وَلَقَدۡ أَرۡسَلۡنَآ إِلَىٰ ثَمُودَ أَخَاهُمۡ صَٰلِحًا أَنِ ٱعۡبُدُواْ ٱللَّهَ فَإِذَا هُمۡ فَرِيقَانِ يَخۡتَصِمُونَ 45
Muhakkak ki Biz Semûd kavmine, soy bakımından kardeşleri olan Salih aleyhisselam'ı, yalnız Allah'a ibadet edin diye uyarması için gönderdik. Bir de ne görsün?! Onlar birbiriyle çekişen iki grup olmuşlar; biri mümin topluluk, diğeri kâfir. Her biri kendisinin hak üzere olduğu hususunda birbiriyle çekişiyor!
قَالَ يَٰقَوۡمِ لِمَ تَسۡتَعۡجِلُونَ بِٱلسَّيِّئَةِ قَبۡلَ ٱلۡحَسَنَةِۖ لَوۡلَا تَسۡتَغۡفِرُونَ ٱللَّهَ لَعَلَّكُمۡ تُرۡحَمُونَ 46
Salih aleyhisselam onlara şöyle dedi: "Niçin rahmetten önce azabın gelmesini istiyorsunuz? Size merhamet etmesini ümit ederek Allah Teâlâ'dan günahlarınızın bağışlanmasını istemez misiniz?"
قَالُواْ ٱطَّيَّرۡنَا بِكَ وَبِمَن مَّعَكَۚ قَالَ طَٰٓئِرُكُمۡ عِندَ ٱللَّهِۖ بَلۡ أَنتُمۡ قَوۡمٞ تُفۡتَنُونَ 47
Kavmi hakka karşı inat ederek ona şöyle dedi: "Senin ve beraberindeki müminlerin yüzünden uğursuzluğa uğradık." Salih aleyhisselam onlara şöyle dedi: "Başınıza gelen sıkıntılar sebebiyle uğur getirmesi için uçurduğunuz kuşların ilmi Allah katındadır. Bu hususta hiçbir şey O'na gizli kalmaz. Muhakkak siz, size verilen çok hayırlarla ve başınıza gelen şerlerle imtihan edilmekte olan bir kavimsiniz."
وَكَانَ فِي ٱلۡمَدِينَةِ تِسۡعَةُ رَهۡطٖ يُفۡسِدُونَ فِي ٱلۡأَرۡضِ وَلَا يُصۡلِحُونَ 48
Hicr şehrinde günah ve küfürle bozgunculuk yapan dokuz kişi vardı. Bunlar yeryüzünde iman edip salih ameller işleyerek ıslah etmeyen kimselerdi.
قَالُواْ تَقَاسَمُواْ بِٱللَّهِ لَنُبَيِّتَنَّهُۥ وَأَهۡلَهُۥ ثُمَّ لَنَقُولَنَّ لِوَلِيِّهِۦ مَا شَهِدۡنَا مَهۡلِكَ أَهۡلِهِۦ وَإِنَّا لَصَٰدِقُونَ 49
Birbirlerine şöyle dediler: "Sizden her biriniz gece onun (Salih'in) evine geleceğine dair Allah adına yemin etsin. Ardından hep birlikte onu ve ailesini öldürelim. Sonra da onun kan davasını güden velisine şöyle diyelim: Biz Salih ve ailesinin öldürülmesi sırasında orada yoktuk. Gerçekten biz söylediğimiz sözde doğru söyleyen kimseleriz.''
وَمَكَرُواْ مَكۡرٗا وَمَكَرۡنَا مَكۡرٗا وَهُمۡ لَا يَشۡعُرُونَ 50
Salih'i ve müminlerden ona tabi olanları öldürmek için bir tuzak kurdular. Biz de onun kavminden kâfir olanları helak etmek için onlar fark etmeden ve onu, ona kurdukları tuzaklarından kurtarmak için bir tuzak kurduk.
فَٱنظُرۡ كَيۡفَ كَانَ عَٰقِبَةُ مَكۡرِهِمۡ أَنَّا دَمَّرۡنَٰهُمۡ وَقَوۡمَهُمۡ أَجۡمَعِينَ 51
(Ey Resûl!) Kurmuş oldukları tuzaklarının ve planlarının sonu nasıl oldu, bir bak! Muhakkak ki Biz onları ve toplumlarını kendi katımızdan bir azapla tamamen yok ettik.
فَتِلۡكَ بُيُوتُهُمۡ خَاوِيَةَۢ بِمَا ظَلَمُوٓاْۚ إِنَّ فِي ذَٰلِكَ لَأٓيَةٗ لِّقَوۡمٖ يَعۡلَمُونَ 52
Şunlar onların evleridir; duvarları çatılarının üzerine yıkılmış, zulümleri sebebiyle ahalisinin içinde yaşamadığı bir hale gelmiş. Şüphesiz zulümleri sebebiyle başlarına gelen azapta iman eden kavim için bir ibret vardır. Zira onlar (kâfirlerin başına gelen) azaptan ibret alırlar.
وَأَنجَيۡنَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ وَكَانُواْ يَتَّقُونَ 53
Salih aleyhisselam'ın kavminden olup Allah Teâlâ'ya iman edenleri kurtardık. Onlar, emirlerine uyarak ve yasaklarından kaçınarak Allah'a karşı takva sahibi olan kimselerdi.
وَلُوطًا إِذۡ قَالَ لِقَوۡمِهِۦٓ أَتَأۡتُونَ ٱلۡفَٰحِشَةَ وَأَنتُمۡ تُبۡصِرُونَ 54
(Ey Resûl!) Kavmini kınayan, yapmış olduklarını inkâr eden Lût'u da hatırla. Hani onlara şöyle diyordu: "Birbirinizi bakıp görürken alenen toplantılarınızda o çirkin işi mi yapıyorsunuz?
أَئِنَّكُمۡ لَتَأۡتُونَ ٱلرِّجَالَ شَهۡوَةٗ مِّن دُونِ ٱلنِّسَآءِۚ بَلۡ أَنتُمۡ قَوۡمٞ تَجۡهَلُونَ 55
Gerçekten de siz kadınları bırakıp şehvetle erkeklere mi yanaşıyorsunuz? Doğrusu siz, iffetli yaşamayı ve çocuk sahibi olmayı istemiyorsunuz. Siz sadece hayvanî şehvetinizi gidermek istiyorsunuz. Bilakis siz, üzerinize farz olan iman etmeyi, temizlenmeyi ve günahlardan uzaklaşmayı bilmeyen cahil bir toplumsunuz.
Günahlardan bağışlanma dilemek Yüce Allah'ın rahmetinin inmesine sebep olur.
Şahısları ve eşyaları uğursuz saymak müminlerin özelliklerinden değildir.
Hak ehline karşı şer ve hile yapmak üzere toplanmanın/birleşmenin akıbeti kötüdür.
Kötülüğü alenen işlemek onu gizlice yapmaktan daha çirkindir.
Günah işleyenlere ve zina edenlere karşı durup, yaptıklarını inkâr etmek farzdır.