قُل لَّآ أَمۡلِكُ لِنَفۡسِي نَفۡعٗا وَلَا ضَرًّا إِلَّا مَا شَآءَ ٱللَّهُۚ وَلَوۡ كُنتُ أَعۡلَمُ ٱلۡغَيۡبَ لَٱسۡتَكۡثَرۡتُ مِنَ ٱلۡخَيۡرِ وَمَا مَسَّنِيَ ٱلسُّوٓءُۚ إِنۡ أَنَا۠ إِلَّا نَذِيرٞ وَبَشِيرٞ لِّقَوۡمٖ يُؤۡمِنُونَ 188
Ey Muhammed! De ki: "Ben kendime Allah'ın dilediğinden başka ne bir fayda ne de bir zarar verecek güce sahibim. Buna sadece Yüce Allah sahiptir. Allah'ın bana öğrettiklerinin dışında da bir şey bilmem. Ben gaybı da bilmem. Eğer gaybı bilmiş olsaydım, gerçekleşmeden önce olacakları ve ne getireceğini bilmem hasebiyle bana yarar sağlayacak sebepleri işler ve zarar verecek olanları kendimden uzaklaştırırdım. Ben Allah'ın sadece bir Resûlüyüm; O'nun elem verici cezasıyla korkutan, benim Allah Resûlü olduğuma iman edenleri ve getirdiklerimi tasdik edenleri Yüce Allah'ın değerli mükâfatıyla müjdeleyen bir elçiyim.
۞هُوَ ٱلَّذِي خَلَقَكُم مِّن نَّفۡسٖ وَٰحِدَةٖ وَجَعَلَ مِنۡهَا زَوۡجَهَا لِيَسۡكُنَ إِلَيۡهَاۖ فَلَمَّا تَغَشَّىٰهَا حَمَلَتۡ حَمۡلًا خَفِيفٗا فَمَرَّتۡ بِهِۦۖ فَلَمَّآ أَثۡقَلَت دَّعَوَا ٱللَّهَ رَبَّهُمَا لَئِنۡ ءَاتَيۡتَنَا صَٰلِحٗا لَّنَكُونَنَّ مِنَ ٱلشَّٰكِرِينَ 189
Ey erkekler ve kadınlar topluluğu! Sizi tek bir candan var eden O'dur. Bu can Âdem aleyhisselam'dır. Gönlünün ısınması ve huzur bulması için eşi Havva'yı Âdem aleyhisselam'ın kaburga kemiğinden yarattı. Erkek eşiyle bir araya geldikten sonra hanımının ilk başta hissetmeyecek derecede hamileliği hafif olur. Çünkü daha hamileliğin başındadır. Bu hamileliğinden bir ağırlık hissetmediği için ihtiyaçlarını gidermeye ve günlük işlerine devam eder. Fakat yük ağırlaşınca ve karnındaki bebek büyüyünce, karı ile koca, Rableri olan Yüce Allah'a şöyle dua ederler: "Ey Rabbimiz! Eğer bize salih, tam ve kusursuz sağlam bir evlat verirsen, mutlaka vermiş olduğun nimetlerine şükredenlerden oluruz."
فَلَمَّآ ءَاتَىٰهُمَا صَٰلِحٗا جَعَلَا لَهُۥ شُرَكَآءَ فِيمَآ ءَاتَىٰهُمَاۚ فَتَعَٰلَى ٱللَّهُ عَمَّا يُشۡرِكُونَ 190
Allah, onların duasına icabet edip, dua ettikleri gibi ikisine salih bir evlat verince, verdiği evlatlarında O'na ortak koşmaya başladılar ve Allah'tan başkasına çocuklarını kul sayıp evlatlarına "Abdülharis/Haris'in kulu" ismini verdiler. Allah, kendisine ortak koşulan her şeyden yüce ve münezzehtir. O rububiyette ve uluhiyette bir ve tek olandır.
أَيُشۡرِكُونَ مَا لَا يَخۡلُقُ شَيۡٔٗا وَهُمۡ يُخۡلَقُونَ 191
Bu putları ve diğerlerini ibadette Allah'a ortak mı kılıyorlar?! Onlar bu putların bir şey yaratmaya güçleri olmadığını ve bundan dolayı da ibadet edilmeyi hak etmediklerini çok iyi biliyorlar. Bilakis bunların kendileri yaratılmışlardır. Bunları nasıl Allah'a ortak koşuyorlar?!
