أَلَمۡ تَرَوۡاْ أَنَّ ٱللَّهَ سَخَّرَ لَكُم مَّا فِي ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَمَا فِي ٱلۡأَرۡضِ وَأَسۡبَغَ عَلَيۡكُمۡ نِعَمَهُۥ ظَٰهِرَةٗ وَبَاطِنَةٗۗ وَمِنَ ٱلنَّاسِ مَن يُجَٰدِلُ فِي ٱللَّهِ بِغَيۡرِ عِلۡمٖ وَلَا هُدٗى وَلَا كِتَٰبٖ مُّنِيرٖ 20
(Ey insanlar!) Yüce Allah'ın, göklerdeki Güneş, Ay ve yıldızları, aynı zamanda yeryüzündeki hayvan, ağaç ve bitkileri hizmetinize sunduğuna şahit olup görmez misiniz? Güzel şekil ve iyi görünümlü olan ve açıkça görülen nimetlerini, akıl ve ilim gibi soyut olan nimetlerini sizin üzerinize tamamlamıştır. Bu nimetleri bahşetmiş olmasına rağmen insanlardan bazıları Allah'ın vahyine dayanmadan, ilimsizce ya da kendisine ışık tutacak akıl yahut Allah katından indirilen açık bir kitap olmaksızın Allah'ın tevhidi hakkında tartışırlar.
وَإِذَا قِيلَ لَهُمُ ٱتَّبِعُواْ مَآ أَنزَلَ ٱللَّهُ قَالُواْ بَلۡ نَتَّبِعُ مَا وَجَدۡنَا عَلَيۡهِ ءَابَآءَنَآۚ أَوَلَوۡ كَانَ ٱلشَّيۡطَٰنُ يَدۡعُوهُمۡ إِلَىٰ عَذَابِ ٱلسَّعِيرِ 21
Allah'ın birliği hususunda tartışan bu kimselere, "Allah'ın, Resûlüne indirdiği vahye tabi olun" denildiğinde, onlar şöyle cevap verirler: "Ona tabi olmayız. Bilakis ilahlarımıza ibadet ederken bulduğumuz atalarımıza tabi oluruz." Şayet şeytan onların atalarını -yoldan çıkarıp putlara ibadet ederek- kıyamet günü cehenneme davet ediyor olsa bile mi?
۞وَمَن يُسۡلِمۡ وَجۡهَهُۥٓ إِلَى ٱللَّهِ وَهُوَ مُحۡسِنٞ فَقَدِ ٱسۡتَمۡسَكَ بِٱلۡعُرۡوَةِ ٱلۡوُثۡقَىٰۗ وَإِلَى ٱللَّهِ عَٰقِبَةُ ٱلۡأُمُورِ 22
Kim ihlaslı bir şekilde ibadet ederek ve amelini en güzel şekilde yaparak Yüce Allah'a yönelirse, o, kurtuluşa ermesi umulan en sağlam kulpa sarılmış olur ki tuttuğu şeyin kopmasından korkmaz. İşlerin akıbeti yalnızca Allah'a varır. Allah, herkese, hak ettiği karşılığı verecektir.
وَمَن كَفَرَ فَلَا يَحۡزُنكَ كُفۡرُهُۥٓۚ إِلَيۡنَا مَرۡجِعُهُمۡ فَنُنَبِّئُهُم بِمَا عَمِلُوٓاْۚ إِنَّ ٱللَّهَ عَلِيمُۢ بِذَاتِ ٱلصُّدُورِ 23
(Ey Resûl!) Kim Allah'a (iman etmeyip) küfrederse, onun küfrü seni üzmesin. Kıyamet günü onların dönüşü ancak Bizedir. Dünyada işlemiş oldukları günahları onlara haber vereceğiz. Yaptıkları tüm amellerin karşılığını da vereceğiz. Şüphesiz Allah, kalplerde olanı hakkıyla bilir, onda olan hiçbir şey O'na gizli kalmaz.
