۞فَمَا كَانَ جَوَابَ قَوۡمِهِۦٓ إِلَّآ أَن قَالُوٓاْ أَخۡرِجُوٓاْ ءَالَ لُوطٖ مِّن قَرۡيَتِكُمۡۖ إِنَّهُمۡ أُنَاسٞ يَتَطَهَّرُونَ 56
Kavminin, "Lût ailesini memleketinizden çıkartın! Şüphesiz onlar (günahkârlardan ve pisliklerden uzak duran) temiz kimselermiş!” demekten başka bir cevabı yoktu. Bunu, işledikleri günahlara ortak olmayan, bilakis işledikleri bu günahı inkâr eden Lût ailesiyle dalga geçerek söylediler.
فَأَنجَيۡنَٰهُ وَأَهۡلَهُۥٓ إِلَّا ٱمۡرَأَتَهُۥ قَدَّرۡنَٰهَا مِنَ ٱلۡغَٰبِرِينَ 57
Biz de onu ve karısı hariç bütün ailesini kurtardık. Karısının helak olanlardan biri olması için, azaba uğrayanlar arasında olmasına hükmettik.
وَأَمۡطَرۡنَا عَلَيۡهِم مَّطَرٗاۖ فَسَآءَ مَطَرُ ٱلۡمُنذَرِينَ 58
Onların üzerine gökten taşlar yağdırdık. Bu, azaba karşı uyarıldığı halde icabet etmeyen kimseler için helak eden çok kötü bir yağmurdu.
قُلِ ٱلۡحَمۡدُ لِلَّهِ وَسَلَٰمٌ عَلَىٰ عِبَادِهِ ٱلَّذِينَ ٱصۡطَفَىٰٓۗ ءَآللَّهُ خَيۡرٌ أَمَّا يُشۡرِكُونَ 59
(Ey Peygamber!) De ki: “Nimetlerinden ötürü Allah’a hamdolsun. Lût ve Salih’in kavmine gönderdiği azaptan Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem'in ashabına da esenlik olsun. Her şeyin mülkü elinde olan hak mabud Yüce Allah mı hayırlıdır, yoksa müşriklerin ibadet ettiği, bir fayda ve zarara malik olmayan mabudları mı hayırlıdır?
أَمَّنۡ خَلَقَ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلۡأَرۡضَ وَأَنزَلَ لَكُم مِّنَ ٱلسَّمَآءِ مَآءٗ فَأَنۢبَتۡنَا بِهِۦ حَدَآئِقَ ذَاتَ بَهۡجَةٖ مَّا كَانَ لَكُمۡ أَن تُنۢبِتُواْ شَجَرَهَآۗ أَءِلَٰهٞ مَّعَ ٱللَّهِۚ بَلۡ هُمۡ قَوۡمٞ يَعۡدِلُونَ 60
(Ortak koştuklarınız mı hayırlı,) Yoksa gökleri ve yeri bir benzeri olmadan yaratan, üzerinize yağmur olarak su indiren, bu suyla sizlere nice güzellik ve iyiliklerle dolu bahçeler bitiren (Allah) mı? Sizler acizliğinizden dolayı bu bahçelerde bir ağaç bile bitiremezsiniz. Onları bitiren Yüce Allah’tır. Yoksa Allah’la beraber bunları yapan başka bir mabud mu var? Hayır. Bilakis onlar, adaletsizce, yaratan ile yaratılanı birbirine denk tutan ve haktan sapmış olan bir topluluktur.
أَمَّن جَعَلَ ٱلۡأَرۡضَ قَرَارٗا وَجَعَلَ خِلَٰلَهَآ أَنۡهَٰرٗا وَجَعَلَ لَهَا رَوَٰسِيَ وَجَعَلَ بَيۡنَ ٱلۡبَحۡرَيۡنِ حَاجِزًاۗ أَءِلَٰهٞ مَّعَ ٱللَّهِۚ بَلۡ أَكۡثَرُهُمۡ لَا يَعۡلَمُونَ 61
(Ortak koştuklarınız mı hayırlı,) Yoksa yeryüzü ve üzerinde bulunanları savurmayan, onu istikrarlı ve sabit bir hale getiren, nehirler akıtan ve dünyayı sabit kılan dağlar yaratan, biri diğerini bozarak içilmeyecek hale getirmesin diye suyu tatlı ve tuzlu iki ayrı denizi birbirine karıştırmayan Yüce Allah mı? Bütün bunları Yüce Allah’la beraber yapan başka bir mabud mu var? Hayır, bilakis onların çoğu hakkı bilmezler. Eğer bilselerdi, Allah’a hiçbir şeyi ortak koşmazlardı.
أَمَّن يُجِيبُ ٱلۡمُضۡطَرَّ إِذَا دَعَاهُ وَيَكۡشِفُ ٱلسُّوٓءَ وَيَجۡعَلُكُمۡ خُلَفَآءَ ٱلۡأَرۡضِۗ أَءِلَٰهٞ مَّعَ ٱللَّهِۚ قَلِيلٗا مَّا تَذَكَّرُونَ 62
(Ortak koştuklarınız mı hayırlı,) Yoksa sıkışmış ve zora düşmüş biri dua ettiği zaman ona karşılık veren, hastalık, fakirlik ve benzeri sıkıntıları gideren, sizleri birbirinizin ardından nesilden nesile yeryüzünde halifeler kılan (Allah) mı? Yoksa bunları Allah’la beraber yapan başka bir mabud mu vardır? Hayır, ne kadar da az öğüt alıyorsunuz.
أَمَّن يَهۡدِيكُمۡ فِي ظُلُمَٰتِ ٱلۡبَرِّ وَٱلۡبَحۡرِ وَمَن يُرۡسِلُ ٱلرِّيَٰحَ بُشۡرَۢا بَيۡنَ يَدَيۡ رَحۡمَتِهِۦٓۗ أَءِلَٰهٞ مَّعَ ٱللَّهِۚ تَعَٰلَى ٱللَّهُ عَمَّا يُشۡرِكُونَ 63
(Ortak koştuklarınız mı hayırlı,) Yoksa karanın ve denizlerin karanlığında sizin için diktiği işaret ve yıldızlarla yol gösteren, kullarına rahmet ederek yağmurun yağmasından önce müjdeleyici rüzgârları gönderen (Allah) mı? Yoksa bunları Allah’la beraber yapan başka bir mabud mu vardır? Yüce Allah, kendisine ortak koşulan her şeyden münezzeh ve mukaddestir.
Batıl ehli insanlar, hak olan delillerle kuşatıldıkları zaman şiddete başvururlar.
Karı-koca arasında kurulan iman dışındaki bağlar ahirette hiçbir fayda vermeyecektir.
Yüce Allah’ın nimetlerinin hatırlatılması yoluyla tevhid inancı sağlamlaştırılıp pekiştirilmiştir.
Yüce Allah, mümin de olsa kâfir de olsa zorda kalmış her kimseye, kendisine dua ederek yalvarması halinde icabet edeceğini va'detmiştir.