وَءَايَةٞ لَّهُمۡ أَنَّا حَمَلۡنَا ذُرِّيَّتَهُمۡ فِي ٱلۡفُلۡكِ ٱلۡمَشۡحُونِ 41
Yüce Allah'ın birliğine delalet eden ve kullarına nimetinin işareti olan bir delili de Nuh zamanında, Âdem'in zürriyetinden olup tufandan kurtulanları Allah'ın mahlukatıyla dolu olan gemide taşımamızdır. Şüphesiz Yüce Allah, onlardan her cinsten bir çift taşımıştır.
وَخَلَقۡنَا لَهُم مِّن مِّثۡلِهِۦ مَا يَرۡكَبُونَ 42
Yüce Allah'ın birliğine delalet eden ve kullarına nimetinin işareti olan bir delil olarak Nuh'un gemisi gibi binecekleri yarattık.
وَإِن نَّشَأۡ نُغۡرِقۡهُمۡ فَلَا صَرِيخَ لَهُمۡ وَلَا هُمۡ يُنقَذُونَ 43
Eğer Biz onları boğmak isteseydik suda boğardık. Şayet onların boğulmasını dileseydik, onlara hiçbir yardımcı yardım edemezdi. Eğer onlar emrimiz ve hükmümüzle boğulsalardı, hiçbir kurtarıcı da onları kurtaramazdı.
إِلَّا رَحۡمَةٗ مِّنَّا وَمَتَٰعًا إِلَىٰ حِينٖ 44
Ancak onları boğulmaktan kurtararak onlara rahmet etmemiz ve aşamayacakları belirli bir zamana kadar istifade etmeleri için onları hayatta bırakmamız bundan müstesnadır. Umulur ki bundan ibret alıp iman ederler.
وَإِذَا قِيلَ لَهُمُ ٱتَّقُواْ مَا بَيۡنَ أَيۡدِيكُمۡ وَمَا خَلۡفَكُمۡ لَعَلَّكُمۡ تُرۡحَمُونَ 45
İman etmekten yüz çeviren bu müşriklere, "Kendisine doğru ilerlediğiniz ahiretten, geride bıraktığınız dünyadan ve onun zorluklarından sakının. Umulur ki Yüce Allah rahmetiyle lütufta bulunur" denildiğinde buna riayet etmezler. Bilakis bundan, hiç umursamadan yüz çevirirler.
وَمَا تَأۡتِيهِم مِّنۡ ءَايَةٖ مِّنۡ ءَايَٰتِ رَبِّهِمۡ إِلَّا كَانُواْ عَنۡهَا مُعۡرِضِينَ 46
Bu inatçı müşrikler, Allah'ın birliğini ve ibadetin yalnızca O'na layık olduğunu gösteren ayetler her geldiğinde, onlardan ibret almadan mutlaka yüz çevirirlerdi.
وَإِذَا قِيلَ لَهُمۡ أَنفِقُواْ مِمَّا رَزَقَكُمُ ٱللَّهُ قَالَ ٱلَّذِينَ كَفَرُواْ لِلَّذِينَ ءَامَنُوٓاْ أَنُطۡعِمُ مَن لَّوۡ يَشَآءُ ٱللَّهُ أَطۡعَمَهُۥٓ إِنۡ أَنتُمۡ إِلَّا فِي ضَلَٰلٖ مُّبِينٖ 47
Bu inatçı kâfirlere, "Allah'ın size rızık olarak verdiği mallardan fakirlere ve miskinlere yardım edin." denildiği zaman, büyüklük taslayanlar iman edenlere, "Allah'ın dilediği takdirde yedirip doyuracağı kişiyi biz mi doyuracağız? Biz O'nun dilemesine muhalefet etmiyoruz. Ey müminler! Siz ancak apaçık bir hatanın içindesiniz ve haktan uzaksınız." derler.
