أَلَمۡ نَجۡعَل لَّهُۥ عَيۡنَيۡنِ 8
Biz, ona görebileceği iki göz vermedik mi?
وَلِسَانٗا وَشَفَتَيۡنِ 9
Konuşabileceği bir dil ve iki dudak vermedik mi?
وَهَدَيۡنَٰهُ ٱلنَّجۡدَيۡنِ 10
Ona, hak yolu ve batıl yolu göstermedik mi?
فَلَا ٱقۡتَحَمَ ٱلۡعَقَبَةَ 11
Ondan, kendisini cennetten ayıran engeli aşması, binaenaleyh orayı geçip cennete ulaşması istenmiştir.
وَمَآ أَدۡرَىٰكَ مَا ٱلۡعَقَبَةُ 12
(Ey Peygamber!) Cennete girmek için aşacağın engelin ne olduğunu bilir misin?
فَكُّ رَقَبَةٍ 13
O, erkek veya dişi bir köle azat etmektir.
أَوۡ إِطۡعَٰمٞ فِي يَوۡمٖ ذِي مَسۡغَبَةٖ 14
Veya yiyeceğin nadir bulunduğu açlık zamanında yemek yedirmektir.
يَتِيمٗا ذَا مَقۡرَبَةٍ 15
Onunla akrabalık bağı bulunan babasını kaybetmiş bir çocuğa;
أَوۡ مِسۡكِينٗا ذَا مَتۡرَبَةٖ 16
Veya hiçbir şeye sahip olmayan bir fakire (yemek yedirmektir).
ثُمَّ كَانَ مِنَ ٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ وَتَوَاصَوۡاْ بِٱلصَّبۡرِ وَتَوَاصَوۡاْ بِٱلۡمَرۡحَمَةِ 17
Sonra da Allah’a iman eden kimselerden, birbirlerine Allah’a itaat etmeyi, günahlara bulaşmamayı ve musibetlere karşı sabır göstermeyi tavsiye eden ve birbirlerine Allah Teâlâ’nın kullarına karşı merhametli davranmayı tavsiye edenlerden olmaktır.
أُوْلَٰٓئِكَ أَصۡحَٰبُ ٱلۡمَيۡمَنَةِ 18
İşte bu özelliklere sahip olan kimseler sağ taraf ashabıdır.
وَٱلَّذِينَ كَفَرُواْ بَِٔايَٰتِنَا هُمۡ أَصۡحَٰبُ ٱلۡمَشَۡٔمَةِ 19
Peygamberimize indirilen ayetlerimizi inkâr edenler ise sol taraf ashabıdır.
عَلَيۡهِمۡ نَارٞ مُّؤۡصَدَةُۢ 20
Kıyamet günü onlar için, içinde azap gördükleri ve üzerilerine kapıları kilitlenmiş bir ateş vardır.
سورة Mekkî
Nefsin, Allah'a itaat ederek temizlenmesinin önemi ve günahların içine dalmasının zararları, Kur'an'daki en uzun kasem/yemin ile vurgulanmıştır.
وَٱلشَّمۡسِ وَضُحَىٰهَا 1
Allah Teâlâ, Güneş'e ve doğudan doğmasının ardından gelen yükselme vaktine yemin etmiştir.
وَٱلۡقَمَرِ إِذَا تَلَىٰهَا 2
Ve Güneş'in batmasının ardından izini takip eden Ay’a yemin etmiştir.
وَٱلنَّهَارِ إِذَا جَلَّىٰهَا 3
Ve yeryüzünün üzerinde bulunanları ışığıyla ortaya çıkaran gündüze yemin etmiştir.
وَٱلَّيۡلِ إِذَا يَغۡشَىٰهَا 4
Ve yeryüzünü kaplayıp karanlık olduğunda geceye yemin etmiştir.
وَٱلسَّمَآءِ وَمَا بَنَىٰهَا 5
Gökyüzüne ve sağlamca inşa edilen binasına yemin etmiştir.
وَٱلۡأَرۡضِ وَمَا طَحَىٰهَا 6
Yeryüzüne ve insanların üzerinde yaşaması için onu yayıp döşemesine yemin etmiştir.
وَنَفۡسٖ وَمَا سَوَّىٰهَا 7
Bütün canlılara ve Allah’ın onları düzgünce yaratmasına yemin etmiştir.
فَأَلۡهَمَهَا فُجُورَهَا وَتَقۡوَىٰهَا 8
Yüce Allah uzak durup kaçınması için kötülükleri ve amel edip işlemesi için iyilikleri insana öğretmeden nefislere yerleştirip anlamasını sağlamıştır.
قَدۡ أَفۡلَحَ مَن زَكَّىٰهَا 9
Nefsini faziletlerle süsleyerek ve rezilliklerden temizleyerek arındıran kimse elbette muradını kazanmıştır.
وَقَدۡ خَابَ مَن دَسَّىٰهَا 10
Nefsini gizlice günah ve suçların içine gömen ise hüsrana uğramıştır.
Yüce Allah, nefsini günahın içine sokan ve gizleyen kimseyi zikredince, buna örnek olarak Semûd kavmini de zikretti ve şöyle buyurdu:
كَذَّبَتۡ ثَمُودُ بِطَغۡوَىٰهَآ 11
Semûd kavmi, sınırları aşıp suç işleyerek ve günahlara dalarak peygamberi Salih’i yalanladı.
إِذِ ٱنۢبَعَثَ أَشۡقَىٰهَا 12
Onların en bedbaht/eşkıya olanı, kavminin kendisini görevlendirmesinin ardından bu işi yapmaya kalktı.
فَقَالَ لَهُمۡ رَسُولُ ٱللَّهِ نَاقَةَ ٱللَّهِ وَسُقۡيَٰهَا 13
Allah’ın resûlü Salih aleyhisselam onlara şöyle dedi: "Allah’ın devesini, su içmenin ona ait olduğu günde bırakın da suyunu içsin, ona bir kötülük etmeyin!"
فَكَذَّبُوهُ فَعَقَرُوهَا فَدَمۡدَمَ عَلَيۡهِمۡ رَبُّهُم بِذَنۢبِهِمۡ فَسَوَّىٰهَا 14
Deve hakkında peygamberlerini yalanladılar. Kavmin en azgın olanı, yaptığı işe onların rızasını alıp, deveyi keserek öldürdü. Böylece bu günaha ortak oldular. Allah Teâlâ da, günahları sebebiyle üzerlerine azabını göndererek onları bir haykırışla helak etti. Onları helak ederek yerle bir etti.
وَلَا يَخَافُ عُقۡبَٰهَا 15
Allah Subhanehu ve Teâlâ, sonucundan korkmadan onları helak eden bir azap gönderdi.
Nefsi arındırıp temizlemenin önemi ifade edilmiştir.
Suç işlemede birbirine yardım edenler günahta ortaktırlar.
Günahlar dünyalık cezalandırılmalara sebep olur.
Her kimseye, kendisi için yaratıldığı şey kolaylaştırılır. İnsanların bazıları itaatkâr, bazıları ise günahkârdır.