مُّطَاعٖ ثَمَّ أَمِينٖ 21
Gökyüzü ahalisi ona itaat eder, ayrıca bildirdiği vahiy konusunda güvenilirdir.
وَمَا صَاحِبُكُم بِمَجۡنُونٖ 22
Sürekli yanınızda olan, güvenilirliğini ve doğru sözlü olduğunu bildiğiniz Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem sizin iftira atıp iddia ettiğiniz gibi bir deli değildir.
وَلَقَدۡ رَءَاهُ بِٱلۡأُفُقِ ٱلۡمُبِينِ 23
Şüphesiz arkadaşınız, Cebrail’i, yaratıldığı surette gökyüzünün ufkunda açıkça gördü.
وَمَا هُوَ عَلَى ٱلۡغَيۡبِ بِضَنِينٖ 24
Arkadaşınız, kendisi aracılığıyla size bildirilmesi emredilmiş olan şeyi tebliğ etmede size karşı cimrilik yapmaz, kâhinlerin aldığı gibi bir ücret de almaz.
وَمَا هُوَ بِقَوۡلِ شَيۡطَٰنٖ رَّجِيمٖ 25
Bu Kur’an, Allah’ın rahmetinden kovulmuş olan şeytanın sözü de değildir.
فَأَيۡنَ تَذۡهَبُونَ 26
Bu delillerinden sonra onun Allah Teâlâ tarafından olduğunu inkâr etmek için hangi yola başvuruyorsunuz?
إِنۡ هُوَ إِلَّا ذِكۡرٞ لِّلۡعَٰلَمِينَ 27
Kur'an, cinler ve insanlar için yalnızca bir öğüt ve nasihattir.
لِمَن شَآءَ مِنكُمۡ أَن يَسۡتَقِيمَ 28
Sizin içinizden hak yolda dosdoğru olmayı dileyen kimseler için…
وَمَا تَشَآءُونَ إِلَّآ أَن يَشَآءَ ٱللَّهُ رَبُّ ٱلۡعَٰلَمِينَ 29
Bütün varlıkların Rabbi olan Allah dilemedikçe siz dosdoğru olmayı veya başka bir şeyi dileyemezsiniz.
سورة Mekkî
İnsanlık, aldanmaktan ve kıyamet gününü unutmaktan sakındırılmıştır.
إِذَا ٱلسَّمَآءُ ٱنفَطَرَتۡ 1
Gökyüzü, meleklerin inişi sebebiyle yarıldığında;
وَإِذَا ٱلۡكَوَاكِبُ ٱنتَثَرَتۡ 2
Yıldızlar saçılarak döküldüğünde;
وَإِذَا ٱلۡبِحَارُ فُجِّرَتۡ 3
Denizler birbirine açılıp karıştığında;
وَإِذَا ٱلۡقُبُورُ بُعۡثِرَتۡ 4
İçinde bulunan ölülerin yeniden dirilmesi için kabirlerin toprağı alt üst edildiğinde;
عَلِمَتۡ نَفۡسٞ مَّا قَدَّمَتۡ وَأَخَّرَتۡ 5
O zaman herkes yapmış olduğu amelleri ve erteleyerek yapmadıklarını bilecektir.
يَٰٓأَيُّهَا ٱلۡإِنسَٰنُ مَا غَرَّكَ بِرَبِّكَ ٱلۡكَرِيمِ 6
Ey Rabbine kâfir olan insan! Lütfuyla sana zaman verdiği ve seni cezalandırmak için acele etmediği halde seni Rabbinin emrine muhalif kılan nedir?
ٱلَّذِي خَلَقَكَ فَسَوَّىٰكَ فَعَدَلَكَ 7
Yokluğunun ardından seni var etti, azalarını doğru ve düzgün kıldı.
فِيٓ أَيِّ صُورَةٖ مَّا شَآءَ رَكَّبَكَ 8
Seni hangi surette yaratmayı dilediyse öyle yarattı. Seni eşek, maymun, köpek veya bunların dışında bir surette yaratmayarak nimetlendirdi.
كَلَّا بَلۡ تُكَذِّبُونَ بِٱلدِّينِ 9
(Ey gafiller!) Bu durum sizin düşündüğünüz gibi değildir. Bilakis siz, karşılıkların görüleceği günü yalanlıyorsunuz, o gün için amel etmiyorsunuz.
وَإِنَّ عَلَيۡكُمۡ لَحَٰفِظِينَ 10
Şüphesiz üzerinizde, amellerinizi gözetleyip kaydeden melekler vardır.
كِرَامٗا كَٰتِبِينَ 11
Onlar Yüce Allah’ın katında çok değerli olan kâtiplerdir. Sizlerin amellerini yazmaktadırlar.
يَعۡلَمُونَ مَا تَفۡعَلُونَ 12
Hangi amelleri yaptığınızı biliyor ve onları yazıyorlar.
إِنَّ ٱلۡأَبۡرَارَ لَفِي نَعِيمٖ 13
Şüphesiz çokça hayırlı amel işleyenler ve ibadet edenler, elbette kıyamet günü devamlı olan nimetler içinde olacaktır.
وَإِنَّ ٱلۡفُجَّارَ لَفِي جَحِيمٖ 14
Günahkârlar ise üzerlerine ateşin tutuşturulduğu cehennemde olacaklardır.
يَصۡلَوۡنَهَا يَوۡمَ ٱلدِّينِ 15
Karşılıkların verileceği gün, oraya girerek cehennem ateşinin ızdırabını çekeceklerdir.
وَمَا هُمۡ عَنۡهَا بِغَآئِبِينَ 16
Oradan asla ayrılamayacak, bilakis sonsuza kadar kalacaklardır.
وَمَآ أَدۡرَىٰكَ مَا يَوۡمُ ٱلدِّينِ 17
(Ey Peygamber!) Din/hesap gününün ne olduğunu bilir misin?
ثُمَّ مَآ أَدۡرَىٰكَ مَا يَوۡمُ ٱلدِّينِ 18
Yine, din/hesap gününün ne olduğunu bilir misin?
يَوۡمَ لَا تَمۡلِكُ نَفۡسٞ لِّنَفۡسٖ شَيۡٔٗاۖ وَٱلۡأَمۡرُ يَوۡمَئِذٖ لِّلَّهِ 19
O gün kimsenin kimseye fayda vermeye gücü yetmez. O gün bütün emir, hiç kimsenin değil bir tek Allah’ındır ve O, dilediği gibi tasarrufta bulunur.
Hakka ittiba etmeye mani olan kibirden sakındırılmıştır.
Ticaret erbabında açgözlülük ayıplanan ahlakî bir tutumdur. Fakat bu tutumdan ancak Allah’tan korkan kimseler kurtulabilir.
Kıyametin dehşetinin hatırlanması günahlardan caydıran şeylerin en büyüklerindendir.