وَإِذَا قِيلَ لَهُمُ ٱتَّبِعُواْ مَآ أَنزَلَ ٱللَّهُ قَالُواْ بَلۡ نَتَّبِعُ مَآ أَلۡفَيۡنَا عَلَيۡهِ ءَابَآءَنَآۚ أَوَلَوۡ كَانَ ءَابَآؤُهُمۡ لَا يَعۡقِلُونَ شَيۡٔٗا وَلَا يَهۡتَدُونَ 170
Bu kâfirlere “Allah'ın indirdiği dosdoğru yola ve aydınlığa tabi olun!” denilse, onlar inat ederek şöyle derler: “Bilakis bizler atalarımızda gördüğümüz inançlara uyar ve onları taklit ederiz.” Doğru yol ve aydınlıktan hiçbir şeyi düşünemiyor ve Allah'ın razı olduğu hakikate uymuyor olsalar da mı atalarına uyacaklar?
وَمَثَلُ ٱلَّذِينَ كَفَرُواْ كَمَثَلِ ٱلَّذِي يَنۡعِقُ بِمَا لَا يَسۡمَعُ إِلَّا دُعَآءٗ وَنِدَآءٗۚ صُمُّۢ بُكۡمٌ عُمۡيٞ فَهُمۡ لَا يَعۡقِلُونَ 171
Kâfirlerin, atalarına ittiba etmeleri, hayvanlarına seslenerek bağıran çobanın durumu gibidir. Onlar, çobanın sesini duyarlar fakat söylediğini anlamazlar. Kâfirler de hak olan sözü faydalanacakları bir şekilde işitemeyen sağırdırlar. Onların dilleri hak olan sözü söyleyemez, dili tutulmuş dilsizdirler. Gözleri hakkı göremez kördürler. Bu yüzden senin davet ettiğin doğru yolu akledemiyorlar!
يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ كُلُواْ مِن طَيِّبَٰتِ مَا رَزَقۡنَٰكُمۡ وَٱشۡكُرُواْ لِلَّهِ إِن كُنتُمۡ إِيَّاهُ تَعۡبُدُونَ 172
Ey Allah'a iman eden ve Peygamberine tabi olanlar! Allah'ın sizi rızıklandırdığı ve size mübah kıldığı temiz rızıklardan yiyin! Allah’a, size ikram ettiği nimetlerden ötürü açık ve gizli şükredin! O'nun emirlerini yerine getirmekten ve O'na karşı gelmekten sakınmak, Allah Teâlâ’ya yapılan şükürdendir. Şayet hakikaten sadece O'na ibadet ediyorsanız, O'na hiçbir şeyi ortak koşmayın!
إِنَّمَا حَرَّمَ عَلَيۡكُمُ ٱلۡمَيۡتَةَ وَٱلدَّمَ وَلَحۡمَ ٱلۡخِنزِيرِ وَمَآ أُهِلَّ بِهِۦ لِغَيۡرِ ٱللَّهِۖ فَمَنِ ٱضۡطُرَّ غَيۡرَ بَاغٖ وَلَا عَادٖ فَلَآ إِثۡمَ عَلَيۡهِۚ إِنَّ ٱللَّهَ غَفُورٞ رَّحِيمٌ 173
Allah, dinen uygun olarak kesilmeden ölen hayvanları, akan sıvı kanı, domuz etini ve Allah'tan başkasının adı anılarak kesilen hayvanları yemeyi size haram kıldı. Şayet insan, zaruret miktarını aşmadan yemeye mecbur kalırsa ve bunlardan yerken ihtiyaç duyduğu kadarından fazla yiyerek aşırı gitmezse, ona bir günah ve bir ceza yoktur. Muhakkak ki Allah, tövbe eden kullarını çok bağışlayandır ve onlara karşı merhametlidir. Zaruret halinde bu haramlardan yenilmesinden ötürü insanları sorumlu tutmaması da O'nun merhametindendir.
