قُلۡنَا ٱهۡبِطُواْ مِنۡهَا جَمِيعٗاۖ فَإِمَّا يَأۡتِيَنَّكُم مِّنِّي هُدٗى فَمَن تَبِعَ هُدَايَ فَلَا خَوۡفٌ عَلَيۡهِمۡ وَلَا هُمۡ يَحۡزَنُونَ 38
Onlara dedik ki: Hepiniz cennetten yeryüzüne inin. Resûllerim tarafından size hidayet gelecek olursa, kim ona tabi olur ve resûllerime iman ederse, ahirette onlar için hiçbir korku yoktur ve onlar dünyada kaçırdıkları şeylere de üzülmezler.
وَٱلَّذِينَ كَفَرُواْ وَكَذَّبُواْ بَِٔايَٰتِنَآ أُوْلَٰٓئِكَ أَصۡحَٰبُ ٱلنَّارِۖ هُمۡ فِيهَا خَٰلِدُونَ 39
Ayetlerimizi yalanlayıp, inkâr edenler var ya; işte onlar cehennem ehlidir ve oradan kesinlikle çıkamayacaklardır.
يَٰبَنِيٓ إِسۡرَٰٓءِيلَ ٱذۡكُرُواْ نِعۡمَتِيَ ٱلَّتِيٓ أَنۡعَمۡتُ عَلَيۡكُمۡ وَأَوۡفُواْ بِعَهۡدِيٓ أُوفِ بِعَهۡدِكُمۡ وَإِيَّٰيَ فَٱرۡهَبُونِ 40
Ey Allah'ın peygamberi Yakub'un çocukları! Allah'ın size bahşetmiş olduğu birçok nimeti hatırlayıp şükredin. Bana ve resûllerime iman etmek, şeriatlerim üzere amel etmek için vermiş olduğunuz sözlerinize bağlı kalın, yerine getirin. Eğer bu sözleri yerine getirirseniz ben de size va'dettiğim sözleri yerine getirir; bu dünyada güzel bir hayat, kıyamet gününde de -dünyadayken yaptıklarınıza- güzel bir karşılık veririm. Yalnızca Benden korkun ve Bana verdiğiniz sözlerinizi bozmayın.
وَءَامِنُواْ بِمَآ أَنزَلۡتُ مُصَدِّقٗا لِّمَا مَعَكُمۡ وَلَا تَكُونُوٓاْ أَوَّلَ كَافِرِۢ بِهِۦۖ وَلَا تَشۡتَرُواْ بَِٔايَٰتِي ثَمَنٗا قَلِيلٗا وَإِيَّٰيَ فَٱتَّقُونِ 41
Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem'e indirdiğim Kur'an'a iman edin. Zira Allah'ın birliği ve Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem'in peygamberliği konuları, tahrif edilmemiş olan Tevrat ile de uyuşmaktadır. Bunu inkâr eden ilk topluluk olmaktan sakının. İndirmiş olduğum ayetlerimi, yöneticilik ve makam gibi az bir bedel karşılığında değiştirmeyin. Benim gazabımdan ve azabımdan korkun.
وَلَا تَلۡبِسُواْ ٱلۡحَقَّ بِٱلۡبَٰطِلِ وَتَكۡتُمُواْ ٱلۡحَقَّ وَأَنتُمۡ تَعۡلَمُونَ 42
Resûllerime indirdiğim hakkı, atmış olduğunuz yalanlarla karıştırmayın. Emin ve kesin olarak onu bildiğiniz halde kitaplarınızda gelen Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem'in hak olan vasıflarını gizlemeyin.
وَأَقِيمُواْ ٱلصَّلَوٰةَ وَءَاتُواْ ٱلزَّكَوٰةَ وَٱرۡكَعُواْ مَعَ ٱلرَّٰكِعِينَ 43
Rükünleri, farzları ve sünnetleri ile birlikte namazı tam bir şekilde eda edin. Allah'ın sizin elinize vermiş olduğu malların zekâtını çıkartıp verin. Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem'in ümmetinden itaat edenlerle birlikte Allah'a itaat edin.
