يَسَۡٔلُكَ ٱلنَّاسُ عَنِ ٱلسَّاعَةِۖ قُلۡ إِنَّمَا عِلۡمُهَا عِندَ ٱللَّهِۚ وَمَا يُدۡرِيكَ لَعَلَّ ٱلسَّاعَةَ تَكُونُ قَرِيبًا 63
Ey Resûl! Müşrikler, sana, inkâr ve yalanlama içinde kıyametin ne zaman kopacağını sormaktadırlar. Aynı şekilde Yahudiler de sormaktadır. Onlara de ki: "Kıyametin ne zaman kopacağıyla alakalı bilgi sadece Allah katındadır, bu bilgi bende yoktur." Ey Resûl! Nereden bileceksin? Belki de kıyamet çok yakındır.
إِنَّ ٱللَّهَ لَعَنَ ٱلۡكَٰفِرِينَ وَأَعَدَّ لَهُمۡ سَعِيرًا 64
Allah Subhanehu ve Teâlâ kâfirleri rahmetinden kovmuş ve kıyamet günü onlar için, kendilerini bekleyen alevli bir ateş hazırlamıştır.
خَٰلِدِينَ فِيهَآ أَبَدٗاۖ لَّا يَجِدُونَ وَلِيّٗا وَلَا نَصِيرٗا 65
Kendileri için hazırlanmış o azabın içinde ebedî kalacaklardır. Orada ne kendilerine fayda verecek bir dost ne de kendilerinden o ateşin azabını savacak bir yardımcı bulurlar.
يَوۡمَ تُقَلَّبُ وُجُوهُهُمۡ فِي ٱلنَّارِ يَقُولُونَ يَٰلَيۡتَنَآ أَطَعۡنَا ٱللَّهَ وَأَطَعۡنَا ٱلرَّسُولَا۠ 66
Kıyamet günü, onların yüzleri cehennem ateşinde evrilip çevrilir. Hayıflanmalarının ve pişmanlıklarının şiddetinden şöyle derler: "Keşke dünya hayatımızda bize emrettiklerini yerine getirip yasaklarından kaçınarak Allah'a ve Rabbinden getirdikleri hususunda Resûl'e itaat etseydik."
وَقَالُواْ رَبَّنَآ إِنَّآ أَطَعۡنَا سَادَتَنَا وَكُبَرَآءَنَا فَأَضَلُّونَا ٱلسَّبِيلَا۠ 67
Bu kimseler, aslı olmayan değersiz bahaneler ileri sürerek şöyle dediler: "Rabbimiz; şüphesiz bizler, kavmimizin önderlerine ve büyüklerine itaat ettik (uyduk). Onlar da bizi dosdoğru yoldan saptırdılar."
رَبَّنَآ ءَاتِهِمۡ ضِعۡفَيۡنِ مِنَ ٱلۡعَذَابِ وَٱلۡعَنۡهُمۡ لَعۡنٗا كَبِيرٗا 68
"Rabbimiz! Bizi dosdoğru yoldan saptıran o önderlere ve büyüklere, bizi saptırdıkları için, bize verdiğin azabın iki katı azap ver ve onları büyük bir lanetle rahmetinden kov!"
يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ لَا تَكُونُواْ كَٱلَّذِينَ ءَاذَوۡاْ مُوسَىٰ فَبَرَّأَهُ ٱللَّهُ مِمَّا قَالُواْۚ وَكَانَ عِندَ ٱللَّهِ وَجِيهٗا 69
Ey Allah'a iman edip kendilerine gönderdiği dinle amel edenler! Peygamberinize eziyet etmeyin. Yoksa Mûsâ aleyhisselam'ın bedeninde bir kusur olduğu iddiasıyla kendisini ayıplayarak ona eziyet edenler gibi olursunuz. Allah, Mûsâ aleyhisselam'ı onların dediklerinden temize çıkarmış ve böylece onların nezdinde Mûsâ'nın selamette olduğu ortaya çıkmıştı. Mûsâ aleyhisselam Allah katında değerli ve şerefli bir kimseydi. İsteği geri çevrilmez ve çabası boşa gitmezdi.
يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ ٱتَّقُواْ ٱللَّهَ وَقُولُواْ قَوۡلٗا سَدِيدٗا 70
Ey Allah'a iman edip Allah'ın kendilerine gönderdiği dinle amel edenler! Emirlerini yerine getirip yasaklarından kaçınarak Allah'tan sakının ve doğru söz söyleyin.
يُصۡلِحۡ لَكُمۡ أَعۡمَٰلَكُمۡ وَيَغۡفِرۡ لَكُمۡ ذُنُوبَكُمۡۗ وَمَن يُطِعِ ٱللَّهَ وَرَسُولَهُۥ فَقَدۡ فَازَ فَوۡزًا عَظِيمًا 71
Eğer sizler Allah'tan sakınır ve doğru söz söylerseniz, O sizin amellerinizi ıslah eder (düzeltir) ve sizden kabul eder. Aynı şekilde sizin günahlarınızı siler ve günahlarınızdan dolayı sizi cezalandırmaz. Kim Allah'a ve Resûlüne itaat ederse; işte o, hiçbir benzeri olmayan büyük bir kurtuluşu elde etmiş olur ki bu kurtuluş Allah'ın rızası ve cennete giriştir.
إِنَّا عَرَضۡنَا ٱلۡأَمَانَةَ عَلَى ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلۡأَرۡضِ وَٱلۡجِبَالِ فَأَبَيۡنَ أَن يَحۡمِلۡنَهَا وَأَشۡفَقۡنَ مِنۡهَا وَحَمَلَهَا ٱلۡإِنسَٰنُۖ إِنَّهُۥ كَانَ ظَلُومٗا جَهُولٗا 72
Şüphesiz Biz dinî sorumlulukları, malları ve sırları korumayı göklere, yere ve dağlara sunduk (arz ettik). Onlar, bunu (emaneti) yüklenmekten imtina ettiler ve bu emanetin akıbetinden korktular. Onu insan yüklendi. Şüphesiz insan, nefsine karşı çok zalimdir ve yüklendiği emanet hakkında çok cahildir.
لِّيُعَذِّبَ ٱللَّهُ ٱلۡمُنَٰفِقِينَ وَٱلۡمُنَٰفِقَٰتِ وَٱلۡمُشۡرِكِينَ وَٱلۡمُشۡرِكَٰتِ وَيَتُوبَ ٱللَّهُ عَلَى ٱلۡمُؤۡمِنِينَ وَٱلۡمُؤۡمِنَٰتِۗ وَكَانَ ٱللَّهُ غَفُورٗا رَّحِيمَۢا 73
Yüce Allah'ın bir takdiri olarak bu emaneti insan yüklendi. Bu; Allah'ın erkeklerden ve kadınlardan münafık ve müşrik olanları, nifakları ve Allah'a ortak koşmaları sebebiyle azaba çarptırması ve emanet sorumluluğunu güzelce yüklenen mümin erkek ve kadınların tövbelerini kabul etmesi içindir. Allah, günahlarından tövbe eden kullarını çok bağışlayan ve onlara çok merhamet edendir.
Kıyamet vaktinin ilmi Allah'a mahsustur. (Bunu sadece O bilir.)
Önderlerine ve büyüklerine tabi olan kimselerin hak yoldan sapmalarının sorumluluğunu kendilerine tabi oldukları büyüklerine yüklemeleri, onları bu yaptıklarının sorumluluğundan kurtarmaz.
Peygamberlere -aleyhimusselam- sözlü ya da fiilî olarak eziyette bulunmanın şiddetle haram olduğu beyan edilmiştir.
İnsanın yüklenmiş olduğu emanetin büyüklüğü beyan edilmiştir.