وَلَا تَقُولُواْ لِمَن يُقۡتَلُ فِي سَبِيلِ ٱللَّهِ أَمۡوَٰتُۢۚ بَلۡ أَحۡيَآءٞ وَلَٰكِن لَّا تَشۡعُرُونَ 154
Ey müminler! Allah yolunda cihad ederken öldürülen kimseler hakkında "Muhakkak onlar da başkalarının öldüğü gibi ölmüş kimselerdir" demeyin! Bilakis onlar, Rablerinin katında diridirler fakat sizler onların yaşamını idrak edemiyorsunuz. Çünkü onların hayatı, Allah Teâlâ’dan gelecek bir vahyin dışında anlaşılmasının herhangi bir yolu olmayan özel bir yaşamdır.
وَلَنَبۡلُوَنَّكُم بِشَيۡءٖ مِّنَ ٱلۡخَوۡفِ وَٱلۡجُوعِ وَنَقۡصٖ مِّنَ ٱلۡأَمۡوَٰلِ وَٱلۡأَنفُسِ وَٱلثَّمَرَٰتِۗ وَبَشِّرِ ٱلصَّٰبِرِينَ 155
Yemin olsun ki Biz, düşmanınızdan korkmanız, yemek kıtlığından dolayı yaşadığınız açlık, mal ve mülkün yok olması yahut mal ve mülk edinmenin zorlaşmasından dolayı nadir hale gelmesi, insanların ölümüne sebep olan afetler yahut Allah yolunda şehit olarak can vermeniz ve toprak ürünlerinin eksilmesi gibi musibetlerle sizleri imtihan etmekteyiz. Ey Peygamber! Sen bu musibetlere sabredenleri dünya ve ahiret yurdunda mutlu edecek haberlerle müjdele.
ٱلَّذِينَ إِذَآ أَصَٰبَتۡهُم مُّصِيبَةٞ قَالُوٓاْ إِنَّا لِلَّهِ وَإِنَّآ إِلَيۡهِ رَٰجِعُونَ 156
O kimseler, başlarına bu musibetlerden biri geldiği zaman, rıza ve teslimiyet göstererek "Muhakkak biz Allah'ın hükmü altındayız ve O, bizim üzerimizde dilediği gibi tasarrufta bulunabilir. Şüphesiz kıyamet günü tekrar O'na döneceğiz. Bizi O yarattı ve bize çeşitli nimetlerle ikramda bulundu. Bizim dönüş yerimiz ve işimizin sonu O'nun huzurudur" derler.
أُوْلَٰٓئِكَ عَلَيۡهِمۡ صَلَوَٰتٞ مِّن رَّبِّهِمۡ وَرَحۡمَةٞۖ وَأُوْلَٰٓئِكَ هُمُ ٱلۡمُهۡتَدُونَ 157
Bu sıfatlarla nitelenen kimselere, yüce melekler topluluğunun arasında Allah'tan bir övgü ve üzerlerine inen bir rahmet vardır. İşte onlar hak yola giden doğru yolu bulmuş kimselerdir.
۞إِنَّ ٱلصَّفَا وَٱلۡمَرۡوَةَ مِن شَعَآئِرِ ٱللَّهِۖ فَمَنۡ حَجَّ ٱلۡبَيۡتَ أَوِ ٱعۡتَمَرَ فَلَا جُنَاحَ عَلَيۡهِ أَن يَطَّوَّفَ بِهِمَاۚ وَمَن تَطَوَّعَ خَيۡرٗا فَإِنَّ ٱللَّهَ شَاكِرٌ عَلِيمٌ 158
Hiç şüphesiz Kâbe’nin yakınında yer alan ve "Safa ve Merve tepeleri" olarak bilinen iki yüksek tepe, şeriatın görünen alametlerindendir. Her kim hac ibadeti veya umre yapmak için Kâbe’ye gitmek isterse, bu iki tepe arasında sa'y yapmasında bir günah yoktur. "Bir günah yoktur" ifadesiyle, burada sa'y yapmayı cahiliye dönemi amellerinden biri olarak kabul edip, ikisi arasında sa'y yapmaktan çekinen Müslüman kimseler emin kılınmaktadır. Zira Allah Teâlâ bunun hac ibadeti amellerinden biri olduğunu beyan etmiştir. Şüphesiz ki Allah, halis bir niyetle müstehap olan ibadetleri nafile olarak yapan hayır işleyenleri ve sevaba müstahak olanları çok iyi bilir ve onun şükrünün karşılığını verir. Bu ameli ondan kabul eder ve buna karşılık onu ödüllendirir.
