۞وَإِذۡ نَتَقۡنَا ٱلۡجَبَلَ فَوۡقَهُمۡ كَأَنَّهُۥ ظُلَّةٞ وَظَنُّوٓاْ أَنَّهُۥ وَاقِعُۢ بِهِمۡ خُذُواْ مَآ ءَاتَيۡنَٰكُم بِقُوَّةٖ وَٱذۡكُرُواْ مَا فِيهِ لَعَلَّكُمۡ تَتَّقُونَ 171
(Ey Muhammed!) Hani İsrailoğulları Tevrat'ın içindekileri kabul etmekten imtina ettiklerinde dağı yerinden söküp üzerlerine kaldırmıştık. Dağ sanki başlarının üzerinde onları gölgelendiren bulut gibi olmuş da kesin olarak üzerlerine düşeceğini yakînen anlamışlardı. Onlara denildi ki: "Size verdiğimizi ciddiyetle, gayretle ve kesin kararlılıkla alınız. Yüce Allah'ın sizin için din olarak belirlediği hükümleri hatırlayın ve unutmayın. Eğer bunları yerine getirirseniz umulur ki Allah'tan sakınırsınız."
وَإِذۡ أَخَذَ رَبُّكَ مِنۢ بَنِيٓ ءَادَمَ مِن ظُهُورِهِمۡ ذُرِّيَّتَهُمۡ وَأَشۡهَدَهُمۡ عَلَىٰٓ أَنفُسِهِمۡ أَلَسۡتُ بِرَبِّكُمۡۖ قَالُواْ بَلَىٰ شَهِدۡنَآۚ أَن تَقُولُواْ يَوۡمَ ٱلۡقِيَٰمَةِ إِنَّا كُنَّا عَنۡ هَٰذَا غَٰفِلِينَ 172
(Ey Muhammed!) Hani Rabbin, Âdemoğulları'nın sulblerinden zürriyetlerini çıkarmış ve Rableri olduğunu kabul ettirerek rububiyetinin ispatını fıtratlarına koymuş ve onlara şöyle buyurmuştu: "Ben sizin Rabbiniz değil miyim?" Onların hepsi, "Evet, Sen bizim Rabbimizsin." dediler. Ardından onlara şöyle buyurmuştu: "Lakin bu sizin imtihanınızdır. Sizden bu sözü aldık ki kıyamet gününde sırf üzerinizdeki Allah'ın bu hüccetini inkâr etmeyesiniz ve bundan haberinizin olmadığını söylemeyesiniz."
أَوۡ تَقُولُوٓاْ إِنَّمَآ أَشۡرَكَ ءَابَآؤُنَا مِن قَبۡلُ وَكُنَّا ذُرِّيَّةٗ مِّنۢ بَعۡدِهِمۡۖ أَفَتُهۡلِكُنَا بِمَا فَعَلَ ٱلۡمُبۡطِلُونَ 173
Veyahut Allah’a şirk koşarak ahdi bozanların babalarınız olduğunu, sizlerin de babalarınızı bulduğunuz şirk üzerine onları taklit ettiğinizi hüccet getirerek "Ey Rabbimiz! Allah’a şirk koşarak amellerini iptal etmiş olan babalarımızın yaptıkları sebebiyle bizleri cezalandırıp azap mı edeceksin? Cehaletimiz ve babalarımızı taklit etmemiz sebebiyle bizim bir günahımız yoktur.’’ dememeniz içindir.
وَكَذَٰلِكَ نُفَصِّلُ ٱلۡأٓيَٰتِ وَلَعَلَّهُمۡ يَرۡجِعُونَ 174
Yalanlayan ümmetlerin gidişatlarıyla ilgili ayetleri açıkladığımız gibi, bunları da açıklıyoruz. Umulur ki daha önceden Allah'a vermiş oldukları sözde olduğu gibi üzerinde bulundukları şirkten yalnız Allah'ın tevhidine ve ibadetine dönerler.
