وَٱلسَّمَآءِ ذَاتِ ٱلۡحُبُكِ 7
Allah Teâlâ, yolları olan ve güzel bir yaratılışa sahip olan göğe yemin etmiştir.
إِنَّكُمۡ لَفِي قَوۡلٖ مُّخۡتَلِفٖ 8
(Ey Mekke halkı!) Şüphesiz sizler çelişkili sözler söylüyorsunuz. Sizler bazen "Kur'an bir sihirdir" diyorsunuz, bazen ise "Bir şiirdir" diyorsunuz. Aynı şekilde bazen "Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem sihirbazdır" diyorsunuz, bazen ise "O bir şairdir" diyorsunuz.
يُؤۡفَكُ عَنۡهُ مَنۡ أُفِكَ 9
Yüce Allah'ın ilminde Kur'an-ı Kerim ve Nebi sallallahu aleyhi ve sellem'e iman etmekten çevrilen çevrilir. Bu, o kimsenin iman etmeyeceğini Allah’ın ilmiyle bilmesindendir. Bu kimse doğruya iletilmek hususunda muvaffak kılınmaz.
قُتِلَ ٱلۡخَرَّٰصُونَ 10
Kur’an ve peygamberleri hakkında yalan konuşan o yalancılar kahrolsun!
ٱلَّذِينَ هُمۡ فِي غَمۡرَةٖ سَاهُونَ 11
Onlar, ahiret yurdu hakkında cehalet içinde kalmış gafillerdir. Onlar ahireti umursamazlar.
يَسَۡٔلُونَ أَيَّانَ يَوۡمُ ٱلدِّينِ 12
"Ceza/karşılık günü ne zamandır?" diye soruyorlar. Onlar o gün için amel etmezler.
يَوۡمَ هُمۡ عَلَى ٱلنَّارِ يُفۡتَنُونَ 13
Allah Teâlâ onların sorularına şöyle cevap verir: "O gün, onların ateşte yakılarak azap görecekleri gündür."
ذُوقُواْ فِتۡنَتَكُمۡ هَٰذَا ٱلَّذِي كُنتُم بِهِۦ تَسۡتَعۡجِلُونَ 14
Onlara şöyle denir: "Azabınızı tadın! Kendisiyle uyarıldığınızda sizin alay ederek gelmesi için acele edip durduğunuz şey işte budur!"
إِنَّ ٱلۡمُتَّقِينَ فِي جَنَّٰتٖ وَعُيُونٍ 15
Emirlerini yerine getirip yasaklarından kaçınarak Rablerinden sakınanlar var ya; şüphesiz kıyamet günü onlar bahçelerde ve pınarlardadırlar.
ءَاخِذِينَ مَآ ءَاتَىٰهُمۡ رَبُّهُمۡۚ إِنَّهُمۡ كَانُواْ قَبۡلَ ذَٰلِكَ مُحۡسِنِينَ 16
Rablerinden güzel karşılığı almışlardır. Şüphesiz onlar, dünyadayken bu güzel karşılıktan önce de iyi kimseler idiler.
كَانُواْ قَلِيلٗا مِّنَ ٱلَّيۡلِ مَا يَهۡجَعُونَ 17
Onlar geceleyin namaz kılarlardı ve geceleyin az bir zamandan başka uyumazlardı.
وَبِٱلۡأَسۡحَارِ هُمۡ يَسۡتَغۡفِرُونَ 18
Seher vakitlerinde ise Rablerinden, günahları için bağışlanmayı dilerlerdi.
وَفِيٓ أَمۡوَٰلِهِمۡ حَقّٞ لِّلسَّآئِلِ وَٱلۡمَحۡرُومِ 19
Onların mallarında; hem yardım isteyen yoksul için hem de istemekten çekinen fakat herhangi bir sebeple rızık ve imkândan mahrum olan kimseler için gönüllü olarak verdikleri bir pay vardır.
وَفِي ٱلۡأَرۡضِ ءَايَٰتٞ لِّلۡمُوقِنِينَ 20
Yeryüzünde ve Allah'ın orada yerleştirdiği dağlarda, denizlerde, ağaçlarda, bitkilerde ve hayvanlarda kesin olarak inananlar için Allah'ın kudretine, O'nun yaratan ve şekil veren olduğuna delalet eden nice deliller vardır.
وَفِيٓ أَنفُسِكُمۡۚ أَفَلَا تُبۡصِرُونَ 21
(Ey insanlar!) Sizin kendi nefislerinizde de Allah'ın kudretine delalet eden nice deliller vardır. İbret almak için bakmaz mısınız?
