وَمَا يَسۡتَوِي ٱلۡأَعۡمَىٰ وَٱلۡبَصِيرُ 19
Kör ile gören kimsenin bir olmadığı gibi kâfir ile mümin de makam olarak bir değildir.
وَلَا ٱلظُّلُمَٰتُ وَلَا ٱلنُّورُ 20
Karanlıklar ile aydınlığın bir olmadığı gibi küfür ile iman da bir değildir.
وَلَا ٱلظِّلُّ وَلَا ٱلۡحَرُورُ 21
Gölge ile sıcak rüzgârın bir olmadığı gibi cennet ile cehennem de içerik bakımından bir değildir.
وَمَا يَسۡتَوِي ٱلۡأَحۡيَآءُ وَلَا ٱلۡأَمۡوَٰتُۚ إِنَّ ٱللَّهَ يُسۡمِعُ مَن يَشَآءُۖ وَمَآ أَنتَ بِمُسۡمِعٖ مَّن فِي ٱلۡقُبُورِ 22
Ölüler ile dirilerin bir olmadığı gibi müminler ile kâfirler de bir olamazlar. Allah dilediği kimseye hidayetini işittirir. Ey Resûl! Sen kabirlerdeki ölüler gibi olan kâfirlere işittiremezsin.
إِنۡ أَنتَ إِلَّا نَذِيرٌ 23
Sen, sadece Allah'ın azabıyla uyaran bir uyarıcısın.
إِنَّآ أَرۡسَلۡنَٰكَ بِٱلۡحَقِّ بَشِيرٗا وَنَذِيرٗاۚ وَإِن مِّنۡ أُمَّةٍ إِلَّا خَلَا فِيهَا نَذِيرٞ 24
Ey Resûl! Şüphesiz Biz seni, içinde şüphe olmayan bir hakla; müminler için Allah'ın hazırlamış olduğu o güzel karşılığı müjdeleyici ve kâfirler için Allah'ın hazırlamış olduğu elem verici azapla uyarıcı olman için gönderdik. Geçmiş ümmetlerin her birine Allah'ın azabıyla uyaran bir peygamber gelmiştir.
وَإِن يُكَذِّبُوكَ فَقَدۡ كَذَّبَ ٱلَّذِينَ مِن قَبۡلِهِمۡ جَآءَتۡهُمۡ رُسُلُهُم بِٱلۡبَيِّنَٰتِ وَبِٱلزُّبُرِ وَبِٱلۡكِتَٰبِ ٱلۡمُنِيرِ 25
Ey Resûl! Eğer kavmin seni yalanlarsa sabret! Kavmi tarafından yalanlanan ilk peygamber sen değilsin. Senden önce gelip geçmiş olan Âd, Semûd ve Lût kavmi gibi ümmetler de peygamberlerini yalanlamışlardı. Halbuki Peygamberleri onlara, Allah katından kendilerinin doğru olduğuna dair apaçık deliller ve iyice düşünüp dikkat eden kimseler için sahifeler ve aydınlatıcı kitaplar getirmişlerdi.
ثُمَّ أَخَذۡتُ ٱلَّذِينَ كَفَرُواْۖ فَكَيۡفَ كَانَ نَكِيرِ 26
Bununla birlikte onlar Allah'ı ve O'nun peygamberlerini inkâr ettiler ve peygamberlerin Allah katından getirdiklerini doğrulamadılar. Ben de onları helak ettim. Ey Resûl! Onları helak ettiğim zaman Benim onlara cezamın nasıl olduğuna bir bak!
أَلَمۡ تَرَ أَنَّ ٱللَّهَ أَنزَلَ مِنَ ٱلسَّمَآءِ مَآءٗ فَأَخۡرَجۡنَا بِهِۦ ثَمَرَٰتٖ مُّخۡتَلِفًا أَلۡوَٰنُهَاۚ وَمِنَ ٱلۡجِبَالِ جُدَدُۢ بِيضٞ وَحُمۡرٞ مُّخۡتَلِفٌ أَلۡوَٰنُهَا وَغَرَابِيبُ سُودٞ 27
Ey Resûl! Allah Subhanehu ve Teâlâ'nın gökten yağmur suyunu indirdiğini, o suyla ürünlerin bulunduğu ağaçları suladığımızı ve kırmızı, yeşil, sarı ve bundan başka çeşitli renklerde ürünleri o ağaçlardan çıkardığımızı görmez misin? Yine dağlardan geçen beyaz, kırmızı, değişik renklerde ve simsiyah yollar yaptık.
وَمِنَ ٱلنَّاسِ وَٱلدَّوَآبِّ وَٱلۡأَنۡعَٰمِ مُخۡتَلِفٌ أَلۡوَٰنُهُۥ كَذَٰلِكَۗ إِنَّمَا يَخۡشَى ٱللَّهَ مِنۡ عِبَادِهِ ٱلۡعُلَمَٰٓؤُاْۗ إِنَّ ٱللَّهَ عَزِيزٌ غَفُورٌ 28
Burada zikredilenler gibi insanlardan, hayvanlardan ve deve, inek ve koyun gibi davarlardan da muhtelif renklerde olanlar vardır. Allah Teâlâ'nın makamını (gereğince) ancak âlimler yüceltirler ve O'ndan (gereğince yine) ancak âlimler korkarlar. Çünkü onlar Allah'ın sıfatlarını, dinini ve kudretinin delillerini bilirler. Şüphesiz Allah Teâlâ hiç kimsenin kendisine üstün gelemeyeceği şekilde mutlak güç sahibidir. O, kullarından tövbe edenlerin günahlarını çokça bağışlayandır.
إِنَّ ٱلَّذِينَ يَتۡلُونَ كِتَٰبَ ٱللَّهِ وَأَقَامُواْ ٱلصَّلَوٰةَ وَأَنفَقُواْ مِمَّا رَزَقۡنَٰهُمۡ سِرّٗا وَعَلَانِيَةٗ يَرۡجُونَ تِجَٰرَةٗ لَّن تَبُورَ 29
Şüphesiz Resûlümüze indirmiş olduğumuz Allah'ın kitabını okuyanlar, o kitabın içindekilerle amel edenler, namazı en kamil şekilde kılanlar ve kendilerini rızıklandırdığımız şeylerden zekât ve diğer yollarla açıktan ve gizli olarak sarf edenler var ya; işte onlar, bu amellerle Allah katında zarara uğramayacakları bir ticaret umarlar.
لِيُوَفِّيَهُمۡ أُجُورَهُمۡ وَيَزِيدَهُم مِّن فَضۡلِهِۦٓۚ إِنَّهُۥ غَفُورٞ شَكُورٞ 30
Bu, Allah'ın onların amellerinin karşılığını tam bir şekilde vermesi ve ihsanından onlara daha da artırması içindir. Çünkü Allah bunun ehlidir. Şüphesiz O bu sıfatlarla vasıflanmış olanların günahlarını çokça bağışlayan ve onların güzel amellerinin karşılığını bol bol verendir.
Bir açıdan hak ve hak ehlinin; diğer bir açıdan da batıl ve batıl ehlinin birbirlerine eşit olması reddedilmiştir.
Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem'den önce gönderilen peygamberlerin çokluğu, Allah'ın rahmetinin ve insanların ne kadar inatçı olduğunun delilidir.
Yalancıların helak edilmesi ilahî bir kanundur.
İman sıfatları kazançlı bir ticaretken küfür sıfatları ise zararlı bir ticarettir.