قَالُواْ يَٰمُوسَىٰٓ إِنَّا لَن نَّدۡخُلَهَآ أَبَدٗا مَّا دَامُواْ فِيهَا فَٱذۡهَبۡ أَنتَ وَرَبُّكَ فَقَٰتِلَآ إِنَّا هَٰهُنَا قَٰعِدُونَ 24
Mûsâ aleyhisselam'ın İsrailoğulları'ndan olan kavmi peygamberleri Mûsâ'nın kendilerine vermiş olduğu emre karşı gelmede ısrarcı davranmaya devam edip şöyle dediler: "Şehirde zorbalar oldukları müddetçe biz asla oraya girmeyeceğiz. (Ey Mûsâ!) Sen ve Rabbin gidip zorbalarla savaşın. Biz ise burada oturup bekleyeceğiz ve seninle beraber onlara karşı savaşmayacağız."
قَالَ رَبِّ إِنِّي لَآ أَمۡلِكُ إِلَّا نَفۡسِي وَأَخِيۖ فَٱفۡرُقۡ بَيۡنَنَا وَبَيۡنَ ٱلۡقَوۡمِ ٱلۡفَٰسِقِينَ 25
Mûsâ aleyhisselam Rabbine şöyle dedi: "Ey Rabbim! Kendime ve kardeşim Harun'dan başka hiç kimseye gücüm yetmiyor. Ey Rabbim! Senin ve resûlünün emrine itaat etmeyenlerle bizim aramızı ayır."
قَالَ فَإِنَّهَا مُحَرَّمَةٌ عَلَيۡهِمۡۛ أَرۡبَعِينَ سَنَةٗۛ يَتِيهُونَ فِي ٱلۡأَرۡضِۚ فَلَا تَأۡسَ عَلَى ٱلۡقَوۡمِ ٱلۡفَٰسِقِينَ 26
Yüce Allah, peygamberi Mûsâ aleyhisselam'a şöyle buyurdu: Allah, İsrailoğulları'nın mukaddes yere girmelerini kesin olarak kırk sene boyunca haram etti. Bu müddet içerisinde çölde şaşkın, yollarını kaybetmiş olarak dolaşacaklar. (Ey Mûsâ!) Allah'ın itaatine karşı gelenler hakkında üzüntü duyma. Muhakkak başlarına gelen ceza ve ukubet, yapmış oldukları isyanlar ve işlemiş oldukları günahlar sebebiyledir.
۞وَٱتۡلُ عَلَيۡهِمۡ نَبَأَ ٱبۡنَيۡ ءَادَمَ بِٱلۡحَقِّ إِذۡ قَرَّبَا قُرۡبَانٗا فَتُقُبِّلَ مِنۡ أَحَدِهِمَا وَلَمۡ يُتَقَبَّلۡ مِنَ ٱلۡأٓخَرِ قَالَ لَأَقۡتُلَنَّكَۖ قَالَ إِنَّمَا يَتَقَبَّلُ ٱللَّهُ مِنَ ٱلۡمُتَّقِينَ 27
(Ey Resûl!) Haset eden zalim Yahudilere, doğru ve içinde hiçbir şüphenin olmadığı Âdem'in iki oğlunun (Kâbil ve Hâbil'in) hikayesini anlat. Her biri Allah Subhânehu ve Teâlâ'ya yakınlaşmak için birer kurban takdim ettiklerinde, Hâbil takva ehlinden olduğu için Allah onun kurbanını kabul etti. Kâbil takva ehlinden olmadığından onun adamış olduğu kurbanı yüce Allah kabul etmedi. Bu durumda Kâbil, Hâbil'in kurbanının kabul edilmiş olmasını, hasedinden ve kıskançlığından dolayı reddetti. Bunun üzerine Kâbil, Hâbil'e, "Ben seni öldüreceğim" dedi. Hâbil de Kâbil'e, "Allah sadece kendisine karşı emirlerine uyup yasaklarından kaçınarak takva sahibi olanın kurbanını kabul eder" diye cevap verdi.