وَيَقُولُونَ مَتَىٰ هَٰذَا ٱلۡوَعۡدُ إِن كُنتُمۡ صَٰدِقِينَ 48
Ölümden sonra tekrar dirilmeyi inkâr edenler ve yalanlayıp onun imkânsız olduğunu düşünenler, "Ey müminler! Bu iddianızda sadıksanız, bu tehdit ne zaman gerçekleşecektir?" derler.
مَا يَنظُرُونَ إِلَّا صَيۡحَةٗ وَٰحِدَةٗ تَأۡخُذُهُمۡ وَهُمۡ يَخِصِّمُونَ 49
Ölümden sonra tekrar dirilmeyi inkâr eden ve onun imkânsız olduğunu düşünenler, Sur'a ilk defa üfürülmesinden başkasını beklemiyorlar. Bu korkunç ses onları alışveriş, tarla sulama ve hayvanları otlatma gibi dünya meşgaleleriyle uğraştıkları zaman ve âdetleri olduğu üzere çekişip dururlarken ansızın yakalayacaktır.
فَلَا يَسۡتَطِيعُونَ تَوۡصِيَةٗ وَلَآ إِلَىٰٓ أَهۡلِهِمۡ يَرۡجِعُونَ 50
Bu korkunç ses onları ansızın yakaladığı zaman birbirlerine herhangi bir vasiyette bulunmaya, evlerine ve ailelerine dönmeye güç yetiremezler. Bilakis onlar, bu meşgaleleriyle uğraşırken öleceklerdir.
وَنُفِخَ فِي ٱلصُّورِ فَإِذَا هُم مِّنَ ٱلۡأَجۡدَاثِ إِلَىٰ رَبِّهِمۡ يَنسِلُونَ 51
Yeniden dirilmeleri için Sur'a ikinci defa üfürüldüğünde, hepsi hesap ve karşılıklarını görmeleri için kabirlerinden çıkarak Rablerinin huzuruna doğru süratle giderler.
قَالُواْ يَٰوَيۡلَنَا مَنۢ بَعَثَنَا مِن مَّرۡقَدِنَاۜۗ هَٰذَا مَا وَعَدَ ٱلرَّحۡمَٰنُ وَصَدَقَ ٱلۡمُرۡسَلُونَ 52
Ölümden sonra tekrar dirilmeyi inkâr eden bu kâfirler, buna pişman olarak "Eyvah bize! Mezarımızdan bizi kim kaldırdı?" derler. Bu sorularına şöyle cevap alırlar: "İşte bu, Allah'ın size olan ve muhakkak gerçekleşecek olan vaadidir. Resûller de Rablerinden tebliğ ettiklerinde doğru söylemiştir."
إِن كَانَتۡ إِلَّا صَيۡحَةٗ وَٰحِدَةٗ فَإِذَا هُمۡ جَمِيعٞ لَّدَيۡنَا مُحۡضَرُونَ 53
Kabirlerden yeniden dirilmek, Sur'a ikinci kez üfürülmesinin neticesinde gerçekleşir. Bunun akabinde kıyamet günü, bütün yaratılmışlar, hesaplarının görülmesi için huzurumuzda hazır bulunacaklardır.
فَٱلۡيَوۡمَ لَا تُظۡلَمُ نَفۡسٞ شَيۡٔٗا وَلَا تُجۡزَوۡنَ إِلَّا مَا كُنتُمۡ تَعۡمَلُونَ 54
O gün adaletle hükmedilir. (Ey kullar!) İşlemiş olduğunuz günahlar artırılarak ya da salih amelleriniz azaltılarak size zulmedilmez. Sadece, dünyada yapmış olduğunuzun karşılığını tastamam alırsınız.
Yüce Allah'ın, kullarını terbiye etme üsluplarından biri de, kulların dinleri ve dünyaları için istifade edip faydalanacakları ayetleri önlerine sunmasıdır.
Allah Teâlâ, kullarına, emirlerini yerine getirip yasaklarından kaçınma imkânı sağlayıp onlara güç vermiştir. Eğer emredildikleri şeyleri terk ederlerse, bu onların kendi tercihidir.