وَلَا يَسۡتَطِيعُونَ لَهُمۡ نَصۡرٗا وَلَآ أَنفُسَهُمۡ يَنصُرُونَ 192
Hâlbuki bu ibadet olunan ilahların, ne kendilerine ibadet edenlere yardım etmeye güçleri vardır ne de kendi nefislerine bir yardımda bulunabilirler. Öyleyse bunlara nasıl ibadet ederler?!
وَإِن تَدۡعُوهُمۡ إِلَى ٱلۡهُدَىٰ لَا يَتَّبِعُوكُمۡۚ سَوَآءٌ عَلَيۡكُمۡ أَدَعَوۡتُمُوهُمۡ أَمۡ أَنتُمۡ صَٰمِتُونَ 193
Ey müşrikler! Allah'tan başka ilah edindiğiniz bu putları doğru yola davet etseniz dahi, sizin onları davet ettiğinize icabet edemezler ve size de tabi olmazlar. Sizin, onların yanında dua etmeniz de susmanız da birdir. Çünkü bunlar aklı olmayan, duymayan ve konuşmayan cansız varlıklardır.
إِنَّ ٱلَّذِينَ تَدۡعُونَ مِن دُونِ ٱللَّهِ عِبَادٌ أَمۡثَالُكُمۡۖ فَٱدۡعُوهُمۡ فَلۡيَسۡتَجِيبُواْ لَكُمۡ إِن كُنتُمۡ صَٰدِقِينَ 194
Ey müşrikler! Kuşkusuz sizin Allah'ı bırakıp da ibadet ettikleriniz sizin gibi Allah'ın yarattığı varlıklardır. Hepsi Yüce Allah'ın mülküdür. Bu hususlarda onlar da sizin gibidirler. Bununla beraber siz canlı olduğunuzdan, konuştuğunuzdan, yürüdüğünüzden, duyduğunuzdan ve gördüğünüzden dolayı haliniz onların halinden daha üstündür. Hâlbuki putların durumu öyle değildir. O halde iddianızda doğruysanız, onları çağırın da hadi sizin çağrınıza cevap versinler!
أَلَهُمۡ أَرۡجُلٞ يَمۡشُونَ بِهَآۖ أَمۡ لَهُمۡ أَيۡدٖ يَبۡطِشُونَ بِهَآۖ أَمۡ لَهُمۡ أَعۡيُنٞ يُبۡصِرُونَ بِهَآۖ أَمۡ لَهُمۡ ءَاذَانٞ يَسۡمَعُونَ بِهَاۗ قُلِ ٱدۡعُواْ شُرَكَآءَكُمۡ ثُمَّ كِيدُونِ فَلَا تُنظِرُونِ 195
İlah edinmiş olduğunuz bu putların yürüyecekleri ayakları mı var ki sizin ihtiyaçlarınızı yerine getirmek için çabalayabilsinler? Yoksa sizleri savunacak elleri mi var ki güçleriyle sizleri savunabilsinler? Yoksa onların gözleri mi var ki sizin göremedikleriniz gaybı size haber verebilsinler? Yoksa duyan kulakları mı var ki duyamadıklarınız hakkında size bilgi verebilsinler? Madem onlar bu organlara sahip değiller, o zaman menfaat sağlamak veya zararı gidermek umuduyla onlara nasıl ibadet ediyorsunuz? Ey Resûl! Bu müşriklere de ki: "Allah'a eş kıldıklarınızı çağırın, sonra da bana tuzak kurun ve bana hiç fırsat vermeyin."
Ayetler, bir yarar elde etmek veya bir zararı gidermek için Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem'i kastederek ona dua edenin cahilliğini açıklamaktadırlar. Çünkü fayda, ancak gönderilmiş olduğu müjde ve uyarılardan hasıl olur.
Çocuk sahibi olarak neslinin çoğalması hakkında ilahî hikmetin gerçekleşmesi için Yüce Allah, erkeğe, onun cinsinden eşini bahşetmiştir, böylece de erkek, ülfet ve ünsiyet içinde yaşamıştır.
Yaratılmışların en üstünü, en kamili ve en şereflisi olan insana; en değersiz, en basit taş, tahta veya başka maddelerden yapılmış batıl ilahlara ibadet ederek bunlarla meşgul olması asla yaraşmaz.