Allah Subhanehu ve Teâlâ müminleri müdafaa edeceğini beyan edip, açıklamış ve bununla kulların nefisleri huzur bulmuştur. Ardından kâfirlerle savaşmaları için onlara izin vermiş ve şöyle buyurmuştur:
أُذِنَ لِلَّذِينَ يُقَٰتَلُونَ بِأَنَّهُمۡ ظُلِمُواْۚ وَإِنَّ ٱللَّهَ عَلَىٰ نَصۡرِهِمۡ لَقَدِيرٌ 39
Yüce Allah, düşmanları tarafından kendilerine zulmedildiğinde müşriklere karşı savaşmaları için müminlere izin verdi. Şüphesiz Allah, düşmanlarıyla savaşmadan da müminlere yardım etmeye kadirdir. Fakat hikmeti kâfirlerle savaşarak müminleri sınamayı gerektirmektedir.
ٱلَّذِينَ أُخۡرِجُواْ مِن دِيَٰرِهِم بِغَيۡرِ حَقٍّ إِلَّآ أَن يَقُولُواْ رَبُّنَا ٱللَّهُۗ وَلَوۡلَا دَفۡعُ ٱللَّهِ ٱلنَّاسَ بَعۡضَهُم بِبَعۡضٖ لَّهُدِّمَتۡ صَوَٰمِعُ وَبِيَعٞ وَصَلَوَٰتٞ وَمَسَٰجِدُ يُذۡكَرُ فِيهَا ٱسۡمُ ٱللَّهِ كَثِيرٗاۗ وَلَيَنصُرَنَّ ٱللَّهُ مَن يَنصُرُهُۥٓۚ إِنَّ ٱللَّهَ لَقَوِيٌّ عَزِيزٌ 40
Kâfirlerin zulümle diyarlarından çıkardığı kimselerin bir suçu yoktu. Zulme uğrayanlar şöyle demişlerdi: "Bizim Rabbimiz Allah'tır. Ondan başka Rabbimiz yoktur." Yüce Allah peygambere ve müminlere düşmanlarına karşı savaşmayı meşru kılmamış olsaydı; o kâfirler ibadet edilen yerlere saldırırlar, ruhbanların manastırlarını, Hristiyanların kiliselerini, Yahudilerin ibadethanelerini ve Müslümanların namaz kılmak için hazırlayıp içinde Yüce Allah'ı çokça andıkları mescitleri yerle bir ederlerdi. Şüphesiz Yüce Allah, dinine ve peygamberine yardım edenleri muzaffer kılar. Muhakkak ki Yüce Allah dinine yardım edenlere yardım etmeye kadirdir. Kimsenin kendisine galip gelemediği Azîz olandır.
ٱلَّذِينَ إِن مَّكَّنَّٰهُمۡ فِي ٱلۡأَرۡضِ أَقَامُواْ ٱلصَّلَوٰةَ وَءَاتَوُاْ ٱلزَّكَوٰةَ وَأَمَرُواْ بِٱلۡمَعۡرُوفِ وَنَهَوۡاْ عَنِ ٱلۡمُنكَرِۗ وَلِلَّهِ عَٰقِبَةُ ٱلۡأُمُورِ 41
Muzaffer kılınmaları va'dolunan bu kimseleri, yeryüzünde düşmanlarına karşı zaferle desteklesek, namazı en kamil şekilde eda eder, mallarının zekâtlarını verir, dinin emrettiğini emreder ve yasakladığını da yasaklarlardı. İşlerin sevap ve ceza olarak karşılığı yalnızca Yüce Allah'a aittir.
وَإِن يُكَذِّبُوكَ فَقَدۡ كَذَّبَتۡ قَبۡلَهُمۡ قَوۡمُ نُوحٖ وَعَادٞ وَثَمُودُ 42
(Ey Resûl!) Kavmin seni yalanlarsa sabret, kavimlerinin resûllerini yalanladığı ilk peygamber sen değilsin. Ant olsun ki senin kavminden önce de Nuh kavmi Nuh'u, Ad kavmi Hûd'u ve Semûd kavmi de Salih'i yalanlamışlardı.
وَقَوۡمُ إِبۡرَٰهِيمَ وَقَوۡمُ لُوطٖ 43
İbrahim'in kavmi İbrahim'i, Lût'un kavmi de Lût'u yalanlamıştı.
وَأَصۡحَٰبُ مَدۡيَنَۖ وَكُذِّبَ مُوسَىٰۖ فَأَمۡلَيۡتُ لِلۡكَٰفِرِينَ ثُمَّ أَخَذۡتُهُمۡۖ فَكَيۡفَ كَانَ نَكِيرِ 44
Ve Medyen halkı da Şuayb'ı yalanladı. Firavun ve kavmi de Mûsâ aleyhisselam'ı yalanladı. Azgınlıklarında devam etmeleri için bu peygamberlerin kavimlerinden cezayı erteledim. Sonra onları azapla yakalayıverdim. Düşün bakalım; Benim onları cezalandırmam nasılmış?! Onları küfürlerinden dolayı helak ettim.
فَكَأَيِّن مِّن قَرۡيَةٍ أَهۡلَكۡنَٰهَا وَهِيَ ظَالِمَةٞ فَهِيَ خَاوِيَةٌ عَلَىٰ عُرُوشِهَا وَبِئۡرٖ مُّعَطَّلَةٖ وَقَصۡرٖ مَّشِيدٍ 45
Küfür içinde yaşayan ve zalim olan nice beldeleri helak ederek yok ettik. Böylece onların yaşadıkları yurtları içinde sakinleri olmayan harabe yerlerde, insanların helak olması nedeniyle nice kuyular kuru ve boş bir hale gelmiştir. Nice süslerle bezenmiş yüksek saraylar, içinde oturanları gönderilen azaptan koruyamamıştır.
أَفَلَمۡ يَسِيرُواْ فِي ٱلۡأَرۡضِ فَتَكُونَ لَهُمۡ قُلُوبٞ يَعۡقِلُونَ بِهَآ أَوۡ ءَاذَانٞ يَسۡمَعُونَ بِهَاۖ فَإِنَّهَا لَا تَعۡمَى ٱلۡأَبۡصَٰرُ وَلَٰكِن تَعۡمَى ٱلۡقُلُوبُ ٱلَّتِي فِي ٱلصُّدُورِ 46
Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem'in getirdiğini yalanlayan bu kimseler helak edilmiş bu beldelerin eserlerini görmek için yeryüzünde gezip dolaşmazlar mı? Böylece akılları ile tefekkür edip ibret alırlar, onlara ait kıssaları öğüt almak için kulak verip dinlerler. Asıl körlük, gözlerin kör olması değildir. Bilakis helak eden asıl körlük, basiret körlüğüdür. Zira bu durumda olan kişiler ne ibret ne de öğüt alırlar.
Yüce Allah için izzet ve kuvvet sıfatlarının ispatı vardır.
İbadethanelerin korunması için cihadın meşru olduğu ifade edilmiştir.
Dini yaşamak, Allah'ın mümin kullarına yardım etmesine sebep olur.
Kalplerin kör olması, Yüce Allah'ın ayetlerinden ibret almaya engel olur.