۞إِلَيۡهِ يُرَدُّ عِلۡمُ ٱلسَّاعَةِۚ وَمَا تَخۡرُجُ مِن ثَمَرَٰتٖ مِّنۡ أَكۡمَامِهَا وَمَا تَحۡمِلُ مِنۡ أُنثَىٰ وَلَا تَضَعُ إِلَّا بِعِلۡمِهِۦۚ وَيَوۡمَ يُنَادِيهِمۡ أَيۡنَ شُرَكَآءِي قَالُوٓاْ ءَاذَنَّٰكَ مَامِنَّا مِن شَهِيدٖ 47
Kıyametin ne zaman kopacağına ilişkin bilgi yalnız bir olan Allah'a havale edilir. Ne zaman kopacağını yalnız O bilir, O'ndan başka hiç kimse bilemez. O'nun bilgisi dışında meyveler kabuklarından ve tomurcuklarından yarılıp çıkamaz. O'nun bilgisi olmadan hiçbir dişi hamile kalamaz, doğuramaz ve onlardan hiçbir şey O'nu geçip kendisinden kurtulamazlar. Yüce Allah, kendisine ibadet etmekle beraber putlara da tapan müşrikleri azarlayarak şöyle seslenir: "Benim ortaklarım olduklarını iddia ettiğiniz ortaklarım nerede?" Müşrikler de ona şöyle derler: "Bu konuda, şimdi Senin önünde itiraf ederek, şüphesiz Senin bir ortağın olmadığına şahitlik ederiz.''
وَضَلَّ عَنۡهُم مَّا كَانُواْ يَدۡعُونَ مِن قَبۡلُۖ وَظَنُّواْ مَا لَهُم مِّن مَّحِيصٖ 48
Böylece önceden dua ve ibadet ettikleri putlar kendilerinden uzaklaşıp gitmişler, onlar da iyice anlamışlardır ki kendileri için Allah'ın azabından uzaklaşabilecekleri ne bir yer, kurtulabilecekleri ne bir konum vardır!
لَّا يَسَۡٔمُ ٱلۡإِنسَٰنُ مِن دُعَآءِ ٱلۡخَيۡرِ وَإِن مَّسَّهُ ٱلشَّرُّ فَئَُوسٞ قَنُوطٞ 49
İnsan sıhhat, mal, çocuk ve daha başka nimetleri istemekten bıkmaz. Fakat kendisine bir fakirlik veya hastalık dokunduğu zaman, Allah'ın rahmetinden hemen ümidini kaybeder ve ümitsizliğe kapılır.
وَلَئِنۡ أَذَقۡنَٰهُ رَحۡمَةٗ مِّنَّا مِنۢ بَعۡدِ ضَرَّآءَ مَسَّتۡهُ لَيَقُولَنَّ هَٰذَا لِي وَمَآ أَظُنُّ ٱلسَّاعَةَ قَآئِمَةٗ وَلَئِن رُّجِعۡتُ إِلَىٰ رَبِّيٓ إِنَّ لِي عِندَهُۥ لَلۡحُسۡنَىٰۚ فَلَنُنَبِّئَنَّ ٱلَّذِينَ كَفَرُواْ بِمَا عَمِلُواْ وَلَنُذِيقَنَّهُم مِّنۡ عَذَابٍ غَلِيظٖ 50
Ve eğer kendisine dokunan bir sıkıntıdan ve hastalıktan sonra, ona kendi katımızdan bir sıhhat, zenginlik ve afiyet tattıracak olsak mutlaka şöyle der: "Ben buna layığım ve bunu hak ediyorum. Kıyametin kopacağını zannetmiyorum ve eğer kıyametin kopacağını varsaysak dahi benim Allah katında malım ve zenginliğim vardır. Onu hak ettiğimden dolayı bu nimeti bana dünyada verdiği gibi ahirette de verir." Biz, Allah'ı küfr/inkar edenlere, yaptıkları küfürleri ve işlemiş oldukları günahları mutlaka haber vereceğiz ve mutlaka en ağır azabı onlara tattıracağız.
