يَٰيَحۡيَىٰ خُذِ ٱلۡكِتَٰبَ بِقُوَّةٖۖ وَءَاتَيۡنَٰهُ ٱلۡحُكۡمَ صَبِيّٗا 12
Yahya dünyaya geldi ve kendisine hitap edilecek yaşa ulaştı. Ardından ona, "Ey Yahya! Tevrat'ı ciddiyet ve gayret ile al." dedik. Daha çocuk yaştayken ona anlayış, ilim, ciddiyet ve kararlılık verdik.
وَحَنَانٗا مِّن لَّدُنَّا وَزَكَوٰةٗۖ وَكَانَ تَقِيّٗا 13
Katımızdan ona bir rahmet verdik, onu günahlardan temizledik. O, Allah'ın emirlerini emreden ve yasaklarından sakınan takvalı bir kimseydi.
وَبَرَّۢا بِوَٰلِدَيۡهِ وَلَمۡ يَكُن جَبَّارًا عَصِيّٗا 14
Ana-babasına lütufta ve ihsanda bulunan itaatkâr biriydi. Rabbine ve ana-babasına itaatte büyüklük taslayan ve isyankâr biri olmadı.
وَسَلَٰمٌ عَلَيۡهِ يَوۡمَ وُلِدَ وَيَوۡمَ يَمُوتُ وَيَوۡمَ يُبۡعَثُ حَيّٗا 15
Doğduğu gün, bu hayattan ölerek çıkacağı gün ve kıyamette diriltileceği gün Allah'ın selameti ve emaneti onun üzerine olsun. Bu üç yer insanın başından geçecek en zor yerdir. Eğer buralarda emanda olursa buraların dışında onun için korku yoktur.
وَٱذۡكُرۡ فِي ٱلۡكِتَٰبِ مَرۡيَمَ إِذِ ٱنتَبَذَتۡ مِنۡ أَهۡلِهَا مَكَانٗا شَرۡقِيّٗا 16
(Ey Resûl!) Sana indirilen Kur'an'da Meryem aleyhesselam'ın haberini de zikret. Hani ailesinden ayrılıp tek başına doğu yönündeki bir yerde inzivaya çekilmişti.
فَٱتَّخَذَتۡ مِن دُونِهِمۡ حِجَابٗا فَأَرۡسَلۡنَآ إِلَيۡهَا رُوحَنَا فَتَمَثَّلَ لَهَا بَشَرٗا سَوِيّٗا 17
Kavmi ile kendisi arasına Rabbine olan ibadetini görmeyecekleri bir perde edindi. Biz ona Cebrail aleyhisselam'ı gönderdik, o da tam bir insan suretinde ona gözüktü. Meryem, bu kimsenin ona zarar vermek istemesinden korktu.
قَالَتۡ إِنِّيٓ أَعُوذُ بِٱلرَّحۡمَٰنِ مِنكَ إِن كُنتَ تَقِيّٗا 18
Onu kendisine doğru yönelmiş, normal yaratılışta bir insan suretinde görünce ona, "Eğer Allah’tan korkan takvalı bir kimse isen, sana karşı Rahman'ın himayesini dilerim." dedi.
قَالَ إِنَّمَآ أَنَا۠ رَسُولُ رَبِّكِ لِأَهَبَ لَكِ غُلَٰمٗا زَكِيّٗا 19
Cebrail aleyhisselam, "Ben beşer değilim. Ancak ben Rabbinin sana tertemiz bir oğul bahşetmesi için sana gönderdiği elçisiyim." dedi.
قَالَتۡ أَنَّىٰ يَكُونُ لِي غُلَٰمٞ وَلَمۡ يَمۡسَسۡنِي بَشَرٞ وَلَمۡ أَكُ بَغِيّٗا 20
Meryem şaşırmış bir halde, "Bana bir eş ya da başkası yaklaşmadığı ve ben zinakâr biri olmadığım halde nasıl bir oğlum olabilir?" dedi.
قَالَ كَذَٰلِكِ قَالَ رَبُّكِ هُوَ عَلَيَّ هَيِّنٞۖ وَلِنَجۡعَلَهُۥٓ ءَايَةٗ لِّلنَّاسِ وَرَحۡمَةٗ مِّنَّاۚ وَكَانَ أَمۡرٗا مَّقۡضِيّٗا 21
Cebrail ona, "Evet böyledir. Sana bir eş ya da başkası dokunmamıştır ve sen zinakâr biri de olmadın." dedi. "Fakat Rabbin Subhanehu ve Teâlâ şöyle buyurdu: Babasız bir çocuk yaratmak Bana çok kolaydır. Sana bahşedilen bu çocuk, insanlar için Allah'ın kudretine dair bir alamet, sana ve ona iman edenlere bir rahmet olacaktır. Senin çocuğunun yaratılması Allah tarafından takdir edilmiş ve Levh-i Mahfuz'da yazılmış bir husustur."
۞فَحَمَلَتۡهُ فَٱنتَبَذَتۡ بِهِۦ مَكَانٗا قَصِيّٗا 22
Meryem, melek kendisine çocuğun ruhunu üfledikten sonra hamile kaldı ve insanlardan uzak bir yerde inzivaya çekildi.
فَأَجَآءَهَا ٱلۡمَخَاضُ إِلَىٰ جِذۡعِ ٱلنَّخۡلَةِ قَالَتۡ يَٰلَيۡتَنِي مِتُّ قَبۡلَ هَٰذَا وَكُنتُ نَسۡيٗا مَّنسِيّٗا 23
Doğum sancısı onu bir hurma ağacına (dayanmaya) sevk etti. Meryem aleyhesselam, "Keşke bugünden önce ölseydim, benim hakkımda kötü düşünmemeleri için unutulup gitseydim." dedi.
فَنَادَىٰهَا مِن تَحۡتِهَآ أَلَّا تَحۡزَنِي قَدۡ جَعَلَ رَبُّكِ تَحۡتَكِ سَرِيّٗا 24
Ayaklarının altından İsa ona seslenerek, "Üzülme sakın! Rabbin ayaklarının altından kendisinden içeceğin bir su arkı var kılmıştır." dedi.
وَهُزِّيٓ إِلَيۡكِ بِجِذۡعِ ٱلنَّخۡلَةِ تُسَٰقِطۡ عَلَيۡكِ رُطَبٗا جَنِيّٗا 25
Hurma ağacını sıkıca tut ve silkele ki senin için toplayacağın taze hurma dökülsün.
Dinî sorumlulukları yerine getirme konusunda sabretmek istenen bir şeydir.
Yüce Allah'ın katında, ana-babanın saygınlığı ve makamı yüksektir. Allah onları kendisine şükredilmesi ile birlikte zikretmiştir.
Yüce Allah, Meryem'e apaçık ayetlerini mükemmel kudretiyle göstermeye kadir olmasına rağmen yine de ağaçtaki hurmaya ulaşmasını sebeplere bağlı kılmıştır.