وَلَقَدۡ جَآءَكُمۡ يُوسُفُ مِن قَبۡلُ بِٱلۡبَيِّنَٰتِ فَمَا زِلۡتُمۡ فِي شَكّٖ مِّمَّا جَآءَكُم بِهِۦۖ حَتَّىٰٓ إِذَا هَلَكَ قُلۡتُمۡ لَن يَبۡعَثَ ٱللَّهُ مِنۢ بَعۡدِهِۦ رَسُولٗاۚ كَذَٰلِكَ يُضِلُّ ٱللَّهُ مَنۡ هُوَ مُسۡرِفٞ مُّرۡتَابٌ 34
Ant olsun Mûsâ'dan önce de Yusuf size Allah'ın birliğine dair apaçık delillerle gelmişti. Hâlâ onun getirdiklerini yalanlamakta ve şüphe duymaktasınız. (Yusuf) Öldüğünde, şüpheniz ve kuşkularınız arttı. Şöyle dediniz: "Allah ondan sonra bir resûl göndermeyecek." Sizin bu haktan sapmanızda olduğu gibi, Yüce Allah sınırlarını aşan ve vahdaniyetinde/birliğinde şüphe duyan herkesi saptırır.
ٱلَّذِينَ يُجَٰدِلُونَ فِيٓ ءَايَٰتِ ٱللَّهِ بِغَيۡرِ سُلۡطَٰنٍ أَتَىٰهُمۡۖ كَبُرَ مَقۡتًا عِندَ ٱللَّهِ وَعِندَ ٱلَّذِينَ ءَامَنُواْۚ كَذَٰلِكَ يَطۡبَعُ ٱللَّهُ عَلَىٰ كُلِّ قَلۡبِ مُتَكَبِّرٖ جَبَّارٖ 35
Kendilerine gelen hiçbir delil ve kanıt olmadan Allah'ın ayetlerini iptal etmek için tartışıp duran kimselerin bu yaptığı hem Allah katında hem de Allah'a ve resûllerine iman edenlerin nezdinde büyük bir gazap sebebidir. Yüce Allah, ayetlerini iptal etmek için hakkında tartışıp duran kimselerin kalplerini mühürlediği gibi, zorba ve hakka karşı kibirlenen kimselerin kalplerini de mühürler. Onları doğruya iletmez ve hayra yöneltmez.
وَقَالَ فِرۡعَوۡنُ يَٰهَٰمَٰنُ ٱبۡنِ لِي صَرۡحٗا لَّعَلِّيٓ أَبۡلُغُ ٱلۡأَسۡبَٰبَ 36
Firavun, veziri Hâman'a dedi ki: "Ey Hâman! Benim için yüksek bir kule yap, belki yollara ulaşırım."
أَسۡبَٰبَ ٱلسَّمَٰوَٰتِ فَأَطَّلِعَ إِلَىٰٓ إِلَٰهِ مُوسَىٰ وَإِنِّي لَأَظُنُّهُۥ كَٰذِبٗاۚ وَكَذَٰلِكَ زُيِّنَ لِفِرۡعَوۡنَ سُوٓءُ عَمَلِهِۦ وَصُدَّ عَنِ ٱلسَّبِيلِۚ وَمَا كَيۡدُ فِرۡعَوۡنَ إِلَّا فِي تَبَابٖ 37
"Umulur ki göklerin yollarına ulaşırım. Böylece Mûsâ'nın hak olduğunu iddia ettiği ilahına bakarım. Ben, Mûsâ'nın iddiasında yalancı olduğunu zannediyorum." Böylece Firavun'un Hâman'dan talep ettiği şeyi istediğinde yapmış olduğu kötü ameli kendisine süslü gösterildi ve hak yolundan dalalet yoluna döndürüldü. Firavun'un hilesi -içinde bulunduğu batılı izhar etmesi ve Mûsâ'nın getirdiği hakkı batıl kılması- ancak hüsrandır. Çünkü çabalamasına rağmen döndüğü yer başarısızlık, hayal kırıklığı ve kesintisiz bedbahtlıktır.
وَقَالَ ٱلَّذِيٓ ءَامَنَ يَٰقَوۡمِ ٱتَّبِعُونِ أَهۡدِكُمۡ سَبِيلَ ٱلرَّشَادِ 38
Firavun'un ailesinden iman eden o adam, kavmine nasihat ederek ve onları hak yola irşat ederek şöyle dedi: "Ey kavmim! Bana uyun ki sizi doğru yola ileteyim ve hakkı göstereyim."
يَٰقَوۡمِ إِنَّمَا هَٰذِهِ ٱلۡحَيَوٰةُ ٱلدُّنۡيَا مَتَٰعٞ وَإِنَّ ٱلۡأٓخِرَةَ هِيَ دَارُ ٱلۡقَرَارِ 39
"Ey kavmim! Bu dünya hayatı geçici lezzetlerle faydalanma yeridir. Dünyadaki bu yok olacak meta sizi aldatmasın. Ahiret hayatı ve içindeki nimetler ebedî ve kesintisiz olup, yerleşilecek ve ikamet edilecek yerdir. Yüce Allah'a itaat ederek ahiret için amel edin. Ahiret hayatı yerine dünya hayatınızla meşgul olup, ahiret hayatı için amel işlememekten sakının."
مَنۡ عَمِلَ سَيِّئَةٗ فَلَا يُجۡزَىٰٓ إِلَّا مِثۡلَهَاۖ وَمَنۡ عَمِلَ صَٰلِحٗا مِّن ذَكَرٍ أَوۡ أُنثَىٰ وَهُوَ مُؤۡمِنٞ فَأُوْلَٰٓئِكَ يَدۡخُلُونَ ٱلۡجَنَّةَ يُرۡزَقُونَ فِيهَا بِغَيۡرِ حِسَابٖ 40
Kim kötü bir ameli işlerse, ancak misliyle ceza görür, cezası artırılmaz. Allah'a ve resûllerine iman edip, Allah'ın vechini isteyerek salih amel işleyen erkek yahut kadınlar böyle güzel özelliklere sahiptirler ve kıyamet günü cennete gireceklerdir. Yüce Allah, orada, hazırladığı meyve ve kesintiye uğramayacak nimetleriyle hesapsız bir şekilde onları rızıklandıracaktır.
Hakkı iptal etmek ve batılı ortaya çıkarmak için tartışıp durmak kınanan bir özelliktir ve bu, dalalet ehlinin sıfatlarındandır.
Kibirlenmek hakka uymaya engeldir.
Kâfirlerin hakkı iptal etmek için kurdukları tuzak ve hileleri boşa çıkarılmıştır.
Ahiret hayatı için hazırlıklı olmak, ahireti unutup dünya ile meşgul olmamak gerekir.