وَإِذَآ أَنۡعَمۡنَا عَلَى ٱلۡإِنسَٰنِ أَعۡرَضَ وَنََٔابِجَانِبِهِۦ وَإِذَا مَسَّهُ ٱلشَّرُّ فَذُو دُعَآءٍ عَرِيضٖ 51
Biz insana sıhhat, afiyet gibi nimetler verdiğimiz zaman o, Allah'ın zikrinden ve O'na itaat etmekten gaflete düşer, kibirlenerek yüz çevirir. Hastalık ve fakirlik gibi bir sıkıntı başına gelince de üzerinden sıkıntısını gidermesi için Allah'a çokça dua eder. O, Rabbi kendisine nimet verdiği zaman O'na şükretmez, ona bir bela verdiğinde, o belaya da sabretmez.
قُلۡ أَرَءَيۡتُمۡ إِن كَانَ مِنۡ عِندِ ٱللَّهِ ثُمَّ كَفَرۡتُم بِهِۦ مَنۡ أَضَلُّ مِمَّنۡ هُوَ فِي شِقَاقِۢ بَعِيدٖ 52
(Ey Resûl!) Bu yalanlayan müşriklere de ki: "Eğer bu Kur'an, Allah tarafından gelmiş de sonra siz de onu inkâr edip yalanlamışsanız o zaman haliniz nasıl olur? Hakkın ortaya çıkmasına ve delilinin de apaçık olmasına rağmen hakka karşı inat eden kimseden daha sapık kim olabilir?
سَنُرِيهِمۡ ءَايَٰتِنَا فِي ٱلۡأٓفَاقِ وَفِيٓ أَنفُسِهِمۡ حَتَّىٰ يَتَبَيَّنَ لَهُمۡ أَنَّهُ ٱلۡحَقُّۗ أَوَ لَمۡ يَكۡفِ بِرَبِّكَ أَنَّهُۥ عَلَىٰ كُلِّ شَيۡءٖ شَهِيدٌ 53
Kureyş kâfirlerine ayetlerimizi, Allah'ın Müslümanlar için fetih vereceği yeryüzünün ufuklarında bulunan yerleri göstereceğiz. Onlara kendi nefislerinde olan ayetlerimizi Mekke'nin fethiyle göstereceğiz. Ta ki müşriklerde bulunan şüpheler ortadan kalksın da bu Kur'an'ın, içinde hiçbir şüphe olmayan hak olduğu ortaya çıksın. Kur'an'ın Yüce Allah katından olduğuna dair Allah'ın şahitlik etmesi bu müşrikler için yetmez mi? Allah'tan daha yüce şahit kim olabilir? Gerçekten hakkı istemiş olsalardı Rablerinin şahitliği onlara mutlaka yeterdi.
أَلَآ إِنَّهُمۡ فِي مِرۡيَةٖ مِّن لِّقَآءِ رَبِّهِمۡۗ أَلَآ إِنَّهُۥ بِكُلِّ شَيۡءٖ مُّحِيطُۢ 54
Şüphesiz müşrikler tekrar dirilmeyi inkâr ettikleri için, kıyamet gününde Rablerine kavuşmaktan şüphe içindedirler. Onlar ahirete iman etmezler, bunun için de ahirete salih amelle hazırlanmazlar. Yüce Allah, ilim ve kudret bakımından her şeyi kuşatan değil midir?
Kıyametin kopma vaktinin ilmi yalnızca Yüce Allah'ın katındadır.
Yüce Allah'ın kendisine vermiş olduğu nimetlere karşı kâfir kimsenin bütün davranışlarında karışıklık ve huzursuzluk vardır.
Allah Teâlâ her şeyi kudreti ve ilmiyle kuşatmıştır.