وَٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ بِٱللَّهِ وَرُسُلِهِۦٓ أُوْلَٰٓئِكَ هُمُ ٱلصِّدِّيقُونَۖ وَٱلشُّهَدَآءُ عِندَ رَبِّهِمۡ لَهُمۡ أَجۡرُهُمۡ وَنُورُهُمۡۖ وَٱلَّذِينَ كَفَرُواْ وَكَذَّبُواْ بَِٔايَٰتِنَآ أُوْلَٰٓئِكَ أَصۡحَٰبُ ٱلۡجَحِيمِ 19
Allah'a iman edenler ve aralarında hiçbir ayrım yapmadan resûllerine iman edenler var ya, işte onlar sıddıklar (sözü, özü doğru kimseler) ve Rableri katında şehitlerdir. Onlar için hazırlanmış çok değerli mükâfatlar vardır. Kıyamet günü onların nurlarını önlerinde ve sağlarında koşarken görürsün. Yüce Allah'ı ve resûllerini küfr/inkar edenler ile Resûlümüze indirdiğimiz ayetlerimizi yalanlayanlara gelince; işte onlar cehennem ehlidir. Kıyamet günü onlar oraya girecek, orada ebedî kalacak ve oradan hiçbir şekilde çıkamayacaklardır.
ٱعۡلَمُوٓاْ أَنَّمَا ٱلۡحَيَوٰةُ ٱلدُّنۡيَا لَعِبٞ وَلَهۡوٞ وَزِينَةٞ وَتَفَاخُرُۢ بَيۡنَكُمۡ وَتَكَاثُرٞ فِي ٱلۡأَمۡوَٰلِ وَٱلۡأَوۡلَٰدِۖ كَمَثَلِ غَيۡثٍ أَعۡجَبَ ٱلۡكُفَّارَ نَبَاتُهُۥ ثُمَّ يَهِيجُ فَتَرَىٰهُ مُصۡفَرّٗا ثُمَّ يَكُونُ حُطَٰمٗاۖ وَفِي ٱلۡأٓخِرَةِ عَذَابٞ شَدِيدٞ وَمَغۡفِرَةٞ مِّنَ ٱللَّهِ وَرِضۡوَٰنٞۚ وَمَا ٱلۡحَيَوٰةُ ٱلدُّنۡيَآ إِلَّا مَتَٰعُ ٱلۡغُرُورِ 20
Şunu iyi bilin ki dünya hayatı bedenlerin oynadığı bir oyun, kalpler için bir eğlence, kendisiyle güzelleştiğiniz bir süs, mülk ve eşya bakımından aranızda bir övünme, mal ve evlatlarınızın çokluğu bakımından bir kibirlenmeden ibarettir. Tıpkı bir yağmur gibidir ki onun bitirdiği ürünler çiftçilerin çok hoşuna gider, sonra bu yeşil olan bitki belirli bir zaman sonra kurur. (Ey bunu gören kişi!) Bu bitkinin yeşerdikten sonra sarardığını görürsün. Sonra da Yüce Allah onu çer çöp haline getirir. Ahirette kâfirler ve münafıklar için şiddetli bir azap vardır. Yüce Allah tarafından mümin kullarının günahları için bir bağışlanma ve (Allah) rızası vardır. Dünya hayatı kalıcı olmayan, yok olacak geçimlikten başka bir şey değildir. Kim, geçici nimetleri ahiret nimetlerine tercih ederse, o, aldanıp hüsrana uğrayanlardan olur.
سَابِقُوٓاْ إِلَىٰ مَغۡفِرَةٖ مِّن رَّبِّكُمۡ وَجَنَّةٍ عَرۡضُهَا كَعَرۡضِ ٱلسَّمَآءِ وَٱلۡأَرۡضِ أُعِدَّتۡ لِلَّذِينَ ءَامَنُواْ بِٱللَّهِ وَرُسُلِهِۦۚ ذَٰلِكَ فَضۡلُ ٱللَّهِ يُؤۡتِيهِ مَن يَشَآءُۚ وَٱللَّهُ ذُو ٱلۡفَضۡلِ ٱلۡعَظِيمِ 21
(Ey insanlar!) Tövbe ederek ve diğer salih amelleri işleyerek bu salih amellerde yarışın. Böylece günahlarınızın affolunmasına ve genişliği yer ve gökler kadar olan cennete nail olursunuz. Yüce Allah, kendisine ve resûllerine iman edenler için bu cenneti hazırlamıştır. Bu mükâfat, Yüce Allah'ın, dilediği kullarına verdiği lütfudur. Allah Subhanehu ve Teâlâ mümin kullarına karşı büyük lütuf sahibidir.
مَآ أَصَابَ مِن مُّصِيبَةٖ فِي ٱلۡأَرۡضِ وَلَا فِيٓ أَنفُسِكُمۡ إِلَّا فِي كِتَٰبٖ مِّن قَبۡلِ أَن نَّبۡرَأَهَآۚ إِنَّ ذَٰلِكَ عَلَى ٱللَّهِ يَسِيرٞ 22
Yeryüzüne isabet eden ve insanların başlarına gelen kuraklık ve bunun gibi hiçbir musibet ve bela yoktur ki bütün bunlar yaratılmadan önce Levh-i Mahfuz'da yazılı olmasın. Şüphesiz bu, Yüce Allah için çok kolaydır.
لِّكَيۡلَا تَأۡسَوۡاْ عَلَىٰ مَا فَاتَكُمۡ وَلَا تَفۡرَحُواْ بِمَآ ءَاتَىٰكُمۡۗ وَٱللَّهُ لَا يُحِبُّ كُلَّ مُخۡتَالٖ فَخُورٍ 23
(Ey insanlar!) Kaybettiklerinize üzülmeyesiniz ve verdiğimiz nimetlerle şımarmayasınız diye böyle yaptık. Şüphesiz Yüce Allah, kendisinin verdiğiyle insanlara karşı kibirlenen ve övünen kimseyi sevmez.
ٱلَّذِينَ يَبۡخَلُونَ وَيَأۡمُرُونَ ٱلنَّاسَ بِٱلۡبُخۡلِۗ وَمَن يَتَوَلَّ فَإِنَّ ٱللَّهَ هُوَ ٱلۡغَنِيُّ ٱلۡحَمِيدُ 24
Harcamaları gerekli olan şeyler hakkında cimrilik ederek harcamayanlar ve başkalarına da cimriliği emredenler hüsrana uğramış kimselerdir. Kim Yüce Allah'a itaat etmekten yüz çeviririrse, bilsin ki asla Allah'a zarar veremez, ancak kendine zarar verir. Şüphesiz Yüce Allah çok zengindir, kullarının itaat etmelerine ihtiyaç duymaz. O, her halukârda hamd edilmeye layık olandır.
İçinde barındırdığı arzulara rağmen dünyada züht sahibi olmak ile içinde daimî nimetleri olan ahirete teşvik etmek dosdoğru yolda ilerlemeye yardımcı olan iki husustur.
Kadere iman etmek farzdır.
Kadere imanın faydalarından biri de elden kaçan dünya nimetleri için üzülmemektir.
Cimrilik ve cimriliği emretmek yerilmiş iki özelliktir. Mümin bir kul, bu iki özelliği asla taşımaz.