كُتِبَ عَلَيۡكُمُ ٱلۡقِتَالُ وَهُوَ كُرۡهٞ لَّكُمۡۖ وَعَسَىٰٓ أَن تَكۡرَهُواْ شَيۡٔٗا وَهُوَ خَيۡرٞ لَّكُمۡۖ وَعَسَىٰٓ أَن تُحِبُّواْ شَيۡٔٗا وَهُوَ شَرّٞ لَّكُمۡۚ وَٱللَّهُ يَعۡلَمُ وَأَنتُمۡ لَا تَعۡلَمُونَ 216
Ey müminler! Allah yolunda savaş sizlere farz kılındı. Savaşta mal ve can kayıpları olduğu için, tabiatı gereği savaş size hoş gelmez. Allah yolunda savaşmak gibi, sizin hoş görmediğiniz bir şey gerçekte sizin için hayırlı ve faydalı olabilir. Çünkü bununla, çok büyük sevap elde etmekle beraber düşmanlara karşı galibiyet ve Allah'ın kelimesini yükseltmek söz konusudur. Cihada katılmamak gibi sizin hoşlandığınız bir şey de sizin için kötülük ve musibet olabilir. Şüphesiz bu durumda rezillik, utanç ve düşmanların Müslümanlara musallat olması vardır. Allah bütün işlerin hayırlısını ve şerli olanını tam olarak bilir. Sizler ise bunu bilemezsiniz. O'nun emrini yerine getirin, zira bunda sizin için hayır vardır.
يَسَۡٔلُونَكَ عَنِ ٱلشَّهۡرِ ٱلۡحَرَامِ قِتَالٖ فِيهِۖ قُلۡ قِتَالٞ فِيهِ كَبِيرٞۚ وَصَدٌّ عَن سَبِيلِ ٱللَّهِ وَكُفۡرُۢ بِهِۦ وَٱلۡمَسۡجِدِ ٱلۡحَرَامِ وَإِخۡرَاجُ أَهۡلِهِۦ مِنۡهُ أَكۡبَرُ عِندَ ٱللَّهِۚ وَٱلۡفِتۡنَةُ أَكۡبَرُ مِنَ ٱلۡقَتۡلِۗ وَلَا يَزَالُونَ يُقَٰتِلُونَكُمۡ حَتَّىٰ يَرُدُّوكُمۡ عَن دِينِكُمۡ إِنِ ٱسۡتَطَٰعُواْۚ وَمَن يَرۡتَدِدۡ مِنكُمۡ عَن دِينِهِۦ فَيَمُتۡ وَهُوَ كَافِرٞ فَأُوْلَٰٓئِكَ حَبِطَتۡ أَعۡمَٰلُهُمۡ فِي ٱلدُّنۡيَا وَٱلۡأٓخِرَةِۖ وَأُوْلَٰٓئِكَ أَصۡحَٰبُ ٱلنَّارِۖ هُمۡ فِيهَا خَٰلِدُونَ 217
Ey Peygamber! İnsanlar sana haram aylarda (zilkade, zilhicce, muharrem ve recep aylarında) savaşmanın hükmünü soruyorlar. Onlara cevap olarak de ki: “Müşriklerin yaptığı, Allah'ın yolundan alıkoyma fiili çok çirkin olduğu gibi, bu aylarda savaş yapmak da Allah'ın katında çok büyük ve kınanmış bir suçtur. Aynı şekilde müminlerin Mescid-i Haram’a girmelerine engel olmak ve Mescid-i Haram’ın ahalisini oradan çıkarmak Allah'ın katında haram aylarda savaş yapmaktan daha da büyüktür.” Onların içinde bulundukları şirk, savaştan daha büyüktür. Ey müminler! Müşrikler başarabilecekleri bir yol bulabilseler, sizleri hak olan dininizden batıl olan dinlerine döndürünceye dek savaşıp zulümlerine devam ederler. Sizlerden kim dininden döner ve Allah'a karşı inkâr ile ölürse, onun bütün salih amelleri batıl olur. O, ahirette cehennem ateşine girecek ve orada ebedî olarak kalacaktır.
