وَإِذۡ قَالَ إِبۡرَٰهِۧمُ رَبِّ أَرِنِي كَيۡفَ تُحۡيِ ٱلۡمَوۡتَىٰۖ قَالَ أَوَ لَمۡ تُؤۡمِنۖ قَالَ بَلَىٰ وَلَٰكِن لِّيَطۡمَئِنَّ قَلۡبِيۖ قَالَ فَخُذۡ أَرۡبَعَةٗ مِّنَ ٱلطَّيۡرِ فَصُرۡهُنَّ إِلَيۡكَ ثُمَّ ٱجۡعَلۡ عَلَىٰ كُلِّ جَبَلٖ مِّنۡهُنَّ جُزۡءٗا ثُمَّ ٱدۡعُهُنَّ يَأۡتِينَكَ سَعۡيٗاۚ وَٱعۡلَمۡ أَنَّ ٱللَّهَ عَزِيزٌ حَكِيمٞ 260
Ey Peygamber! İbrahim aleyhisselam'ın, Rabbine, "Ey Rabbim! bana ölüleri nasıl dirilttiğini göster? dediğini hatırla. Allah ona, "Yoksa buna inanmadın mı?" dedi. İbrahim aleyhisselam, "İnandım, kesinlikle iman ettim. Fakat kalbimin daha çok tatmin olması için istiyorum" dedi. Yüce Allah, ona emrederek şöyle buyurdu: "Yanına dört çeşit kuş al, sonra onları kesip parçala, ardından etrafındaki her dağın başına onlardan bir parça koy. Sonra da onları kendine çağır, koşarak sana gelirler. Onlara canları geri dönmüştür. Ey İbrahim! Bil ki Allah mülkünde Azîz'dir, işinde, şeriatinde ve yaratmasında Hakîm'dir."
مَّثَلُ ٱلَّذِينَ يُنفِقُونَ أَمۡوَٰلَهُمۡ فِي سَبِيلِ ٱللَّهِ كَمَثَلِ حَبَّةٍ أَنۢبَتَتۡ سَبۡعَ سَنَابِلَ فِي كُلِّ سُنۢبُلَةٖ مِّاْئَةُ حَبَّةٖۗ وَٱللَّهُ يُضَٰعِفُ لِمَن يَشَآءُۚ وَٱللَّهُ وَٰسِعٌ عَلِيمٌ 261
Mallarını Allah yolunda harcayan müminlerin örneği, bir çiftçinin verimli bir araziye ektiği yedi başak bitiren bir tane gibidir. Her başakta yüz tane vardır. Allah kullarından dilediğine sevaplarını kat kat, hesapsızca ve bol olarak verir. Allah, ihsanı bol olan ve çokça sevap almayı hak eden kullarını hakkıyla bilendir.
ٱلَّذِينَ يُنفِقُونَ أَمۡوَٰلَهُمۡ فِي سَبِيلِ ٱللَّهِ ثُمَّ لَا يُتۡبِعُونَ مَآ أَنفَقُواْ مَنّٗا وَلَآ أَذٗى لَّهُمۡ أَجۡرُهُمۡ عِندَ رَبِّهِمۡ وَلَا خَوۡفٌ عَلَيۡهِمۡ وَلَا هُمۡ يَحۡزَنُونَ 262
Mallarını Allah'a itaat etme ve O'nun rızasını kazanma uğrunda harcayıp, bu çabalarından sonra yaptıklarının sevabını boşa çıkaracak şekilde başa kakma ve minnet altında bırakma gibi davranışlarda bulunmayanların mükâfatları Rableri katındadır. Karşılaşacakları şeyler hususunda da onlara bir korku yoktur. Onlar elde ettikleri yüce nimetlerden dolayı geçmişte olanlara üzülmeyeceklerdir.
۞قَوۡلٞ مَّعۡرُوفٞ وَمَغۡفِرَةٌ خَيۡرٞ مِّن صَدَقَةٖ يَتۡبَعُهَآ أَذٗىۗ وَٱللَّهُ غَنِيٌّ حَلِيمٞ 263
Sana kötülük yapanı, müminin kalbine mutluluk veren güzel söz ile affetmen; sadaka verilen kimseye, verilen sadakanın başa kakılması ve incitmeyle verilen bir sadakadan daha hayırlıdır. Allah'ın, kullarına ihtiyacı yoktur ve O, kullarını cezalandırmada acele etmeyendir.
يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ لَا تُبۡطِلُواْ صَدَقَٰتِكُم بِٱلۡمَنِّ وَٱلۡأَذَىٰ كَٱلَّذِي يُنفِقُ مَالَهُۥ رِئَآءَ ٱلنَّاسِ وَلَا يُؤۡمِنُ بِٱللَّهِ وَٱلۡيَوۡمِ ٱلۡأٓخِرِۖ فَمَثَلُهُۥ كَمَثَلِ صَفۡوَانٍ عَلَيۡهِ تُرَابٞ فَأَصَابَهُۥ وَابِلٞ فَتَرَكَهُۥ صَلۡدٗاۖ لَّا يَقۡدِرُونَ عَلَىٰ شَيۡءٖ مِّمَّا كَسَبُواْۗ وَٱللَّهُ لَا يَهۡدِي ٱلۡقَوۡمَ ٱلۡكَٰفِرِينَ 264
Ey Allah’a iman edip Peygamberine tabi olanlar! Sadakalarınızı, sadaka verdiğiniz kişinin başına kakmak ve gönlünü incitmek suretiyle boşa çıkarmayın. Çünkü bunu yapan kimsenin hâli, sadece insanların görmesi ve övmesi için mal harcayan, Allah’a ve âhiret gününe iman etmeyen kimseye benzer. Onun misali, üzerinde ince bir toprak tabakası bulunan dümdüz, kaygan bir kayaya gibidir ki üzerine sağanak yağmur yağar da toprağı silip süpürür ve taşı kupkuru, çıplak hâlde bırakır. İşte gösteriş yapanların amellerinin sevabı da böyledir; boşa gider, Allah katında hiçbir şey kalmaz. Allah, kâfirleri, rızasına eriştirecek ve onlara fayda sağlayacak amellere muvaffak kılmaz.
Allah'a iman ve yakîn mertebeleri çok çeşitli olup, belli bir sınırı yoktur. Kulun, Allah'ın şer'î ve kevnî ayetlerine her bakışında imanı ve yakîni artar.
Allah Teâlâ'nın canlıları öldükten sonra tekrar diriltmesi O'nun kudretinin mükemmelliğine ve yüceliğinin tam oluşuna delildir.
Allah yolunda infak/harcama, amelleri boşa çıkaran eza vermek, başa kakmaktan uzak ve salih bir niyetle birlikte yapılırsa fazileti çok büyüktür.
Kişinin, insanlara sunduğu en güzel şeylerden biri de güzel söz, güzel fiil ve affedicilik sahibi olması, yani güzel ahlaklı olmasıdır.