إِنَّ ٱلَّذِينَ يَكۡتُمُونَ مَآ أَنزَلۡنَا مِنَ ٱلۡبَيِّنَٰتِ وَٱلۡهُدَىٰ مِنۢ بَعۡدِ مَا بَيَّنَّٰهُ لِلنَّاسِ فِي ٱلۡكِتَٰبِ أُوْلَٰٓئِكَ يَلۡعَنُهُمُ ٱللَّهُ وَيَلۡعَنُهُمُ ٱللَّٰعِنُونَ 159
Peygamber'in ve getirdiklerinin doğruluğuna işaret eden indirdiğimiz delilleri onların kitaplarında insanlara gösterdikten sonra, Yahudilerden, Hristiyanlardan ve diğerlerinden bunları gizleyenleri Allah rahmetinden uzak kılacak; melekler, peygamberler ve bütün insanlar da onların Allah'ın rahmetinden kovulmaları için beddua edeceklerdir.
إِلَّا ٱلَّذِينَ تَابُواْ وَأَصۡلَحُواْ وَبَيَّنُواْ فَأُوْلَٰٓئِكَ أَتُوبُ عَلَيۡهِمۡ وَأَنَا ٱلتَّوَّابُ ٱلرَّحِيمُ 160
Bu açık ayetleri gizlemekten pişman olarak, gizli ve açık amellerini ıslah edip, hak ve doğru yoldan gizlemiş oldukları gerçekleri beyan ederek Allah'a dönüp tövbe edenler bundan müstesnadır. Onların Bana itaat etmeye dönmelerini kabul ederim. Zira Ben, tövbe eden kulun tövbesini kabul edip ona merhamet ederim.
إِنَّ ٱلَّذِينَ كَفَرُواْ وَمَاتُواْ وَهُمۡ كُفَّارٌ أُوْلَٰٓئِكَ عَلَيۡهِمۡ لَعۡنَةُ ٱللَّهِ وَٱلۡمَلَٰٓئِكَةِ وَٱلنَّاسِ أَجۡمَعِينَ 161
İnkâr etmiş ve tövbe etmeden kâfir olarak ölmüş kimselere gelince, Allah, rahmetinden kovarak onlara lanet eder, bütün melekler ve insanlar da Allah'ın rahmetinden kovulması ve uzak kılınması için onlara beddua ederler.
خَٰلِدِينَ فِيهَا لَا يُخَفَّفُ عَنۡهُمُ ٱلۡعَذَابُ وَلَا هُمۡ يُنظَرُونَ 162
Bu lanet içinde sürekli yaşarlar. Azapları bir gün dahi hafifletilmez ve kıyamet günü de onlara asla mühlet verilmez.
وَإِلَٰهُكُمۡ إِلَٰهٞ وَٰحِدٞۖ لَّآ إِلَٰهَ إِلَّا هُوَ ٱلرَّحۡمَٰنُ ٱلرَّحِيمُ 163
Ey insanlar! Sizin gerçek mabudunuz birdir. Zatında ve sıfatlarında tektir. O'ndan başka hak ilah yoktur. O, geniş merhamet sahibi Rahmân ve kullarına karşı Rahîm olandır. Zira onlara sayılamayacak kadar çok nimetler bahşeder.
Kullarını musibetlerle sınamak Allah Teâlâ’nın bir sünnetidir. Bunlara sabredenlere ise, kesin olarak en büyük ödülü ve en değerli mertebeleri va'detmiştir.
Kâbe’yi hacceden veya umre yapan kimsenin Safa ile Merve tepeleri arasında sa'y yapmasının meşru olması.
Allah’ın indirdiği gerçekleri gizlemek, insanları aldatmak ve peygamberlerin getirdiği doğru yoldan saptırmak en büyük günah ve en ağır ceza olan şeylerdendir.