لَئِنۢ بَسَطتَ إِلَيَّ يَدَكَ لِتَقۡتُلَنِي مَآ أَنَا۠ بِبَاسِطٖ يَدِيَ إِلَيۡكَ لِأَقۡتُلَكَۖ إِنِّيٓ أَخَافُ ٱللَّهَ رَبَّ ٱلۡعَٰلَمِينَ 28
"Beni öldürmek için elini bana doğru uzatırsan, ben senin yaptığın gibi yapıp da sana misliyle mukabelede bulunmayacağım. Bu, senden korktuğum için değildir. Çünkü ben, bütün mahlukatın Rabbi olan Allah'tan korkuyorum."
إِنِّيٓ أُرِيدُ أَن تَبُوٓأَ بِإِثۡمِي وَإِثۡمِكَ فَتَكُونَ مِنۡ أَصۡحَٰبِ ٱلنَّارِۚ وَذَٰلِكَ جَزَٰٓؤُاْ ٱلظَّٰلِمِينَ 29
Hâbil, Kâbil'in gözünü korkutmak amacıyla "Senin daha önce işlemiş olduğun günahların ve beni zulmederek öldürmenin günahıyla Allah'ın huzuruna dönmeni istiyorum. Böylece kıyamet gününde cehennem ehlinden olup oraya girenlerden biri olmanı istiyorum. Bu ceza haddi aşanların cezalandırıldığı bir karşılıktır. Ben ise seni öldürme günahıyla oraya dönenlerden olmak istemiyorum." dedi.
فَطَوَّعَتۡ لَهُۥ نَفۡسُهُۥ قَتۡلَ أَخِيهِ فَقَتَلَهُۥ فَأَصۡبَحَ مِنَ ٱلۡخَٰسِرِينَ 30
Kâbil'e, kendisine kötülüğü emreden ve yaptıran nefsi, kardeşi Hâbil'i zulmederek öldürmesini hoş gösterdi ve sonunda onu öldürdü. Kâbil bu suçu işledikten sonra bunun sebebiyle nefsinin dünyadaki ve ahiretteki nasiplerini eksiltenlerden oldu.
فَبَعَثَ ٱللَّهُ غُرَابٗا يَبۡحَثُ فِي ٱلۡأَرۡضِ لِيُرِيَهُۥ كَيۡفَ يُوَٰرِي سَوۡءَةَ أَخِيهِۚ قَالَ يَٰوَيۡلَتَىٰٓ أَعَجَزۡتُ أَنۡ أَكُونَ مِثۡلَ هَٰذَا ٱلۡغُرَابِ فَأُوَٰرِيَ سَوۡءَةَ أَخِيۖ فَأَصۡبَحَ مِنَ ٱلنَّٰدِمِينَ 31
(Kâbil, kardeşi Hâbil'i öldürdükten sonra ne yapacağını bilemedi.) Yüce Allah ona kardeşinin cesedini nasıl saklayacağını öğretmek için önünde yeri eşeleyen bir karga gönderdi. O karga, ölü kargayı gömmek için yeri eşeliyordu. Kardeşini öldürüp katil olan kardeş, "Yazıklar olsun bana, kardeşimin cesedini, ölü kargayı gömen bu karga gibi olup gömemedim." dedi. Sonra (Kâbil,) kardeşinin cesedini gömerek, yapmış olduğu bu çirkin davranışına pişmanlık duyanlardan oldu.
Allah'ın resûllerine muhalefet etmek, Allah'ın cezasının o topluma inmesini gerekli kılar. Allah Teâlâ, İsrailoğulları'nı resûlüne muhalefetleri sebebiyle kırk yıl boyunca ıssız çölde yollarını şaşırtarak cezalandırdı.
Âdem'in iki oğluyla ilgili bu kıssadan anlaşıldığı üzere (Kur'an'ın zahirine göre) yeryüzünde işlenen ilk günah bu olmuştur. Bu günah, kıskançlık ve haddi aşmak ile işlenmiş olup, hüsranı gerektiren zulmetmeye ve akıtılması haram olan cana kıymaya sebep olmuştur.
Günah işlemenin sonu pişmanlıktır.
Hiç şüphesiz, kim çirkin bir çığır/yol açar ve onu yayıp teşvik ederse, bu çirkinliği işlemede ona tabi olanların işlemiş oldukları günahların aynısı ona da günah olarak verilir.