فَمَن يُرِدِ ٱللَّهُ أَن يَهۡدِيَهُۥ يَشۡرَحۡ صَدۡرَهُۥ لِلۡإِسۡلَٰمِۖ وَمَن يُرِدۡ أَن يُضِلَّهُۥ يَجۡعَلۡ صَدۡرَهُۥ ضَيِّقًا حَرَجٗا كَأَنَّمَا يَصَّعَّدُ فِي ٱلسَّمَآءِۚ كَذَٰلِكَ يَجۡعَلُ ٱللَّهُ ٱلرِّجۡسَ عَلَى ٱلَّذِينَ لَا يُؤۡمِنُونَ 125
Yüce Allah, kimi hidayet yoluna muvaffak kılmak isterse onun kalbini açar ve İslam’ı kabul etmeye hazırlar. Kimi yardımsız bırakır da hidayete muvaffak kılmak istemezse, onun kalbine, hakkı kabul etmesin diye sanki gökyüzüne yükseliyormuşcasına şiddetli bir sıkıntı verir de bunu yapmaktan aciz kalır; hakkın kalbine girmesi -aynı şekilde- imkansız olur. Allah, sapık kimseyi bu sıkıntılı duruma soktuğu gibi iman etmeyen kimselerin üzerine de azap indirir.
وَهَٰذَا صِرَٰطُ رَبِّكَ مُسۡتَقِيمٗاۗ قَدۡ فَصَّلۡنَا ٱلۡأٓيَٰتِ لِقَوۡمٖ يَذَّكَّرُونَ 126
(Ey Peygamber!) Sana şeriat kıldığımız bu din, Allah’ın, üzerinde hiçbir eğriliğin bulunmadığı dosdoğru yoludur. Bizler, Allah’ın katından gelenleri bir anlayış ve kavrayış sahibi olan kimselerin anlaması için ayetleri böylece etraflıca açıkladık.
۞لَهُمۡ دَارُ ٱلسَّلَٰمِ عِندَ رَبِّهِمۡۖ وَهُوَ وَلِيُّهُم بِمَا كَانُواْ يَعۡمَلُونَ 127
Onlar için, içinde bütün kötülüklerden esenlikte oldukları bir yurt, yani cennet vardır. Allah, yaptıkları salih amellere karşılık olarak onlara yardım eder ve onları destekler.
وَيَوۡمَ يَحۡشُرُهُمۡ جَمِيعٗا يَٰمَعۡشَرَ ٱلۡجِنِّ قَدِ ٱسۡتَكۡثَرۡتُم مِّنَ ٱلۡإِنسِۖ وَقَالَ أَوۡلِيَآؤُهُم مِّنَ ٱلۡإِنسِ رَبَّنَا ٱسۡتَمۡتَعَ بَعۡضُنَا بِبَعۡضٖ وَبَلَغۡنَآ أَجَلَنَا ٱلَّذِيٓ أَجَّلۡتَ لَنَاۚ قَالَ ٱلنَّارُ مَثۡوَىٰكُمۡ خَٰلِدِينَ فِيهَآ إِلَّا مَا شَآءَ ٱللَّهُۗ إِنَّ رَبَّكَ حَكِيمٌ عَلِيمٞ 128
(Ey Resûl!) Allah’ın insanları ve cinleri bir araya topladığı o günü hatırla! Sonra Allah onlara şöyle buyurur: "Ey cinler topluluğu! İnsanları ziyadesiyle saptırdınız ve onları Allah’ın yolundan alıkoydunuz.” İnsanlar arasından onlara tabi olanlar, Rablerine cevap olarak şöyle derler: "Ey Rabbimiz! Bizden her birimiz arkadaşından faydalandı. Cinler, insanların kendisine itaat etmesinden faydalandı, insan da arzularını yerine getirerek faydalandı. Sonunda bizler için belirlediğin sürenin sonuna ulaştık. İşte bu kıyamet günüdür." Bunun üzerine Yüce Allah şöyle buyurur: "Cehennem ateşi, sonsuza kadar ebedî olarak kalacağınız yerdir." Allah'ın, onları kabirlerinden diriltmesi ile cehenneme ulaşana kadarki belirlediği vakit bunun dışındadır. İşte bu, Allah’ın ebedî cehenneme atılmalarından istisna kıldığı süredir. (Ey Resûl!) Muhakkak Rabbin, takdirinde ve düzeninde hikmet sahibidir, kullarının hangisinin azaba müstahak olduğunu en iyi bilen de O’dur.
