وَٱتَّخَذُواْ مِن دُونِهِۦٓ ءَالِهَةٗ لَّا يَخۡلُقُونَ شَيۡٔٗا وَهُمۡ يُخۡلَقُونَ وَلَا يَمۡلِكُونَ لِأَنفُسِهِمۡ ضَرّٗا وَلَا نَفۡعٗا وَلَا يَمۡلِكُونَ مَوۡتٗا وَلَا حَيَوٰةٗ وَلَا نُشُورٗا 3
Müşrikler, Allah'ı bırakıp da küçük veya büyük hiçbir şey yaratamayan, bilakis kendileri yaratılmış olan ilahlar edindiler. Allah Teâlâ onları yoktan yaratmıştır. Onlar, kendilerinden zararı savamadıkları gibi kendileri için bir fayda da sağlayamazlar. Aynı şekilde onlar, dirileri öldürmeye ve ölüleri diriltip kabirlerinden çıkartmaya da güç yetiremezler.
Yüce Allah şirklerini kendilerine hatırlattıktan sonra onların Allah'ın kitabı ve peygamberi karşısındaki tutumlarını zikretmiş ve şöyle buyurmuştur:
وَقَالَ ٱلَّذِينَ كَفَرُوٓاْ إِنۡ هَٰذَآ إِلَّآ إِفۡكٌ ٱفۡتَرَىٰهُ وَأَعَانَهُۥ عَلَيۡهِ قَوۡمٌ ءَاخَرُونَۖ فَقَدۡ جَآءُو ظُلۡمٗا وَزُورٗا 4
Allah'a ve Resûlüne iman etmeyip kafir olanlar, "Bu Kur'an; Muhammed'in iftira olarak uydurduğu ve Allah'a nispet ettiği bir yalandan başka bir şey değildir. Bunu uydurma hususunda başka insanlar da ona yardım etmiştir." dediler. Bu kâfirler, batıl bir söz olarak iftira attılar. Kur'an Allah'ın kelamıdır; bir insanın yahut bir cinin onun bir benzerini getirmesi mümkün değildir.
وَقَالُوٓاْ أَسَٰطِيرُ ٱلۡأَوَّلِينَ ٱكۡتَتَبَهَا فَهِيَ تُمۡلَىٰ عَلَيۡهِ بُكۡرَةٗ وَأَصِيلٗا 5
Kur'an'ı yalanlayan bu kimseler yine şöyle dediler: "Kur'an, Muhammed'in öncekilerden aktardığı masallardır ve bu (Kur'an), gündüzün başında ve sonunda ona okunmaktadır."
قُلۡ أَنزَلَهُ ٱلَّذِي يَعۡلَمُ ٱلسِّرَّ فِي ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلۡأَرۡضِۚ إِنَّهُۥ كَانَ غَفُورٗا رَّحِيمٗا 6
Ey Resûl! O yalanlayanlara de ki: "Kur'an'ı, göklerdeki ve yerdeki her şeyi bilen Yüce Allah indirmiştir. O, sizin iddia ettiğiniz gibi uydurulmuş değildir." Ardından Yüce Allah, onları tövbeye davet ederek şöyle buyurmuştur: "Allah, kullarından tövbe edenleri çokça bağışlayandır, onlara karşı çokça merhametlidir."
وَقَالُواْ مَالِ هَٰذَا ٱلرَّسُولِ يَأۡكُلُ ٱلطَّعَامَ وَيَمۡشِي فِي ٱلۡأَسۡوَاقِ لَوۡلَآ أُنزِلَ إِلَيۡهِ مَلَكٞ فَيَكُونَ مَعَهُۥ نَذِيرًا 7
Nebi sallallahu aleyhi ve sellem'i yalanlayan müşrikler şöyle dediler: "Diğer insanlar gibi yemek yiyen, geçineceği ihtiyacını temin etmek için çarşılarda dolaşan ve kendisinin Allah tarafından gönderilmiş bir peygamber olduğunu iddia eden bu kimse nasıl bir peygamber olabilir? Allah, bu peygamberle birlikte ona yardım edecek ve onu doğrulayacak bir melek indirmeli değil miydi?"
أَوۡ يُلۡقَىٰٓ إِلَيۡهِ كَنزٌ أَوۡ تَكُونُ لَهُۥ جَنَّةٞ يَأۡكُلُ مِنۡهَاۚ وَقَالَ ٱلظَّٰلِمُونَ إِن تَتَّبِعُونَ إِلَّا رَجُلٗا مَّسۡحُورًا 8
"Yahut kendisine gökten bir hazine verilmeli veya mahsullerinden yiyeceği bir bahçesi olmalıydı. Böylece rızkını talep etmek için çarşı pazarda dolaşmaya ihtiyaç duymazdı." (Ayrıca) o zalimler (müminlere), "Ey müminler! Siz, ancak büyü sebebiyle aklına yenik düşmüş bir adama uymaktasınız!" dediler.
ٱنظُرۡ كَيۡفَ ضَرَبُواْ لَكَ ٱلۡأَمۡثَٰلَ فَضَلُّواْ فَلَا يَسۡتَطِيعُونَ سَبِيلٗا 9
Ey Resûl! Onların seni nasıl asılsız vasıflarla nitelediklerine bir bak! Onlar (senin hakkında) büyücü, deli ve cinli dediler. Bu sebeple de haktan saptılar. Onlar, hidayet yoluna tutunmaya ve senin doğruluğunu ve eminliğini karalamaya asla güç yetiremeyeceklerdir.
تَبَارَكَ ٱلَّذِيٓ إِن شَآءَ جَعَلَ لَكَ خَيۡرٗا مِّن ذَٰلِكَ جَنَّٰتٖ تَجۡرِي مِن تَحۡتِهَا ٱلۡأَنۡهَٰرُ وَيَجۡعَل لَّكَ قُصُورَۢا 10
Dilerse sana onların sana teklif ettiklerinden daha iyisini; dünyada ağaçları ve saraylarının altından ırmaklar akan bahçeleri verecek olan Yüce Allah çok yücedir. Böylece sen o bahçelerin ağaçlarının meyvelerinden yersin, sana ihsan etmiş olduğu saraylarda oturursun.
بَلۡ كَذَّبُواْ بِٱلسَّاعَةِۖ وَأَعۡتَدۡنَا لِمَن كَذَّبَ بِٱلسَّاعَةِ سَعِيرًا 11
Onlardan ne hakkı talep ettiklerine ne de delilleri aradıklarına dair sözler sadır olmuştur. Aksine onlardan hasıl olan şey, kıyamet gününü yalanlamalarıdır. Biz de kıyamet gününü yalanlayan kimseler için alevi şiddetli olan büyük bir ateş hazırladık.
Ayetlerde hak ilah olan Allah Teâlâ yaratma, fayda verme, öldürme ve diriltmeyle vasfedilmiş, putların ise bunları yapmaktan aciz oldukları beyan edilmiştir.
Yüce Allah için mağfiret ve rahmet sıfatlarının ispatı vardır.
Bir kimsenin peygamberlik göreviyle görevlendirilmesi; o kimsenin insan olmamasını gerektirmez.
Nebi sallallahu aleyhi ve sellem'in mütevazı olduğu beyan edilmiştir. Öyle ki o, insanların yaşadığı gibi yaşamıştır.