تُؤۡتِيٓ أُكُلَهَا كُلَّ حِينِۢ بِإِذۡنِ رَبِّهَاۗ وَيَضۡرِبُ ٱللَّهُ ٱلۡأَمۡثَالَ لِلنَّاسِ لَعَلَّهُمۡ يَتَذَكَّرُونَ 25
Rabbinin emriyle her vakit bu güzel ağaç güzel meyveler verir. Allah Subhanehu ve Teâlâ öğüt almalarını umarak insanlara misaller verir.
وَمَثَلُ كَلِمَةٍ خَبِيثَةٖ كَشَجَرَةٍ خَبِيثَةٍ ٱجۡتُثَّتۡ مِن فَوۡقِ ٱلۡأَرۡضِ مَا لَهَا مِن قَرَارٖ 26
Kötü olan şirk sözünün misali, kötü ağaç gibidir. Bu ağaç Ebu Cehil karpuzu ağacıdır. Kökü sökülmüş olup, ne yere bağlı olan bir kökü ne de göğe yükselen bir dalı vardır. Bu ağaç kuruyup ölür ve rüzgâr onu bir yerlere savurur. Küfür sözün sonu da böyledir. (Küfür söz) sahibi adına Yüce Allah'a güzel hiçbir amel yükselmez.
يُثَبِّتُ ٱللَّهُ ٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ بِٱلۡقَوۡلِ ٱلثَّابِتِ فِي ٱلۡحَيَوٰةِ ٱلدُّنۡيَا وَفِي ٱلۡأٓخِرَةِۖ وَيُضِلُّ ٱللَّهُ ٱلظَّٰلِمِينَۚ وَيَفۡعَلُ ٱللَّهُ مَا يَشَآءُ 27
Yüce Allah müminleri tam bir imanla ölene kadar dünya hayatında kelime-i tevhid üzere sabit kılar. Berzah hayatında kabirde sorguya çekilirken de sabit kılar. Ve yine kıyamet gününde de sabit kılar. Yüce Allah, kendisine şirk koşan, hak yolu ve doğruyu inkâr eden zalimleri saptırır. Adaleti ile saptırmak istediği kimseleri saptırırken lütfu ile de doğru yolu gösterdiği kullarına hidayet ederek dilediğini yapar. Allah Subhanehu ve Teâlâ'yı bir şey yapmaya zorlayacak kimse yoktur.
۞أَلَمۡ تَرَ إِلَى ٱلَّذِينَ بَدَّلُواْ نِعۡمَتَ ٱللَّهِ كُفۡرٗا وَأَحَلُّواْ قَوۡمَهُمۡ دَارَ ٱلۡبَوَارِ 28
Harem bölgesinde güven içinde olmak ile nimetlendirmesine ve Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem'in kendi içlerinden gönderilmesine rağmen Kureyş'ten Allah'ı ve Resûlünü inkâr edenlerin halini gördün. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem'in Rabbinden getirdiğini yalanladıkları zaman O'nun (Allah'ın) nimetlerine nankörlük ettiler ve kavimlerinden küfür hususunda kendilerine ittiba edenleri helak diyarına sürüklediler.
جَهَنَّمَ يَصۡلَوۡنَهَاۖ وَبِئۡسَ ٱلۡقَرَارُ 29
Helak diyarı cehennemdir; onlar oraya girecek ve cehennemin sıcağını çekeceklerdir. Onların kalacakları yer ne kötü bir yerdir!
وَجَعَلُواْ لِلَّهِ أَندَادٗا لِّيُضِلُّواْ عَن سَبِيلِهِۦۗ قُلۡ تَمَتَّعُواْ فَإِنَّ مَصِيرَكُمۡ إِلَى ٱلنَّارِ 30
Müşrikler, Allah'ın yolundan saptıktan sonra kendilerine ittiba edenleri saptırmak için Yüce Allah'a, benzerler ve denkler edindiler. (Ey Resûl!) Onlara de ki: İçinde olduğunuz şehvetlerden/arzulardan istifade edin ve bu dünya hayatında şüpheleri yayın. Muhakkak kıyamet gününde döneceğiniz yer ateştir, sizin ondan başka dönüş yeriniz yoktur.
قُل لِّعِبَادِيَ ٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ يُقِيمُواْ ٱلصَّلَوٰةَ وَيُنفِقُواْ مِمَّا رَزَقۡنَٰهُمۡ سِرّٗا وَعَلَانِيَةٗ مِّن قَبۡلِ أَن يَأۡتِيَ يَوۡمٞ لَّا بَيۡعٞ فِيهِ وَلَا خِلَٰلٌ 31
(Ey Resûl!) Müminlere, "(Ey müminler!) Namazı en kamil şekilde eda edin. Allah'ın azabına karşı feda edilecek hiçbir alışverişin ve fidyenin olmadığı ve hiçbir dostun dostuna şefaat edeceği dostluğun bulunmadığı bir gün gelmeden önce, Allah'ın sizi rızıklandırdığı şeylerden farz ve müstehap olan harcamalarda, riyadan korkarak gizli bir şekilde veya diğer insanların da sizi örnek almaları için açıktan infakta bulunun." diye öğüt ver.
ٱللَّهُ ٱلَّذِي خَلَقَ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلۡأَرۡضَ وَأَنزَلَ مِنَ ٱلسَّمَآءِ مَآءٗ فَأَخۡرَجَ بِهِۦ مِنَ ٱلثَّمَرَٰتِ رِزۡقٗا لَّكُمۡۖ وَسَخَّرَ لَكُمُ ٱلۡفُلۡكَ لِتَجۡرِيَ فِي ٱلۡبَحۡرِ بِأَمۡرِهِۦۖ وَسَخَّرَ لَكُمُ ٱلۡأَنۡهَٰرَ 32
Allah Teâlâ, daha önce bir benzeri olmamış gökleri ve yeri yoktan var edip bina edendir. Size rızık olması için bulutlardan yağmuru indiren ve indirdiği suyla çeşitli meyveler çıkarandır. (Ey insanlar! Allah) Takdiri gereğince, suyun üzerinde yüzen gemileri sizin hizmetinize sundu. Ayrıca suyundan içmeniz, hayvanlarınızı ve ekinlerinizi sulamanız için nehirleri de sizin hizmetinize sundu.
وَسَخَّرَ لَكُمُ ٱلشَّمۡسَ وَٱلۡقَمَرَ دَآئِبَيۡنِۖ وَسَخَّرَ لَكُمُ ٱلَّيۡلَ وَٱلنَّهَارَ 33
Sürekli (yörüngelerinde) akıp giden güneşi ve ay'ı sizin hizmetinize sunmuştur. Aynı şekilde peşi sıra gelen gece ve gündüzü de hizmetinize sunmuştur. Gece uyumanız ve rahat etmeniz, gündüz ise işlerinizi yapıp çalışmanız içindir.
"Küfür" kelimesi, gövdesi yere yapışık olan Ebû Cehil karpuzuna benzetilmiştir. Bu bitki yukarı doğru yükselmez, güzel meyve vermez ve devamlılığı da yoktur.
Namaz ve zekâtın emredilmesi ile ahiretin zikredilmesi arasındaki bağa gelince; namaz ve zekât, o gün kurtuluşun bu ikisiyle olacağını bildirir.
Birtakım büyük nimetlerin zikredilmesi, kimi insanlar tarafından Allah Subhanehu ve Teâlâ'nın gönderdiği nimetlerin inkâr edilmesinin ne kadar büyük bir nankörlük olduğuna işaret etmek içindir.