وَٱتۡلُ عَلَيۡهِمۡ نَبَأَ ٱلَّذِيٓ ءَاتَيۡنَٰهُ ءَايَٰتِنَا فَٱنسَلَخَ مِنۡهَا فَأَتۡبَعَهُ ٱلشَّيۡطَٰنُ فَكَانَ مِنَ ٱلۡغَاوِينَ 175
(Ey Resûl!) İsrailoğulları'na, kendisine ayetlerimizi verdiğimiz, onları öğrenip delalet ettiği hakkı anlayan, ancak bununla amel etmeyen adamın haberini oku. Bilakis bu adam onları terk edip çıkmıştı. Bunun üzerine şeytan da onun peşine takılmış ve onun arkadaşı olmuştu. Böylece hidayete ermiş, kurtulan kimselerdenken helake uğramış sapıklardan oldu.
وَلَوۡ شِئۡنَا لَرَفَعۡنَٰهُ بِهَا وَلَٰكِنَّهُۥٓ أَخۡلَدَ إِلَى ٱلۡأَرۡضِ وَٱتَّبَعَ هَوَىٰهُۚ فَمَثَلُهُۥ كَمَثَلِ ٱلۡكَلۡبِ إِن تَحۡمِلۡ عَلَيۡهِ يَلۡهَثۡ أَوۡ تَتۡرُكۡهُ يَلۡهَثۚ ذَّٰلِكَ مَثَلُ ٱلۡقَوۡمِ ٱلَّذِينَ كَذَّبُواْ بَِٔايَٰتِنَاۚ فَٱقۡصُصِ ٱلۡقَصَصَ لَعَلَّهُمۡ يَتَفَكَّرُونَ 176
Eğer onun bu ayetlerden faydalanmasını dileseydik onu yükseltirdik ve bu ayetlerle amel etmeye muvaffak kılardık. Böylece dünyada ve ahirette yükselirdi. Fakat o, dünyasını ahiretine tercih ederek dünyanın şehvetlerine, nefsinin arzuladığı batıl şeylere kapılmıştı. Dünyaya olan aşırı hırsı tıpkı köpeğin durumuna benzer ki o, bütün hallerde dilini çıkartıp solur; üstüne varsan da uzanmış halde bıraksan da solumaya devam eder. Zikredilen bu örnek, ayetlerimizi yalanlayarak sapıtan kavmin misalidir. Ey Resûl! Onlara bu kıssayı anlat. Umulur ki düşünüp ayetlerimizi yalanlamaktan ve sapıklıktan vazgeçerler.
سَآءَ مَثَلًا ٱلۡقَوۡمُ ٱلَّذِينَ كَذَّبُواْ بَِٔايَٰتِنَا وَأَنفُسَهُمۡ كَانُواْ يَظۡلِمُونَ 177
Ayetlerimizi ve burhanlarımızı yalanlayan ve onları tasdik etmeyen bir kavmin durumu ne kötüdür! Onlar kendi nefislerini helak edici davranışlara sürükleyerek kendilerine zulmetmiş olurlar.
مَن يَهۡدِ ٱللَّهُ فَهُوَ ٱلۡمُهۡتَدِيۖ وَمَن يُضۡلِلۡ فَأُوْلَٰٓئِكَ هُمُ ٱلۡخَٰسِرُونَ 178
Allah kimi dosdoğru yolun hidayetine muvaffak ederse, o gerçekten hidayete ermiştir; kimi de dosdoğru yoldan uzaklaştırırsa, işte onlar; kendi nefisleri de aileleri de kıyamet gününde ziyana uğrayanların ta kendileridir. Dikkat edin, o apaçık hüsranın ta kendisidir!
Semavî kitapların indirilmesindeki maksat, onlarla gerektiği gibi amel etmektir. Sadece dil ile makamlı okumak değildir. Zira böyle yapmak kuşkusuz onu terk etmek anlamına gelir.
Şüphesiz Yüce Allah, insanı yarattığı zaman insanda, kendi birliğine dair delilleri anlayıp idrak etme kabiliyetini de yaratmıştır. Şayet insan selim bir fıtrata sahip olur ve onu bozacak şeyleri ona bulaştırmazsa, bu delilleri anlayıp idrak eder ve gereğince amel işler.
Kur'an ayetleriyle amel etmeye muvaffak olanlar için ayetlerde ibret vardır. Bu sayede nefislerinin arınmasını ve Yüce Allah'ın kendilerini amel etmeye muvaffak kılmasını iyice bilip anlarlar.
Ayetlerde Müslümanlara, hidayet talep etmek ve sapıklığın tehlikelerinden korunmak için Yüce Allah'a yönelmeleri telkin edilmiştir.