وَلَقَد تَّرَكۡنَٰهَآ ءَايَةٗ فَهَلۡ مِن مُّدَّكِرٖ 15
Kendilerini cezalandırdığımız bu azabı öğüt ve ibret olması için bıraktık. Bundan düşünüp öğüt alan var mıdır?
فَكَيۡفَ كَانَ عَذَابِي وَنُذُرِ 16
Yalanlayanlar için azabım nasılmış gördüler! Ve onları helak etmek için uyarım nasılmış onu da gördüler!
وَلَقَدۡ يَسَّرۡنَا ٱلۡقُرۡءَانَ لِلذِّكۡرِ فَهَلۡ مِن مُّدَّكِرٖ 17
Muhakkak ki Biz Kur'an'ı, ibret ve öğüt alınması için kolaylaştırdık. Onda bulunan ibret ve öğütten ibret alan var mı?
كَذَّبَتۡ عَادٞ فَكَيۡفَ كَانَ عَذَابِي وَنُذُرِ 18
Âd kavmi, peygamberleri Hûd aleyhisselam'ı yalanladı. (Ey Mekke halkı!) Onlara olan azabım nasılmış bir düşünün! Onların azabıyla başkalarını uyarmam nasılmış?
إِنَّآ أَرۡسَلۡنَا عَلَيۡهِمۡ رِيحٗا صَرۡصَرٗا فِي يَوۡمِ نَحۡسٖ مُّسۡتَمِرّٖ 19
Biz, onların üzerine soğuk ve şiddetli bir rüzgârı kesintisiz bir şekilde, kötü ve uğursuz gördükleri günde, cehenneme ulaşana kadar gönderdik.
تَنزِعُ ٱلنَّاسَ كَأَنَّهُمۡ أَعۡجَازُ نَخۡلٖ مُّنقَعِرٖ 20
(O,) İnsanları yerden söküp, başları üzerine atıyordu. Sanki onlar yerinden sökülmüş hurma kütükleri gibiydiler.
فَكَيۡفَ كَانَ عَذَابِي وَنُذُرِ 21
(Ey Mekke halkı!) Onlara olan azabım nasılmış bir düşünün! Onların azabıyla başkalarını uyarmam nasılmış?
وَلَقَدۡ يَسَّرۡنَا ٱلۡقُرۡءَانَ لِلذِّكۡرِ فَهَلۡ مِن مُّدَّكِرٖ 22
Muhakkak ki Biz, Kur'an'ı hatırlanıp öğüt alınması için kolaylaştırdık. Onda bulunan ibret ve öğütten ibret alan var mı?
كَذَّبَتۡ ثَمُودُ بِٱلنُّذُرِ 23
Semûd kavmi, kendilerini uyaran resûlleri Salih aleyhisselam'ı yalanladı.
فَقَالُوٓاْ أَبَشَرٗا مِّنَّا وَٰحِدٗا نَّتَّبِعُهُۥٓ إِنَّآ إِذٗا لَّفِي ضَلَٰلٖ وَسُعُرٍ 24
Kınayarak şöyle dediler: "Bizim gibi bir beşere mi tabi olalım? Eğer biz bu durumda ona tabi olursak, doğrudan uzak, sapmış ve sıkıntıda kalmış oluruz."
أَءُلۡقِيَ ٱلذِّكۡرُ عَلَيۡهِ مِنۢ بَيۡنِنَا بَلۡ هُوَ كَذَّابٌ أَشِرٞ 25
"Aramızdan sadece, özel olarak tek ona mı vahiy indirildi? Hayır, o kibirli bir yalancıdır."
سَيَعۡلَمُونَ غَدٗا مَّنِ ٱلۡكَذَّابُ ٱلۡأَشِرُ 26
Kıyamet günü Salih'in mi yoksa onların mı zorba bir yalancı olduğunu görecekler!
إِنَّا مُرۡسِلُواْ ٱلنَّاقَةِ فِتۡنَةٗ لَّهُمۡ فَٱرۡتَقِبۡهُمۡ وَٱصۡطَبِرۡ 27
Şüphesiz Biz dişi deveyi kayadan çıkaracağız ve onu imtihan olması için onlara göndereceğiz. (Ey Salih!) Ona (dişi deveye) ne yapacaklarını ve onlara ne olacağını gözetle. Onların eziyetlerine sabret.
Küfründe ısrar eden kâfire beddua etmek meşrudur.
Yalanlayanların helak edilmesi ve iman edenlerin kurtarılması ilahî bir sünnettir.
Kur'an; ezberlenmesi, hatırlanıp öğüt alınması için kolaylaştırılmıştır.