إِنَّ ٱلَّذِينَ يَكۡتُمُونَ مَآ أَنزَلَ ٱللَّهُ مِنَ ٱلۡكِتَٰبِ وَيَشۡتَرُونَ بِهِۦ ثَمَنٗا قَلِيلًا أُوْلَٰٓئِكَ مَا يَأۡكُلُونَ فِي بُطُونِهِمۡ إِلَّا ٱلنَّارَ وَلَا يُكَلِّمُهُمُ ٱللَّهُ يَوۡمَ ٱلۡقِيَٰمَةِ وَلَا يُزَكِّيهِمۡ وَلَهُمۡ عَذَابٌ أَلِيمٌ 174
Şüphesiz Yahudilerin ve Hristiyanların yaptığı gibi Allah'ın indirdiği kitapları, içerdiği hakikat ve Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem'in peygamberliğine işaret eden delilleri gizleyenler, bunları yöneticilik, itibar veya mal-mülk gibi az bir karşılık elde etmek için yaparlar. Hakikatte onlar karınlarını, cehennem ateşinde azap görmelerine sebep olacak şeylerden başkasıyla doldurmazlar. Allah kıyamet günü onlarla hoşlanacakları şeyleri konuşmayacak, bilakis onların rahatsız olacağı şeyleri konuşacaktır. Onları günahlarından arındırmayacak, onlara sena da etmeyecektir. Ayrıca onlar için elem verici bir azap da vardır.
أُوْلَٰٓئِكَ ٱلَّذِينَ ٱشۡتَرَوُاْ ٱلضَّلَٰلَةَ بِٱلۡهُدَىٰ وَٱلۡعَذَابَ بِٱلۡمَغۡفِرَةِۚ فَمَآ أَصۡبَرَهُمۡ عَلَى ٱلنَّارِ 175
İnsanların ihtiyaç duyduğu ilmi gizlemekle nitelenenler, gerçek ilmi gizleyerek hidayeti sapıklıkla, Allah'ın bağışlamasını Allah'ın azabıyla değiştirmişlerdir. Onlar, cehennem ateşine girmelerine sebep olan bu şeyleri yapmada ne kadar da sabırlılar! Sanki bunları yapmalarında gösterdikleri sabırla cehennem azabını umursamıyorlar!
ذَٰلِكَ بِأَنَّ ٱللَّهَ نَزَّلَ ٱلۡكِتَٰبَ بِٱلۡحَقِّۗ وَإِنَّ ٱلَّذِينَ ٱخۡتَلَفُواْ فِي ٱلۡكِتَٰبِ لَفِي شِقَاقِۢ بَعِيدٖ 176
O ceza, ilmin ve doğru yolun gizlenmesinden dolayı verilmiştir. Hâlbuki Allah bu ilahî kitapları hak olarak indirmiştir. Bu yüzden gizlenmeyip açıklanması gerekir. Bu ilahî kitaplar hakkında ihtilafa düşenler, bir bölümüne iman edip, bir bölümünü gizleyenler, haktan çok uzak bir ayrılığın ve çekişmenin içindedir.
İnsanların doğru yoldan ayrılmalarının en büyük sebebi, aklın kullanılmaması ve insanın içinde bulunduğu yanılgıda ondan önce gelmiş olan kimselere uyarak, onları bilinçsizce taklit etmesidir.
Bir kimsenin, Allah'ın verdiği akıl, duyma ve görme nimetlerinden faydalanmaması, onu bu nimetleri yitirmiş bir kişi haline getirir.
Kıyamet günü en şiddetli cezalara çarptırılacak olan insanlar, Allah'ın indirdiği ilmi ve Allah'ın resûllerinin getirdiği doğru yolu gizleyenlerdir.
Allah Teâlâ’nın mümin kullarına bahşettiği nimetlerden biri de haramları az sayıda ve sınırlı eylemesidir. Oysa mübah kılınanlar sınırlanamayacak kadar çoktur.