وَٱتَّبَعۡتُ مِلَّةَ ءَابَآءِيٓ إِبۡرَٰهِيمَ وَإِسۡحَٰقَ وَيَعۡقُوبَۚ مَا كَانَ لَنَآ أَن نُّشۡرِكَ بِٱللَّهِ مِن شَيۡءٖۚ ذَٰلِكَ مِن فَضۡلِ ٱللَّهِ عَلَيۡنَا وَعَلَى ٱلنَّاسِ وَلَٰكِنَّ أَكۡثَرَ ٱلنَّاسِ لَا يَشۡكُرُونَ 38
Ben, atalarımın dinine tabi oldum ki bu, İbrahim, İshak ve Yakub'un dini olan tevhid (Allah'ı birleme) dinidir. Allah Teâlâ'ya herhangi bir şeyi ortak koşmamız bize yaraşmaz. O birliğinde (vahdaniyetinde) tektir. Benim ve atalarımın üzerinde olduğumuz tevhid ve iman, Allah'ın bize olan lütfundandır. Ve Allah Teâlâ bizi buna muvaffak kılmıştır. Peygamberlerini, tevhid ve iman ile göndermiş olması da bütün insanlara olan lütfundandır. Fakat insanların çoğu Allah'ın nimetlerine karşı şükretmezler, aksine kafir olurlar.
يَٰصَٰحِبَيِ ٱلسِّجۡنِ ءَأَرۡبَابٞ مُّتَفَرِّقُونَ خَيۡرٌ أَمِ ٱللَّهُ ٱلۡوَٰحِدُ ٱلۡقَهَّارُ 39
Sonra Yusuf aleyhisselam, hapisteki iki delikanlıya hitap ederek şöyle dedi: Pek çok ilaha ibadet (kulluk) etmek mi, yoksa bir olup hiçbir ortağı olmayan, her şeye galip olan ve kendisine galip gelinemeyen Yüce Allah'a ibadet etmek mi daha hayırlıdır?
مَا تَعۡبُدُونَ مِن دُونِهِۦٓ إِلَّآ أَسۡمَآءٗ سَمَّيۡتُمُوهَآ أَنتُمۡ وَءَابَآؤُكُم مَّآ أَنزَلَ ٱللَّهُ بِهَا مِن سُلۡطَٰنٍۚ إِنِ ٱلۡحُكۡمُ إِلَّا لِلَّهِ أَمَرَ أَلَّا تَعۡبُدُوٓاْ إِلَّآ إِيَّاهُۚ ذَٰلِكَ ٱلدِّينُ ٱلۡقَيِّمُ وَلَٰكِنَّ أَكۡثَرَ ٱلنَّاسِ لَا يَعۡلَمُونَ 40
Allah'ı bırakıp da taptıklarınız, sizin ve atalarınızın ilahlar olarak isimlendirdiği ancak ilahlığı hak etmeyen varlıklardır. Sizin ve babalarınızın isimlendirdiği bu şeylerin ilahlıktan bir nasibi yoktur. Yüce Allah, bunların doğru olduğuna dair bir delil de indirmemiştir. Bütün mahlukat hakkında hüküm sizin ve babalarınızın isimlendirdiği şeylere ait değil, sadece Allah Teâlâ'ya aittir. Allah Subhânehu ve Teâlâ sizlere ibadetlerinizde O'nu birlemenizi emretmiş, O'nunla birlikte O'na herhangi bir şeyi ortak kılmanızı yasaklamıştır. İşte bu, içinde hiçbir eğrilik bulunmayan dosdoğru din olan tevhid dinidir fakat insanların çoğu bunu bilmezler, bundan dolayı da Allah Teâlâ'ya ortak koşarlar. O'nun yaratmış olduğu varlıklardan bazılarına ibadet (kulluk) ederler.
