حَقِيقٌ عَلَىٰٓ أَن لَّآ أَقُولَ عَلَى ٱللَّهِ إِلَّا ٱلۡحَقَّۚ قَدۡ جِئۡتُكُم بِبَيِّنَةٖ مِّن رَّبِّكُمۡ فَأَرۡسِلۡ مَعِيَ بَنِيٓ إِسۡرَٰٓءِيلَ 105
Mûsâ dedi ki: "Ben Allah tarafından gönderildiğimden dolayı bana ancak gerçek olanı söylemek yaraşır. Kesinlikle ben size doğru/sadık bir peygamber olduğumu ispat eden apaçık bir delille geldim ve size Rabbim tarafından gönderildim. Esaret ve baskı altında bulunan İsrailoğulları'nı benimle beraber serbest bırak."
قَالَ إِن كُنتَ جِئۡتَ بَِٔايَةٖ فَأۡتِ بِهَآ إِن كُنتَ مِنَ ٱلصَّٰدِقِينَ 106
Firavun, Mûsâ'ya, "İddia ettiğin gibi eğer bir mucizeyle geldiysen, iddia ettiğinde doğru söyleyen biriysen, onu göster bakalım!" dedi.
فَأَلۡقَىٰ عَصَاهُ فَإِذَا هِيَ ثُعۡبَانٞ مُّبِينٞ 107
Mûsâ asasını yere attı ve o, bizzat izleyenler için hemen büyük bir yılana dönüştü.
وَنَزَعَ يَدَهُۥ فَإِذَا هِيَ بَيۡضَآءُ لِلنَّٰظِرِينَ 108
Elini gömleğinin göğüs tarafından ya da koltuk altından çıkararak gösterdi. Eli bembeyazdı. Bu beyazlık abraş hastalığı olan kişilerdeki beyazlık gibi değildi. Eli, şiddetli beyazlığından dolayı bakanlara ışıldamaya başladı.
قَالَ ٱلۡمَلَأُ مِن قَوۡمِ فِرۡعَوۡنَ إِنَّ هَٰذَا لَسَٰحِرٌ عَلِيمٞ 109
Kavmin ileri gelen büyükleri ve önderleri Mûsâ'nın asasının büyük bir yılana dönüştüğünü ve elinin abraş hastalığı olmadan bembeyaz ve ışıl ışıl parladığını gördüklerinde, "Mûsâ ancak sihirde çok kuvvetli bilgiye sahip usta bir sihirbazdır." dediler.
يُرِيدُ أَن يُخۡرِجَكُم مِّنۡ أَرۡضِكُمۡۖ فَمَاذَا تَأۡمُرُونَ 110
"Bu yaptıkları ile sizi topraklarınız olan Mısır'dan çıkarmak istiyor." Sonra Firavun, ileri gelenlerle Mûsâ aleyhisselam hakkında istişare ederek şöyle dedi: "Bana ne gibi bir görüş ifade etmek istersiniz?"
قَالُوٓاْ أَرۡجِهۡ وَأَخَاهُ وَأَرۡسِلۡ فِي ٱلۡمَدَآئِنِ حَٰشِرِينَ 111
(İleri gelen önderler) Firavun'a şöyle dediler: "Mûsâ ve kardeşi Harun'u şimdilik beklet ve Mısır'ın şehirlerinde bulunan bütün sihirbazları toplayan memurlar gönder."
يَأۡتُوكَ بِكُلِّ سَٰحِرٍ عَلِيمٖ 112
"Şehirlere, sihirbazları toplamaları için gönderdiğin kimseler sana işlerinin ustası güçlü sihirbazları getirsinler."
وَجَآءَ ٱلسَّحَرَةُ فِرۡعَوۡنَ قَالُوٓاْ إِنَّ لَنَا لَأَجۡرًا إِن كُنَّا نَحۡنُ ٱلۡغَٰلِبِينَ 113
Firavun, sihirbazları toplayan memurlar gönderdi. Sihirbazlar, Firavun'a geldiklerinde, eğer kendileri Mûsâ'yı sihirleriyle mağlup ederlerse onlar için bir mükâfat olup olmadığını sordular.
