فَتَعَٰلَى ٱللَّهُ ٱلۡمَلِكُ ٱلۡحَقُّۗ وَلَا تَعۡجَلۡ بِٱلۡقُرۡءَانِ مِن قَبۡلِ أَن يُقۡضَىٰٓ إِلَيۡكَ وَحۡيُهُۥۖ وَقُل رَّبِّ زِدۡنِي عِلۡمٗا 114
Allah ulu, yüce ve mukaddes olandır. Her şeyin mülkünün sahibi olan meliktir. O kendisi hak ve sözü hak olandır. Müşriklerin O'nu vasfettiği şeyden yücedir. (Ey Resûl!) Cebrail sana ulaştırmasını tamamlamadan önce Kur'an'ı okumada acele etme ve "Rabbim! Bana öğrettiklerinde ilmimi arttır." de.
Yüce Allah, Mûsâ aleyhisselam'ın kıssasını, bu kıssanın içerdiği Firavun'un yüz çevirmesini ve İsrailoğulları'nın gafletini zikrettiğinde, Allah'a itaat etmeyi unutan kimsenin bundan dönmesi için Âdem aleyhisselam'ın kıssasını zikrederek şöyle buyurmuştur:
وَلَقَدۡ عَهِدۡنَآ إِلَىٰٓ ءَادَمَ مِن قَبۡلُ فَنَسِيَ وَلَمۡ نَجِدۡ لَهُۥ عَزۡمٗا 115
Ant olsun, Biz daha önce de Âdem'e ağaçtan yememesini emretmiş ve onu yasaklamıştık. Bunun neticesini ona beyan ettik. Bu vasiyeti (emri) unutup o ağaçtan yedi, bu hükme sabretmedi. Emrettiğimizi koruma hususunda onu kesin kararlı bulmadık.
وَإِذۡ قُلۡنَا لِلۡمَلَٰٓئِكَةِ ٱسۡجُدُواْ لِأٓدَمَ فَسَجَدُوٓاْ إِلَّآ إِبۡلِيسَ أَبَىٰ 116
(Ey Resûl!) Hani meleklere şöyle buyurduğumuzu hatırla! Âdem'e selamlama secdesi yapın. İblis'in -onlarla birlikteydi, ancak onlardan değildi- dışında, bütün melekler hemen secde edivermişlerdi. O, kibrinden dolayı secde etmekten kaçındı.
فَقُلۡنَا يَٰٓـَٔادَمُ إِنَّ هَٰذَا عَدُوّٞ لَّكَ وَلِزَوۡجِكَ فَلَا يُخۡرِجَنَّكُمَا مِنَ ٱلۡجَنَّةِ فَتَشۡقَىٰٓ 117
Şöyle buyurduk: "Ey Âdem! Şüphesiz ki İblis, senin ve hanımının düşmanıdır. Sakın size vermiş olduğu vesveseyle kendisine itaat ettirerek seni ve eşini cennetten çıkarmasın. Sonra meşakkat ve sıkıntılara katlanmak zorunda kalırsınız."
إِنَّ لَكَ أَلَّا تَجُوعَ فِيهَا وَلَا تَعۡرَىٰ 118
Şüphesiz Yüce Allah cennette seni doyurmakta ve orada aç kalmamaktasın. Seni giydirmekte, bu yüzden çıplak da değilsin.
وَأَنَّكَ لَا تَظۡمَؤُاْ فِيهَا وَلَا تَضۡحَىٰ 119
Sana içecek verir, susamazsın; seni gölgelendirir, güneşin sıcağı sana isabet etmez.
فَوَسۡوَسَ إِلَيۡهِ ٱلشَّيۡطَٰنُ قَالَ يَٰٓـَٔادَمُ هَلۡ أَدُلُّكَ عَلَىٰ شَجَرَةِ ٱلۡخُلۡدِ وَمُلۡكٖ لَّا يَبۡلَىٰ 120
Şeytan, Âdem'e vesvese vererek ona şöyle dedi: "Sana kendisinden yiyen kimsenin kesinlikle bir daha ölmeyeceği, bilakis hayatta ebedî kalacağı ağacı ve bitip tükenerek yok olmayacak saltanatı göstereyim mi?"