وَفِي ٱلسَّمَآءِ رِزۡقُكُمۡ وَمَا تُوعَدُونَ 22
Gökte de sizin dünyevî ve dinî rızkınız, bir de hayır ve şer olarak size va'dedilen şeyler vardır.
فَوَرَبِّ ٱلسَّمَآءِ وَٱلۡأَرۡضِ إِنَّهُۥ لَحَقّٞ مِّثۡلَ مَآ أَنَّكُمۡ تَنطِقُونَ 23
Göğün ve yerin Rabbine ant olsun ki yeniden dirilme, tıpkı sizin konuşmanız gibi şüphe olmayan bir haktır.
هَلۡ أَتَىٰكَ حَدِيثُ ضَيۡفِ إِبۡرَٰهِيمَ ٱلۡمُكۡرَمِينَ 24
(Ey Peygamber! Sana,) İbrahim aleyhisselam'ın kendilerine ikramda bulunduğu misafir meleklerin haberi geldi mi?
إِذۡ دَخَلُواْ عَلَيۡهِ فَقَالُواْ سَلَٰمٗاۖ قَالَ سَلَٰمٞ قَوۡمٞ مُّنكَرُونَ 25
Onlar, İbrahim'in yanına girdiklerinde ona "Selam!" demişlerdi. İbrahim de onların selamını almış ve o da onlara karşılık olarak şöyle demiştir: "Selâm!" Kendi nefsinde de şöyle demişti: "Bunlar kendilerini tanımadığımız kimselerdir."
فَرَاغَ إِلَىٰٓ أَهۡلِهِۦ فَجَآءَ بِعِجۡلٖ سَمِينٖ 26
Hemen gizlice ailesinin yanına gitti ve gelen misafirlerin insan olduklarını zannederek ailesinin yanından besili bir buzağı getirdi.
فَقَرَّبَهُۥٓ إِلَيۡهِمۡ قَالَ أَلَا تَأۡكُلُونَ 27
Buzağıyı onlara yaklaştırdı ve onlara yumuşak bir şekilde hitap ederek, "Sizin için sunulan bu yemekten yemez misiniz?" dedi.
فَأَوۡجَسَ مِنۡهُمۡ خِيفَةٗۖ قَالُواْ لَا تَخَفۡۖ وَبَشَّرُوهُ بِغُلَٰمٍ عَلِيمٖ 28
Onlar yemeyince İbrahim aleyhisselam'ın nefsinde bir korku meydana geldi. Melekler bunu fark ettiler ve ona güven vererek, "Korkma! Bizler Allah katından gönderilmiş elçileriz." dediler. Sonra İbrahim aleyhisselam'a kendisini sevindirecek olan; çokça ilmi olacak olan erkek bir çocuğun doğum müjdesini verdiler. Onun, kendisiyle müjdelendiği (çocuk), İshak aleyhisselam idi.
فَأَقۡبَلَتِ ٱمۡرَأَتُهُۥ فِي صَرَّةٖ فَصَكَّتۡ وَجۡهَهَا وَقَالَتۡ عَجُوزٌ عَقِيمٞ 29
İbrahim aleyhisselam'ın karısı bu müjdeyi işitince sevincinden çığlık attı ve ellerini yüzüne çarparak şaşırmış bir şekilde şöyle dedi: "Bir kocakarı doğurur mu?" Aslında o kısır bir kadındı.
قَالُواْ كَذَٰلِكِ قَالَ رَبُّكِۖ إِنَّهُۥ هُوَ ٱلۡحَكِيمُ ٱلۡعَلِيمُ 30
Melekler ona şöyle dediler: "Sana haber verdiğimiz şeyi Rabbin böyle buyurdu. O'nun buyurduğunu geri çevirecek yoktur. Şüphesiz O, yaratmasında ve takdir etmesinde çok hikmet sahibidir ve yarattıklarını ve neyin yarattıkları için yararlı olacağını hakkıyla bilendir.''
Bir ameli güzelce ve Allah için yapmak cennete giriş sebebidir.
Gece ibadetinin fazileti ve onun Allah'a yakınlaşmada en faziletli amellerden olduğu beyan edilmiştir.
Şunlar misafir ağırlamanın adabından olan hususlardandır: Selamın karşılığını, verilen selamdan daha hayırlısıyla vermek, gizlice sofra hazırlamak, misafirler gelmeden önce hazırlanmak, sofradan herhangi bir şeyi ayırt etmemek, sofranın hazırlanmasını gözetlemek, sofrayı hızlıca hazırlamak, misafir gelmeden önce sofrayı hazırlamak, sofrayı misafirlere yakınlaştırmak ve onlara yumuşak bir üslupla hitap etmek.