إِنَّ ٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ وَٱلَّذِينَ هَاجَرُواْ وَجَٰهَدُواْ فِي سَبِيلِ ٱللَّهِ أُوْلَٰٓئِكَ يَرۡجُونَ رَحۡمَتَ ٱللَّهِۚ وَٱللَّهُ غَفُورٞ رَّحِيمٞ 218
Allah'a ve Resûlüne iman eden, Allah'a ve Resûlüne hicret ederek vatanlarını terk eden ve Allah'ın kelimesi en üstün olsun diye savaşanlar, işte onlar, Allah'ın rahmetini ve mağfiretini arzularlar. Allah, kullarının günahlarını bağışlar ve onlara merhamet eder.
۞يَسَۡٔلُونَكَ عَنِ ٱلۡخَمۡرِ وَٱلۡمَيۡسِرِۖ قُلۡ فِيهِمَآ إِثۡمٞ كَبِيرٞ وَمَنَٰفِعُ لِلنَّاسِ وَإِثۡمُهُمَآ أَكۡبَرُ مِن نَّفۡعِهِمَاۗ وَيَسَۡٔلُونَكَ مَاذَا يُنفِقُونَۖ قُلِ ٱلۡعَفۡوَۗ كَذَٰلِكَ يُبَيِّنُ ٱللَّهُ لَكُمُ ٱلۡأٓيَٰتِ لَعَلَّكُمۡ تَتَفَكَّرُونَ 219
Ey Peygamber! Ashabın sana içki (aklı örten ve gideren her şey) hakkında, onu içmenin, satmanın ve satın almanın hükmünü soruyorlar. Kumar oynamanın (iki tarafın da bedel koyduğu yarışmaya katılan taraflardan alınan mal) hükmünü soruyorlar. Onlara cevap olarak de ki: Bu ikisinde aklın ve malın yok olması, insanlar arasında düşmanlık ve nefretin ortaya çıkması gibi, dinî ve dünyevî çok fazla zarar ve mefsedet vardır. Kâr ve kazanç elde etmek gibi de pek az faydası var. Bu ikisinin zararları ve ikisinden hasıl olan günah, faydasından çok daha fazladır. Akıllı olan, bu ikisinden de uzak durur. Allah'ın bu beyanında içkinin haram kılınmasına hazırlık vardır. Ey Peygamber! Ashabın sana mallarından gönüllü ve bağış olarak ne kadar infak edeceklerini soruyorlar. Onlara cevap olarak de ki: İhtiyacınızdan fazla kalan malınızı infak ediniz. (Bu, işin başında, İslam’ın ilk döneminde böyleydi. Daha sonra Allah, hususi mallarda ve belli bir oranda farz olan zekât hükmünü koydu.) Allah hiçbir gizliliği bulunmayan bu açıklama gibi, sizlere dininin hükümlerini açıklar. Umulur ki düşünürsünüz.
İşlerin akıbeti hakkında sahip olunan bilgisizlik, kişiyi fayda veren şeyi çirkin görüp zarar veren şeyden hoşlanır duruma getirir. İnsanın üzerine düşen, Allah’tan doğruluk ve hidayet istemesidir.
İslam dini, muhterem şeyleri yüceltmek ve bunlara karşı saldırıları yasaklamak üzere gelmiştir. Bunların en büyüklerinden biri de, insanları Allah Teâlâ'nın yolundan alıkoymaktır.
Kâfirlerin, İslam'la ve güç yetirebilseler dinlerinden çıkarana kadar Müslümanlarla savaşı ilelebet devam edecektir. Allah ise kâfirlerin tuzaklarını bozup zayıflatır.
Allah Teâlâ’ya iman etmek, O’na hicret etmek ve O'nun yolunda cihad etmek, kişiyi Allah’ın rahmet ve mağfiretine kavuşturan en büyük vesilelerdir.
Din, kulların maslahatını gözeterek bazı yönleriyle faydalı olsa da geneli zararlı olan şeyleri haram kılmıştır.