فَأَكَلَا مِنۡهَا فَبَدَتۡ لَهُمَا سَوۡءَٰتُهُمَا وَطَفِقَا يَخۡصِفَانِ عَلَيۡهِمَا مِن وَرَقِ ٱلۡجَنَّةِۚ وَعَصَىٰٓ ءَادَمُ رَبَّهُۥ فَغَوَىٰ 121
Âdem ve Havva kendilerine yasaklı olan ağaçtan yediler. Avret yerleri kapalıyken birden edep yerleri görünüverdi! Cennet ağaçlarının yapraklarından koparıp, bu yapraklarla avret yerlerini örtmeye başladılar. Âdem aleyhisselam Rabbinin emrine karşı geldi. Öyle ki ağaçtan yememesi gerektiğine yönelik Yüce Allah'ın emrini yerine getirmedi. Böylece kendisi için caiz olmayan şeyde haddi aştı.
ثُمَّ ٱجۡتَبَٰهُ رَبُّهُۥ فَتَابَ عَلَيۡهِ وَهَدَىٰ 122
Sonra Yüce Allah onu seçti, tövbesini kabul etti ve onu doğru yola muvaffak kıldı.
قَالَ ٱهۡبِطَا مِنۡهَا جَمِيعَۢاۖ بَعۡضُكُمۡ لِبَعۡضٍ عَدُوّٞۖ فَإِمَّا يَأۡتِيَنَّكُم مِّنِّي هُدٗى فَمَنِ ٱتَّبَعَ هُدَايَ فَلَا يَضِلُّ وَلَا يَشۡقَىٰ 123
Yüce Allah, Âdem ile Havva'ya şöyle buyurdu: "Siz ikiniz ve İblis hep birlikte cennetten inin. Artık o sizin düşmanınız, siz ikiniz de onun düşmanısınız. Benden size yolum hakkında bir açıklama gelir de kim bu açıklanan yola tabi olur, onunla amel eder ve ondan sapmazsa, o haktan sapmamış olur, ahirette de azapla bedbaht olmaz. Bilakis Yüce Allah onu cennete koyar.
وَمَنۡ أَعۡرَضَ عَن ذِكۡرِي فَإِنَّ لَهُۥ مَعِيشَةٗ ضَنكٗا وَنَحۡشُرُهُۥ يَوۡمَ ٱلۡقِيَٰمَةِ أَعۡمَىٰ 124
Kim zikrimden yüz çevirir, onu kabul etmez ve ona icabet etmezse, dünyada ve kabirde onun için sıkıntılı bir yaşantı vardır. Kıyamet günü de onun gözlerini, bilgi ve tecrübesini kaybetmiş bir şekilde mahşer alanına götürüp haşrederiz.
قَالَ رَبِّ لِمَ حَشَرۡتَنِيٓ أَعۡمَىٰ وَقَدۡ كُنتُ بَصِيرٗا 125
Yüce Allah'ın zikrinden yüz çeviren kimse, "Ey Rabbim! Bugün beni niçin kör olarak haşrettin? Ben dünyada gören bir kimseydim." der.
İlim talep ederken edepli ve ahlaklı olunmalıdır. İlgili ilmi yazdıran ya da öğreten hoca, sözünü konu bütünlüğü çerçevesinde devam ettirdiği sürece öğrenci acele etmeden sabır göstermelidir.
Âdem unutkan oldu, ardında zürriyeti de unutkan oldular. Kararlı bir şekilde sebat etmedi, zürriyeti de aynı şekilde sebatkar olamadı. Gecikmeden hemen tövbe etti ve Yüce Allah da onu bağışladı. Kim atası Âdem'e benzer de onun gibi hatasından hemen dönerse zulmedenlerden olmaz.
Tövbenin fazileti beyan edilmiştir. Zira Âdem aleyhisselam tövbe ettikten sonra, öncesine göre daha iyi oldu.
Dünya hayatında, berzah aleminde ve ahiret yurdunda sıkıntılı yaşantı, küfür ve dalalet ehli içindir.