۞أَتَأۡمُرُونَ ٱلنَّاسَ بِٱلۡبِرِّ وَتَنسَوۡنَ أَنفُسَكُمۡ وَأَنتُمۡ تَتۡلُونَ ٱلۡكِتَٰبَۚ أَفَلَا تَعۡقِلُونَ 44
Siz kendi nefislerinizi unutarak yüz çevirmişken, başkalarına imanı ve hayır işlemeyi emretmenizden daha kötü ne olabilir?! Sizler Tevrat’ı okuyorsunuz, onda Allah'ın dinine ve resûllerini tasdik etmeye ittiba etmenin emredildiğini biliyorsunuz. Akıllarınızı kullanmıyor musunuz?!
وَٱسۡتَعِينُواْ بِٱلصَّبۡرِ وَٱلصَّلَوٰةِۚ وَإِنَّهَا لَكَبِيرَةٌ إِلَّا عَلَى ٱلۡخَٰشِعِينَ 45
Allah'a yakınlaştıran ve ulaştıran namaz ve sabır ile dinî ve dünyevî bütün hallerinizde yardım talep edin. Eğer böyle yaparsanız Allah size yardım eder, sizi muhafaza eder ve size zarar verecek şeyleri giderir. Şüphesiz ki namaz, Rablerine itaat edenlerin dışındakilere çok ağır gelir.
ٱلَّذِينَ يَظُنُّونَ أَنَّهُم مُّلَٰقُواْ رَبِّهِمۡ وَأَنَّهُمۡ إِلَيۡهِ رَٰجِعُونَ 46
Çünkü onlar kıyamet gününde Rablerine ulaşıp kavuşacaklarına kesin olarak inanırlar. Şüphesiz ki onlar amellerinin karşılığını vermesi için O'na döneceklerdir.
يَٰبَنِيٓ إِسۡرَٰٓءِيلَ ٱذۡكُرُواْ نِعۡمَتِيَ ٱلَّتِيٓ أَنۡعَمۡتُ عَلَيۡكُمۡ وَأَنِّي فَضَّلۡتُكُمۡ عَلَى ٱلۡعَٰلَمِينَ 47
Ey Allah'ın peygamberi Yakub'un evlatları! Size vermiş olduğum dinî ve dünyevî nimetlerimi hatırlayın. Şüphesiz ki Benim, zamanınızda yaşayan muasırlarınıza karşı sizi peygamberlik ve hükümdarlıkla üstün tuttuğumu hatırlayın.
وَٱتَّقُواْ يَوۡمٗا لَّا تَجۡزِي نَفۡسٌ عَن نَّفۡسٖ شَيۡٔٗا وَلَا يُقۡبَلُ مِنۡهَا شَفَٰعَةٞ وَلَا يُؤۡخَذُ مِنۡهَا عَدۡلٞ وَلَا هُمۡ يُنصَرُونَ 48
Kendiniz ile kıyamet gününün azabı arasında emirleri yerine getirip yasakları terk ederek korunak edinin. O gün kimse kimseye fayda sağlayamaz. O günde bir zararı def etmek veya bir fayda sağlamak için Allah'ın izni olmadan bir kimsenin (başka bir kimseye) şefaati kabul edilmez. Yeryüzü dolusu altın dahi olsa fidye olarak kabul edilmez. O günde onlara yardımcı olacak kimse yoktur. Şefaatçinin fayda vermediği, fidyenin kabul edilmediği ve yardımcının da olmadığı zaman kaçış nereyedir?
En büyük hayal kırıklığından biri de insanın kendi nefsini unutup başkasına iyiliği emretmesidir.
Sabır ve namaz kulun bütün işlerindeki en büyük yardımcısıdır.
Kıyamet gününde şefaatçiler ve fidyeler kişiden azabı uzaklaştıramazlar. Ona, salih amelinden başka bir şey fayda veremez.