وَكَذَٰلِكَ نُوَلِّي بَعۡضَ ٱلظَّٰلِمِينَ بَعۡضَۢا بِمَا كَانُواْ يَكۡسِبُونَ 129
Azılı cinleri bazı insanlara gönderdik ve onları yoldan çıkarsınlar diye onlara musallat ettik. Aynı şekilde, işlemiş olduğu günahlara karşılık her zalime, onu kötülüklere teşvik edip kışkırtan, iyi işlerden uzaklaştırıp el çektiren başka bir zalim musallat ederiz.
يَٰمَعۡشَرَ ٱلۡجِنِّ وَٱلۡإِنسِ أَلَمۡ يَأۡتِكُمۡ رُسُلٞ مِّنكُمۡ يَقُصُّونَ عَلَيۡكُمۡ ءَايَٰتِي وَيُنذِرُونَكُمۡ لِقَآءَ يَوۡمِكُمۡ هَٰذَاۚ قَالُواْ شَهِدۡنَا عَلَىٰٓ أَنفُسِنَاۖ وَغَرَّتۡهُمُ ٱلۡحَيَوٰةُ ٱلدُّنۡيَا وَشَهِدُواْ عَلَىٰٓ أَنفُسِهِمۡ أَنَّهُمۡ كَانُواْ كَٰفِرِينَ 130
Kıyamet günü onlara, "Ey insanlar ve cinler topluluğu! Sizlere kendi türünüzden -insanlardan- Allah’ın kendilerine indirdiklerini okuyan ve sizi içinde bulunduğunuz bu kıyamet günüyle korkutan peygamberler gelmedi mi?” deriz. Onlar da "Elbette geldi. Bu gün kendi nefislerimiz aleyhine Senin peygamberlerinin bize tebliğ ettiğini de kabul ederiz, bu günle karşılaşma hakkında uyardıklarını da kabul ederiz. Fakat biz Senin peygamberlerini de karşı karşıya kalacağımız bu günü de yalanladık.” derler. Dünya hayatı, içindeki geçici süsleri, güzellikleri ve nimetleriyle onları aldatmıştır. Onlar da dünyada Allah'a ve Resûlüne iman etmede kâfir olduklarını kendi aleyhlerine kabul ettiler. Oysa vaktinin geçmiş olması sebebiyle, onların bu ikrarı ve imanı onlara bir fayda vermez.
ذَٰلِكَ أَن لَّمۡ يَكُن رَّبُّكَ مُهۡلِكَ ٱلۡقُرَىٰ بِظُلۡمٖ وَأَهۡلُهَا غَٰفِلُونَ 131
İnsanlara ve cinlere peygamberler göndererek yapılan bu uyarı, kendilerine bir resûl gönderilmeden ve davet ulaşmadan işlemiş olduğu suçtan dolayı cezalandırılmaması içindir. Biz hiçbir millete, onlara peygamberler göndermeden azap etmedik.
Sapıklık ve hidayet konusunda Yüce Allah’ın sünneti, yaratılması/var edilmesi açısından her ikisinin de Allah’ın katından olmasıdır. Bu ikisi de Allah’ın dilemesinin ardından, onlardan birini tercih eden kulun fiilidir.
Allah’ın müminlere olan velayeti onların salih amellerine göredir. Kulun salih amelleri ne kadar artarsa, Allah’ın ona olan velayeti de o kadar artar. O ne kadar azalırsa da, velayeti o kadar azalır.
Her zalime, kendisi gibi, onu kötülüklere sürükleyen ve teşvik eden, hayırlı işlerden el çektirip uzaklaştıran bir başka zalimi dost kılması Yüce Allah’ın bir sünnetidir.