نُمَتِّعُهُمۡ قَلِيلٗا ثُمَّ نَضۡطَرُّهُمۡ إِلَىٰ عَذَابٍ غَلِيظٖ 24
Dünyada vermiş olduğumuz lezzetlerden az bir zaman onları faydalandırırız. Sonra kıyamet günü onları çetin bir azaba; cehennem azabına sürükleriz.
وَلَئِن سَأَلۡتَهُم مَّنۡ خَلَقَ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلۡأَرۡضَ لَيَقُولُنَّ ٱللَّهُۚ قُلِ ٱلۡحَمۡدُ لِلَّهِۚ بَلۡ أَكۡثَرُهُمۡ لَا يَعۡلَمُونَ 25
(Ey Resûl!) Bu müşriklere, "Gökyüzünü ve yeryüzünü kim yarattı?" diye sorsan, onlar “Allah” diyeceklerdir. De ki: "Size delili gösteren Allah'a hamdolsun." Bilakis onların çoğu cahil oldukları için hamd edilmeyi, kimin hak ettiğini bilmiyorlar.
لِلَّهِ مَا فِي ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلۡأَرۡضِۚ إِنَّ ٱللَّهَ هُوَ ٱلۡغَنِيُّ ٱلۡحَمِيدُ 26
Yaratma, sahip olma ve yönetme bakımından göklerdeki ve yerdeki her şey Allah'a aittir. Şüphesiz Yüce Allah, bütün kullarından müstağnidir, dünyada ve ahirette övülmeye layıktır.
وَلَوۡ أَنَّمَا فِي ٱلۡأَرۡضِ مِن شَجَرَةٍ أَقۡلَٰمٞ وَٱلۡبَحۡرُ يَمُدُّهُۥ مِنۢ بَعۡدِهِۦ سَبۡعَةُ أَبۡحُرٖ مَّا نَفِدَتۡ كَلِمَٰتُ ٱللَّهِۚ إِنَّ ٱللَّهَ عَزِيزٌ حَكِيمٞ 27
Eğer yeryüzündeki ağaçlar kesilip kalem haline getirilse, deniz de mürekkep olsa ve buna yedi deniz daha eklense, Yüce Allah'ın sözleri, sonsuz olmasından dolayı (yazmakla) bitip tükenmezdi. Şüphesiz ki Allah Azîz'dir, kimse O'na galip gelemez. Yaratmasında ve idare etmesinde hikmet sahibidir.
مَّا خَلۡقُكُمۡ وَلَا بَعۡثُكُمۡ إِلَّا كَنَفۡسٖ وَٰحِدَةٍۚ إِنَّ ٱللَّهَ سَمِيعُۢ بَصِيرٌ 28
(Ey insanlar!) Yaratılmanız, kıyamet günü hesap ve karşılık için yeniden diriltilmeniz, kolaylık bakımından, ancak bir insanın yeniden yaratılıp diriltilmesi gibidir. Şüphesiz Yüce Allah hakkıyla işitendir, bir sesi işitmesi başka bir sesi işitmesine mani olmaz; hakkıyla görendir, bir şeyi görmesi başka bir şeyi görmesine mani olmaz. İşte böyle, bir insanı yaratması ve yeniden diriltmesi, başka bir insanı yaratıp diriltmesine mani değildir.
Yüce Allah'ın nimetleri, inkâr edip küfre sapmaya değil, O'na iman edip şükretmeye vesile olmalıdır.
Özellikle de akaid/inanç ile ilgili meselelerde körü körüne taklit etmenin tehlikesi beyan edilmiştir.
Allah'a teslim olmanın, O'na itaat etmenin ve O'nun rızasını kazanmak için güzelce amel etmenin önemi beyan edilmiştir.
Yüce Allah'ın kelimeleri bitmez/tükenmez.