يَٰصَٰحِبَيِ ٱلسِّجۡنِ أَمَّآ أَحَدُكُمَا فَيَسۡقِي رَبَّهُۥ خَمۡرٗاۖ وَأَمَّا ٱلۡأٓخَرُ فَيُصۡلَبُ فَتَأۡكُلُ ٱلطَّيۡرُ مِن رَّأۡسِهِۦۚ قُضِيَ ٱلۡأَمۡرُ ٱلَّذِي فِيهِ تَسۡتَفۡتِيَانِ 41
Ey zindan arkadaşlarım! Rüyasında şarap olması için üzüm sıkan hapisten çıkacak, yapmış olduğu işine geri dönüp hükümdara şarap sunacaktır. Başının üzerinde ekmek taşıyan ve kuşların o ekmekten yediğini gören kimse ise asılıp öldürülecek, kuşlar onun etinden yiyecektir. Bana soru sormuş olduğunuz bu rüya hakkındaki hüküm tamamlanmıştır ve kaçınılmaz bir şekilde gerçekleşecektir.
وَقَالَ لِلَّذِي ظَنَّ أَنَّهُۥ نَاجٖ مِّنۡهُمَا ٱذۡكُرۡنِي عِندَ رَبِّكَ فَأَنسَىٰهُ ٱلشَّيۡطَٰنُ ذِكۡرَ رَبِّهِۦ فَلَبِثَ فِي ٱلسِّجۡنِ بِضۡعَ سِنِينَ 42
Yusuf aleyhisselam bu iki kişiden, hapisten kurtulacağını zannettiği kimseye (ki o, efendisine şarap sunacak olandır), "Benim kıssamı ve durumumu efendinin yanında anlat. Olur ki o beni hapisten çıkarır" dedi. Ne var ki şeytan, efendisine şarap sunacak olan kimseye Yusuf'u efendisine hatırlatmasını unutturmuş ve Yusuf aleyhisselam da bundan sonra hapiste birkaç yıl daha kalmıştı.
وَقَالَ ٱلۡمَلِكُ إِنِّيٓ أَرَىٰ سَبۡعَ بَقَرَٰتٖ سِمَانٖ يَأۡكُلُهُنَّ سَبۡعٌ عِجَافٞ وَسَبۡعَ سُنۢبُلَٰتٍ خُضۡرٖ وَأُخَرَ يَابِسَٰتٖۖ يَٰٓأَيُّهَا ٱلۡمَلَأُ أَفۡتُونِي فِي رُءۡيَٰيَ إِن كُنتُمۡ لِلرُّءۡيَا تَعۡبُرُونَ 43
Bir gün hükümdar şöyle demişti: "Şüphesiz ben, rüyamda yedi şişman ineği yedi zayıf ineğin yediğini ve yedi yeşil başakla yedi kuru başak gördüm. Ey ileri gelenler ve saygın kimseler! Eğer rüya yorumlamayı biliyorsanız benim bu rüyamın yorumunu bana haber verin."
İbrahim aleyhisselam'ın dinine tabi olmanın, şirkten ve şirk ehlinden uzak durmanın farz olduğu beyan edilmiştir.
Allah Teâlâ'nın, ...ءَأَرۡبَابٞ مُّتَفَرِّقُونَ "(İbadet ettiğiniz) çeşitli ilahlar mı hayırlıdır, yoksa..." ayeti, Mısırlı bu kimselerin semavî bir dine mensup olduğuna fakat şirk ehli kimseler olduğuna delalet etmektedir.
Allah'ın dışında ibadet edilen bütün ilahlar, ilahlıktan nasibi olmayan ve (insanlar tarafından) bu isimlerle adlandırılan fakat gerçekte hak ilah olmayan varlıklardır.
Yusuf aleyhisselam'ın hapisteyken insanlarla kurduğu ilişkileri Yüce Allah'a davet etmede fırsat olarak kullandığı gibi Allah'a davette bu tür ilişkileri kullanmak gerekir.