ثُمَّ أَنزَلَ عَلَيۡكُم مِّنۢ بَعۡدِ ٱلۡغَمِّ أَمَنَةٗ نُّعَاسٗا يَغۡشَىٰ طَآئِفَةٗ مِّنكُمۡۖ وَطَآئِفَةٞ قَدۡ أَهَمَّتۡهُمۡ أَنفُسُهُمۡ يَظُنُّونَ بِٱللَّهِ غَيۡرَ ٱلۡحَقِّ ظَنَّ ٱلۡجَٰهِلِيَّةِۖ يَقُولُونَ هَل لَّنَا مِنَ ٱلۡأَمۡرِ مِن شَيۡءٖۗ قُلۡ إِنَّ ٱلۡأَمۡرَ كُلَّهُۥ لِلَّهِۗ يُخۡفُونَ فِيٓ أَنفُسِهِم مَّا لَا يُبۡدُونَ لَكَۖ يَقُولُونَ لَوۡ كَانَ لَنَا مِنَ ٱلۡأَمۡرِ شَيۡءٞ مَّا قُتِلۡنَا هَٰهُنَاۗ قُل لَّوۡ كُنتُمۡ فِي بُيُوتِكُمۡ لَبَرَزَ ٱلَّذِينَ كُتِبَ عَلَيۡهِمُ ٱلۡقَتۡلُ إِلَىٰ مَضَاجِعِهِمۡۖ وَلِيَبۡتَلِيَ ٱللَّهُ مَا فِي صُدُورِكُمۡ وَلِيُمَحِّصَ مَا فِي قُلُوبِكُمۡۚ وَٱللَّهُ عَلِيمُۢ بِذَاتِ ٱلصُّدُورِ 154
Sonra (Allah) bu darlık ve kederin ardından güven ve sekînet indirdi. Sizden bir grubu -onlar Allah'ın vaadine güvenenlerdir- kalplerindeki güven ve sekînetten dolayı uyuklama bürüdü. Bir diğer topluluk güvene ve uyuklamaya nail olamadı ki onlar yalnızca kendi selametlerini önemseyen münafıklardan başkası değildi. Onlar endişe ve korku içindeydi. Allah'ın kadrini hakkıyla bilemeyen cahiliye ehlinin zannı gibi Allah hakkında suizanda bulunarak Allah'ın, Resûlüne yardım etmeyeceği ve kullarını desteklemeyeceği zannına kapıldılar. Allah hakkındaki cehaletlerinden dolayı o münafıklar şöyle dedi: "Savaşa çıkmak için bir görüş bildirmedik, eğer bize kalsaydı savaşmak için çıkmazdık." (Ey Peygamber!) Cevap olarak onlara de ki: “Bütün iş, Allah’ındır. O dilediğini takdir eder, dilediği gibi hükmeder ve O sizin çıkmanızı da takdir edendir." Münafıklar suizanlarını ve şüphelerini içlerinde gizliyor, sana belli etmiyor ve şöyle diyorlardı: "Eğer (savaşa) çıkma konusunda bizim bir görüşümüz olsaydı burada öldürülmezdik." (Ey Peygamber!) Onlara cevap olarak de ki: Eğer savaş meydanından ve ölümden uzak evlerinizde olsaydınız Allah'ın ölümünü yazdığı kişi öldürüleceği yere doğru çıkıp gidecekti. Allah, bunu göğüslerinizdeki niyet ve kastı denemek, kalplerinizdeki iman ve nifakı ayırt etmek için yaptı. Allah, kullarının göğüslerinde olanı hakkıyla bilendir. Kalplerdeki hiçbir şey O'na gizli kalmaz.
إِنَّ ٱلَّذِينَ تَوَلَّوۡاْ مِنكُمۡ يَوۡمَ ٱلۡتَقَى ٱلۡجَمۡعَانِ إِنَّمَا ٱسۡتَزَلَّهُمُ ٱلشَّيۡطَٰنُ بِبَعۡضِ مَا كَسَبُواْۖ وَلَقَدۡ عَفَا ٱللَّهُ عَنۡهُمۡۗ إِنَّ ٱللَّهَ غَفُورٌ حَلِيمٞ 155
(Ey Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem'in ashabı!) Uhud'da Müslüman topluluğu ile müşrik topluluğu karşılaştığında sizden hezimete uğrayanların işledikleri bazı hataları yüzünden şeytan onların ayağını kaydırmıştı. Ant olsun ki Allah onları bağışlamış, lütfu ve merhameti ile onları cezalandırmamıştır. Şüphesiz ki Allah tövbe edenleri bağışlayandır. Halîm'dir, hemen cezalandırmaz.
يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ لَا تَكُونُواْ كَٱلَّذِينَ كَفَرُواْ وَقَالُواْ لِإِخۡوَٰنِهِمۡ إِذَا ضَرَبُواْ فِي ٱلۡأَرۡضِ أَوۡ كَانُواْ غُزّٗى لَّوۡ كَانُواْ عِندَنَا مَا مَاتُواْ وَمَا قُتِلُواْ لِيَجۡعَلَ ٱللَّهُ ذَٰلِكَ حَسۡرَةٗ فِي قُلُوبِهِمۡۗ وَٱللَّهُ يُحۡيِۦ وَيُمِيتُۗ وَٱللَّهُ بِمَا تَعۡمَلُونَ بَصِيرٞ 156
Ey Allah'a iman eden ve Resûlüne tabi olanlar! Rızık talebi için yolculuğa çıkan ya da savaşa çıkan ve orada ölen ya da öldürülen akrabaları hakkında, "Yolculuğa ve savaşmaya çıkmadan yanımızda kalsalardı ölmez ya da öldürülmezlerdi" diyen münafık kâfirler gibi olmayın! Allah bu inancı, pişmanlıkları ve üzüntüleri daha da artsın diye kalplerine yerleştirdi. Allah dilemesiyle tek olarak yaşatan ve öldürendir. Oturmak O'nun kader olarak takdir ettiğine mani değildir, çıkmak da O'nun kaderini hızlandırmaz. Allah, yaptıklarınızı görmektedir. Amelleriniz O'na gizli kalmaz. Size amellerinizin karşılığını verecektir.
وَلَئِن قُتِلۡتُمۡ فِي سَبِيلِ ٱللَّهِ أَوۡ مُتُّمۡ لَمَغۡفِرَةٞ مِّنَ ٱللَّهِ وَرَحۡمَةٌ خَيۡرٞ مِّمَّا يَجۡمَعُونَ 157
(Ey müminler!) Gerçekten Allah yolunda öldürülür ya da ölürseniz, Allah sizi büyük mağfiretiyle bağışlar, size merhamet eder. Bu, dünyadan ve dünya ehlinin topladığı fani nimetlerden daha hayırlıdır.
Allah Teâlâ ve sıfatları hakkındaki cehalet, batıl bir itikada ve amellerin kabul olmamasına sebep olur.
Kulların ecelleri belirlenip sınırlandırılmıştır. Cesaret ve atılganlık eceli öne alamadığı gibi hırs ve korkaklık da eceli geciktiremez.
Allah'ın kullarını imtihan etmesi Allah Teâlâ'nın devam eden kanunlarındandır. Bu da iyi olanı kötü olandan ayırt etmek içindir.
Allah Teâlâ'nın katında en yüce ve en değerli makam, O'nun yolunda şehit olanların makamıdır.