فَلَمَّا تَرَٰٓءَا ٱلۡجَمۡعَانِ قَالَ أَصۡحَٰبُ مُوسَىٰٓ إِنَّا لَمُدۡرَكُونَ 61
Firavun ve adamları ile Mûsâ ve adamları birbirlerini görünce Mûsâ'nın arkadaşları şöyle dediler: "Muhakkak Firavun ve adamları bize yetişecekler. Bizim ise onlara karşı koyacak hiçbir gücümüz yoktur."
قَالَ كَلَّآۖ إِنَّ مَعِيَ رَبِّي سَيَهۡدِينِ 62
Mûsâ, kavmine şöyle dedi: "İş, sizin tasavvur ettiğiniz gibi değildir. Şüphesiz Rabbim, desteğiyle ve yardımıyla benimle beraberdir. Beni irşat edip kurtuluş yolunu gösterecektir."
فَأَوۡحَيۡنَآ إِلَىٰ مُوسَىٰٓ أَنِ ٱضۡرِب بِّعَصَاكَ ٱلۡبَحۡرَۖ فَٱنفَلَقَ فَكَانَ كُلُّ فِرۡقٖ كَٱلطَّوۡدِ ٱلۡعَظِيمِ 63
Bunun üzerine Mûsâ'ya asası ile denize vurmasını vahyettik. Mûsâ asasıyla vurunca deniz derhal yarıldı. İsrailoğulları'nın kabilelerinin sayısı kadar, on iki yol açıldı. Denizin her parçası büyüklük ve sabitlik bakımından koca bir dağ gibi olmuştu ve aralarında da hiç su akmıyordu.
وَأَزۡلَفۡنَا ثَمَّ ٱلۡأٓخَرِينَ 64
İsrailoğulları'nın arkasından Firavun'u ve kavmini oraya yaklaştırdık da onlar yolu açık zannederek denize girdiler.
وَأَنجَيۡنَا مُوسَىٰ وَمَن مَّعَهُۥٓ أَجۡمَعِينَ 65
Mûsâ'yı ve İsrailoğulları'ndan onunla beraber olanları kurtardık. Onlardan hiçbiri helak olmadı.
ثُمَّ أَغۡرَقۡنَا ٱلۡأٓخَرِينَ 66
Sonra, Firavun'u ve kavmini denizde boğarak öldürdük.
إِنَّ فِي ذَٰلِكَ لَأٓيَةٗۖ وَمَا كَانَ أَكۡثَرُهُم مُّؤۡمِنِينَ 67
Şüphesiz denizin Mûsâ için ikiye ayrılmasında, boğulmaktan kurtulmasında ve Firavun ile kavminin helak olmasında Mûsâ'nın doğru olduğunu gösteren bir ayet ve ibret vardır. Öyle ki Firavun ile beraber olanların çoğu mümin değillerdi.
وَإِنَّ رَبَّكَ لَهُوَ ٱلۡعَزِيزُ ٱلرَّحِيمُ 68
(Ey Resûl!) Şüphesiz ki senin Rabbin Azîz'dir (hiç kimse O'na galip gelemez), düşmanlarından intikam alandır. Onlardan olup tövbe edenlere de çok merhametlidir.
وَٱتۡلُ عَلَيۡهِمۡ نَبَأَ إِبۡرَٰهِيمَ 69
(Ey Resûl!) Onlara İbrahim aleyhisselam'ın kıssasını oku.
إِذۡ قَالَ لِأَبِيهِ وَقَوۡمِهِۦ مَا تَعۡبُدُونَ 70
Hani (İbrahim,) babası Azer'e ve kavmine şöyle demişti: "Allah'tan başka neye ibadet ediyorsunuz?"
قَالُواْ نَعۡبُدُ أَصۡنَامٗا فَنَظَلُّ لَهَا عَٰكِفِينَ 71
Kavmi ona şöyle dedi: "Putlara ibadet ediyoruz ve onlara ibadet etmeye de devam edeceğiz."
قَالَ هَلۡ يَسۡمَعُونَكُمۡ إِذۡ تَدۡعُونَ 72
İbrahim aleyhisselam onlara şöyle dedi: "Dua ettiğiniz zaman putlar sizin duanızı işitiyorlar mı?"
أَوۡ يَنفَعُونَكُمۡ أَوۡ يَضُرُّونَ 73
"Onlara itaat ettiğinizde size fayda veriyorlar mı veya onlara isyan ettiğinizde size zararları dokunuyor mu?"
قَالُواْ بَلۡ وَجَدۡنَآ ءَابَآءَنَا كَذَٰلِكَ يَفۡعَلُونَ 74
Onlar da şöyle dediler: "Onlara dua ettiğimizde duamızı duymazlar, itaat ettiğimizde bize fayda vermezler, isyan ettiğimizde de bize zarar vermezler. Bizler babalarımızı böyle yaparken bulduk ve biz onlara tabi olarak onları taklit ediyoruz."
قَالَ أَفَرَءَيۡتُم مَّا كُنتُمۡ تَعۡبُدُونَ 75
İbrahim şöyle dedi: "Allah'ı bırakıp hangi putlara tapmakta olduğunuzu (düşünüp de) gördünüz mü?"
أَنتُمۡ وَءَابَآؤُكُمُ ٱلۡأَقۡدَمُونَ 76
"Sizin ve daha önce geçmiş atalarınızın neye ibadet ettiklerini?"
فَإِنَّهُمۡ عَدُوّٞ لِّيٓ إِلَّا رَبَّ ٱلۡعَٰلَمِينَ 77
"Kuşkusuz onların hepsi benim düşmanımdır. Tüm canlıların Rabbi olan Allah Teâlâ hariç, (kendisine ibadet edilen) her şey batıldır."
ٱلَّذِي خَلَقَنِي فَهُوَ يَهۡدِينِ 78
"Beni yaratan, beni dünya ve ahiretin iyiliklerine irşat eden O'dur."
وَٱلَّذِي هُوَ يُطۡعِمُنِي وَيَسۡقِينِ 79
"Acıktığımda beni yediren ve susadığımda beni içiren tek varlık O'dur."
وَإِذَا مَرِضۡتُ فَهُوَ يَشۡفِينِ 80
"Hasta olduğum zaman yalnızca O bana şifa verir. O'ndan başka bana şifa veren yoktur."
وَٱلَّذِي يُمِيتُنِي ثُمَّ يُحۡيِينِ 81
"Ecelim geldiğinde beni öldürecek olan yalnız O'dur. Öldükten sonra tekrar beni diriltecek olan da O'dur."
وَٱلَّذِيٓ أَطۡمَعُ أَن يَغۡفِرَ لِي خَطِيَٓٔتِي يَوۡمَ ٱلدِّينِ 82
"Hesap günü günahlarımı bağışlamasını ümit ettiğim tek varlık O’dur."
رَبِّ هَبۡ لِي حُكۡمٗا وَأَلۡحِقۡنِي بِٱلصَّٰلِحِينَ 83
İbrahim, Rabbine dua ederek şöyle dedi: "Rabbim, bana dinde fıkıh ve derin bilgi ver ve benden önce gelen salih peygamberlerle beraber cennete girmem için beni onların arasına kat."
Allah Teâlâ yardım edip desteklemesiyle ve zor durumlardan kurtarmasıyla mümin kullarıyla beraberdir.
Rahmet ve izzet sıfatlarının Allah Teâlâ için sabit olduğu bildirilmiştir.
Körü körüne taklit etmenin tehlikesi bildirilmiştir.
Müminin Rabbine olan umudu büyüktür.