قَالَ نَعَمۡ وَإِنَّكُمۡ لَمِنَ ٱلۡمُقَرَّبِينَ 114
Firavun da onların bu isteklerine karşılık şöyle cevap verdi: "Evet! Kuşkusuz sizin için bir mükâfat, bir de ücret vardır ve mevki bakımından bana yakın kimselerden olacaksınız." dedi.
قَالُواْ يَٰمُوسَىٰٓ إِمَّآ أَن تُلۡقِيَ وَإِمَّآ أَن نَّكُونَ نَحۡنُ ٱلۡمُلۡقِينَ 115
Sihirbazlar Mûsâ'ya karşı galip geleceklerinden kesin emin oldukları için üstünlük taslayarak ve kibirli bir şekilde şöyle dediler: "Ey Mûsâ! Önce sen mi maharetini göstermek için atmak istersin, yoksa ilk atanlar biz mi olalım?"
قَالَ أَلۡقُواْۖ فَلَمَّآ أَلۡقَوۡاْ سَحَرُوٓاْ أَعۡيُنَ ٱلنَّاسِ وَٱسۡتَرۡهَبُوهُمۡ وَجَآءُو بِسِحۡرٍ عَظِيمٖ 116
Mûsâ, Rabbinin kendisine yardım edeceğinden emin olduğu için onlara aldırış etmeden şöyle cevap verdi: "Önce siz -iplerinizi ve asalarınızı- atın." Onlar atınca insanların gözlerini büyülediler ve olayın hakikatini idrak etmekten insanları engelleyerek onları korkuttular. Çok kuvvetli bir sihir yaparak izleyenleri büyülediler.
۞وَأَوۡحَيۡنَآ إِلَىٰ مُوسَىٰٓ أَنۡ أَلۡقِ عَصَاكَۖ فَإِذَا هِيَ تَلۡقَفُ مَا يَأۡفِكُونَ 117
Yüce Allah peygamber olarak gönderdiği ve kendisiyle konuştuğu Mûsâ aleyhisselam'a şöyle vahyetti: "Ey Mûsâ! Asanı at!" Bunun üzerine o da asasını attı. Birdenbire Mûsâ'nın asası bir yılana dönüştü. Bu yılan sihirbazların gerçek dışı yaptıkları ve insanların böylece yanılgıya kapılarak hareket eden yılanlar şeklinde gördükleri asa ve ipleri yakalayıp yutuverdi.
فَوَقَعَ ٱلۡحَقُّ وَبَطَلَ مَا كَانُواْ يَعۡمَلُونَ 118
Böylece hak ortaya çıktı ve Mûsâ aleyhisselam'ın getirdiği şeyin doğruluğu açıklığa kavuştu. Aynı zamanda sihirbazların da yapmış oldukları sihrin batıllığı ayan beyan ortaya çıktı.
فَغُلِبُواْ هُنَالِكَ وَٱنقَلَبُواْ صَٰغِرِينَ 119
Mağlup olup hezimete uğradılar, Mûsâ da insanların toplandığı o alanda onlara üstün geldi. Sihirbazlar orada zayıf ve yenilmiş kimseler oldular.
وَأُلۡقِيَ ٱلسَّحَرَةُ سَٰجِدِينَ 120
Sihirbazlar, Allah Teâlâ'nın kudretinin azametini ve apaçık ayetlerini gördükleri gibi hemen Allah Subhanehu ve Teâlâ için secdeye kapandılar.
Her bir peygamberin mucizesini, kavminin anlayacağı dilden kılması Allah'ın hikmetinden ve rahmetindendir. O mucize, kavmin kabiliyetli olduğu şeylerde olur.
Şüphesiz Firavun hakir, alçak, adi ve aşağılık bir kimseydi. Yoksa Mûsâ aleyhisselam'ı uzaklaştırmak için sihirbazların yardımına muhtaç olmazdı.
İsteklerini yerine getirmeleri için şeytanlarla iletişim halinde olmalarına rağmen Firavun'dan makam ve ücret istemeleri sihirbazların acizliğine delalet etmektedir.