ٱلتَّٰٓئِبُونَ ٱلۡعَٰبِدُونَ ٱلۡحَٰمِدُونَ ٱلسَّٰٓئِحُونَ ٱلرَّٰكِعُونَ ٱلسَّٰجِدُونَ ٱلۡأٓمِرُونَ بِٱلۡمَعۡرُوفِ وَٱلنَّاهُونَ عَنِ ٱلۡمُنكَرِ وَٱلۡحَٰفِظُونَ لِحُدُودِ ٱللَّهِۗ وَبَشِّرِ ٱلۡمُؤۡمِنِينَ 112
İşte bu karşılığı elde edecek olanlar, Allah'ın hoşlanmadığı ve gazaplandığı şeyleri terk edip O'nun sevip razı olduğuna dönen kimselerdir. Onlar Allah'a karşı haşyet (korku) ve tevazu sahibi olan, Allah'a itaatte çok çabalayan, her hallerinde Rablerine hamd eden, oruç tutan, namaz kılan, Allah'ın veya Resûlünün emrettiklerini emredip yasakladıklarını yasaklayan, Allah ve Resûlünün emirlerine ittiba üzerine hareket edip yasaklarından kaçınarak Allah'ın sınırlarını koruyan kimselerdir. (Ey Peygamber!) Bu sıfatlarla vasıflanmış olan müminlere dünyada ve ahirette kendilerini sevindirecek olan müjdeleri haber ver.
مَا كَانَ لِلنَّبِيِّ وَٱلَّذِينَ ءَامَنُوٓاْ أَن يَسۡتَغۡفِرُواْ لِلۡمُشۡرِكِينَ وَلَوۡ كَانُوٓاْ أُوْلِي قُرۡبَىٰ مِنۢ بَعۡدِ مَا تَبَيَّنَ لَهُمۡ أَنَّهُمۡ أَصۡحَٰبُ ٱلۡجَحِيمِ 113
Şirk üzere ölüp, cehennem ehli oldukları açıkça belli olduktan sonra, yakın akraba olsalar bile, Peygamber'in ve müminlerin Allah'tan müşrikler için bağışlanma dilemesi yakışmaz.
وَمَا كَانَ ٱسۡتِغۡفَارُ إِبۡرَٰهِيمَ لِأَبِيهِ إِلَّا عَن مَّوۡعِدَةٖ وَعَدَهَآ إِيَّاهُ فَلَمَّا تَبَيَّنَ لَهُۥٓ أَنَّهُۥ عَدُوّٞ لِّلَّهِ تَبَرَّأَ مِنۡهُۚ إِنَّ إِبۡرَٰهِيمَ لَأَوَّٰهٌ حَلِيمٞ 114
İbrahim’in, babası için bağışlama dilemesi, sadece ona verdiği bir sözden dolayı ve onun Müslüman olması içindi. İbrahim, babasına yaptığı nasihatin fayda vermemesi üzerine yahut onun kâfir olarak öleceği bilgisi vahiyle kendisine ulaşınca babasının Allah’ın düşmanı olduğunu kesin olarak anladı ve ondan uzaklaştı. İbrahim'in, babası için af talebi, kendisinin ortaya koyduğu bir içtihat ve bir gayret idi. Şüphesiz İbrahim aleyhisselam, gerçekten çok dua edip yalvaran, zalim ve haddi aşmış olan kavmine karşı çok affedici ve müsamahalı bir kimseydi.
وَمَا كَانَ ٱللَّهُ لِيُضِلَّ قَوۡمَۢا بَعۡدَ إِذۡ هَدَىٰهُمۡ حَتَّىٰ يُبَيِّنَ لَهُم مَّا يَتَّقُونَۚ إِنَّ ٱللَّهَ بِكُلِّ شَيۡءٍ عَلِيمٌ 115
Allah, bir topluma hidayet verdikten sonra, sakınmaları gereken haramları açıklamadıkça onlar üzerine sapıklık hükmü vermez. Onlar, haram olduğu belli olduktan sonra günah işleyecek olurlarsa, işte o zaman Allah onlar üzerine, sapmaları için hükmünü verir. Şüphesiz ki Allah her şeyi hakkıyla bilendir, O'na hiçbir şey gizli kalmaz. O, bilmediğiniz şeyleri size öğretmiştir.
إِنَّ ٱللَّهَ لَهُۥ مُلۡكُ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلۡأَرۡضِۖ يُحۡيِۦ وَيُمِيتُۚ وَمَا لَكُم مِّن دُونِ ٱللَّهِ مِن وَلِيّٖ وَلَا نَصِيرٖ 116
Şüphesiz göklerin ve yerin mülkü Allah'ındır, bu ikisinde O'nun hiçbir ortağı yoktur. Göklerde ve yerde olan (gizli ve açık) hiçbir şey O'na gizli kalmaz. Yaşatmak istediğini yaşatır, öldürmek istediğini de öldürür. (Ey insanlar!) Sizin işlerinizi Allah'tan başka üstlenen yoktur. Sizden kötülüğü savacak ve düşmanlarınıza karşı size yardım edecek Allah'tan başka bir yardımcınız da yoktur.
لَّقَد تَّابَ ٱللَّهُ عَلَى ٱلنَّبِيِّ وَٱلۡمُهَٰجِرِينَ وَٱلۡأَنصَارِ ٱلَّذِينَ ٱتَّبَعُوهُ فِي سَاعَةِ ٱلۡعُسۡرَةِ مِنۢ بَعۡدِ مَا كَادَ يَزِيغُ قُلُوبُ فَرِيقٖ مِّنۡهُمۡ ثُمَّ تَابَ عَلَيۡهِمۡۚ إِنَّهُۥ بِهِمۡ رَءُوفٞ رَّحِيمٞ 117
Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Tebuk gazvesinden geri kalmak için münafıklara izin verdiği zaman Allah Teâlâ onu affetti. Sıcağın şiddetine, ellerindekilerin az olmasına ve düşmanın güçlü olmasına rağmen savaştan geri kalmayan, aksine Nebi sallallahu aleyhi ve sellem’e tabi olan muhaciri ve ensarı bağışladı. Büyük bir zorlukla karşı karşıya olmaları sebebiyle (Tebuk Savaşı'nda) bir kısmının kalpleri savaşı terk etmeye meyledecekken Allah, onları sebat etmede ve düşmana karşı savaşa çıkmada muvaffak kılmış ve onların tövbelerini kabul buyurmuştur. Şüphesiz O çok şefkatlidir, çok merhametlidir. Mümin kullarını tövbe etmeleri hususunda muvaffak kılması ve onların tövbelerini kabul etmesi O’nun rahmetindendir.
İbrahim aleyhisselam'ın davranış şeklini ileri sürüp, müşrikler için af dilemenin caiz olduğuna delil getirmek son derece batıldır.
Günahlar ve isyanlar musibet, rüsvalık ve başarısızlığın sebebidir.
Mülkün sahibi Allah'tır, bizim velimiz O'dur; O'nun dışında bir velimiz ve yardımcımız yoktur.
Nebi sallallahu aleyhi ve sellem'in ashabının diğer insanlara olan üstünlüğü beyan edilmiştir.