فَمَنۡ خَافَ مِن مُّوصٖ جَنَفًا أَوۡ إِثۡمٗا فَأَصۡلَحَ بَيۡنَهُمۡ فَلَآ إِثۡمَ عَلَيۡهِۚ إِنَّ ٱللَّهَ غَفُورٞ رَّحِيمٞ 182
Her kim, vasiyet sahibinin doğrudan ayrıldığını veya vasiyetinde adaletsiz davrandığını bilir, onun ifsat ettiğini nasihatiyle düzeltir ve vasiyet üzerinde ihtilaf edenlerin arasını bulursa ona bir günah yoktur. Bilakis yaptığı bu ıslahtan ötürü sevap kazanır. Muhakkak Allah, kullarından tövbe edenleri bağışlar ve onlara karşı çok merhametlidir.
يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ كُتِبَ عَلَيۡكُمُ ٱلصِّيَامُ كَمَا كُتِبَ عَلَى ٱلَّذِينَ مِن قَبۡلِكُمۡ لَعَلَّكُمۡ تَتَّقُونَ 183
Ey Allah'a iman eden ve Resûlüne tabi olanlar! Oruç, Rabbiniz tarafından sizden önceki ümmetlere farz kılındığı gibi size de farz kılındı. Umulur ki O'nun azabıyla kendi aranıza salih amellerden bir kalkan koyar da Allah’tan korkarsınız. Bu amellerin en büyüklerinden biri de oruçtur.
أَيَّامٗا مَّعۡدُودَٰتٖۚ فَمَن كَانَ مِنكُم مَّرِيضًا أَوۡ عَلَىٰ سَفَرٖ فَعِدَّةٞ مِّنۡ أَيَّامٍ أُخَرَۚ وَعَلَى ٱلَّذِينَ يُطِيقُونَهُۥ فِدۡيَةٞ طَعَامُ مِسۡكِينٖۖ فَمَن تَطَوَّعَ خَيۡرٗا فَهُوَ خَيۡرٞ لَّهُۥۚ وَأَن تَصُومُواْ خَيۡرٞ لَّكُمۡ إِن كُنتُمۡ تَعۡلَمُونَ 184
Sizlere farz kılınan ramazan ayı orucu, senenin günlerine nispetle, tutmadığınız günlere göre çok azdır. Sizlerden her kim, oruç tutmaya zorlanacak şekilde hastalanırsa veya yolculuktaysa orucunu tutmama hakkı vardır. Sonra orucunu açtığı/tutmadığı günler miktarınca kaza etmesi gerekir. Oruç tutabilenlerin, oruç tutmadıkları zaman fidye vermeleri gerekir. Fidye, oruç açtıkları her gün için bir fakiri yedirmektir. Kim bir fakiri doyururken fazladan verirse ya da oruç tutarak fakiri de doyurursa, bu, o kimse için daha hayırlıdır. Oruç tutmanın faziletini bilseniz; oruç tutmak sizin için, oruç tutmayıp fidye vermekten daha hayırlı olurdu. Bu hüküm, Allah’ın orucu farz kıldığı ilk zamanlarda idi. Dileyen oruç tutuyor, dileyen ise orucunu açarak birini yediriyordu. Daha sonra Allah, büluğa ermiş olup oruç tutmaya gücü yeten herkese orucu zorunlu ve farz kıldı.
شَهۡرُ رَمَضَانَ ٱلَّذِيٓ أُنزِلَ فِيهِ ٱلۡقُرۡءَانُ هُدٗى لِّلنَّاسِ وَبَيِّنَٰتٖ مِّنَ ٱلۡهُدَىٰ وَٱلۡفُرۡقَانِۚ فَمَن شَهِدَ مِنكُمُ ٱلشَّهۡرَ فَلۡيَصُمۡهُۖ وَمَن كَانَ مَرِيضًا أَوۡ عَلَىٰ سَفَرٖ فَعِدَّةٞ مِّنۡ أَيَّامٍ أُخَرَۗ يُرِيدُ ٱللَّهُ بِكُمُ ٱلۡيُسۡرَ وَلَا يُرِيدُ بِكُمُ ٱلۡعُسۡرَ وَلِتُكۡمِلُواْ ٱلۡعِدَّةَ وَلِتُكَبِّرُواْ ٱللَّهَ عَلَىٰ مَا هَدَىٰكُمۡ وَلَعَلَّكُمۡ تَشۡكُرُونَ 185
Ramazan ayı, Kur'an'ın Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem'e Kadir Gecesi'nde indirilmeye başlandığı aydır. Allah onu insanlara hidayet olması için indirmiştir. İçinde hidayete apaçık işaret eden deliller ve hak ile batılı birbirinden ayıran açıklamalar vardır. Kim yolcu veya hasta olmadığı halde ramazan ayına ulaşırsa, o ayda farz olarak orucu tutsun. Oruç tutmaya dayanamayanlar yahut yolcu olanlar ise oruçlarını açabilirler. Oruçlarını açarlarsa bu günleri kaza etsinler. Allah, koyduğu bu hükümlerin sizin için zorluk değil, kolaylık olmasını istiyor. Bu ayın bütün günlerinde orucu tamamlayın ve sizi ramazan orucunu tutmaya ve bu ayı tamamlamaya muvaffak kıldığı için, ramazan ayının sonunda ve bayram gününde Allah'ı tekbir edin. Umulur ki razı olduğu bu dine sizi hidayet ettiği için Allah'a şükredersiniz.
وَإِذَا سَأَلَكَ عِبَادِي عَنِّي فَإِنِّي قَرِيبٌۖ أُجِيبُ دَعۡوَةَ ٱلدَّاعِ إِذَا دَعَانِۖ فَلۡيَسۡتَجِيبُواْ لِي وَلۡيُؤۡمِنُواْ بِي لَعَلَّهُمۡ يَرۡشُدُونَ 186
Ey Peygamber! Kullarım sana, Benim yakınlığımı ve dualarına icabet etme yakınlığımı soracak olurlarsa, şüphesiz Ben onlara çok yakınım, onların durumlarını bilir, dualarını işitirim. Onların aracılara ve seslerini yükseltmeye ihtiyaçları yoktur. Dua ederken ihlasla dua edenin duasına icabet ederim. Yeter ki Bana ve emirlerime boyun eğsinler ve imanlarında sebat etsinler. Şüphesiz bu, onlara icabet etmem için en faydalı vesiledir. Umulur ki böylece din ve dünya işlerinde erginlik yoluna girerler.
Allah, ramazan ayını, oruç ayı yaparak ve Kur’an’ı o ayda indirerek faziletli kıldı. O, aynı zamanda Kur’an ayıdır. Bu yüzden Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem ramazan ayında Cebrâil ile beraber Kur'an’ı karşılıklı okur ve bu ayda Kur’an okumaya, başka aylarda olmadığı kadar çaba gösterirdi.
İslam dini, temel ve alt bütün meselelerde zorluğun bertaraf edilmesi ve kolaylaştırma üzerine kaim olmuştur. Allah, dinde bizim üzerimize herhangi bir zorluk yüklememiştir.
Allah Teâlâ, kullarına yakındır, onları kuşatır ve onların hallerini eksiksiz olarak bilir. Bunun için de onların dualarını işitir ve isteklerine icabet eder.