Allah Teâlâ, helak ettiği ümmetlere güç ve kuvvet bahşetmiş olduğundan, onunla nimetlendirmenin Yüce Allah’ın onlardan razı olduğuna dair bir delil olmadığını açıklayarak şöyle buyurmuştur:
فَأَمَّا ٱلۡإِنسَٰنُ إِذَا مَا ٱبۡتَلَىٰهُ رَبُّهُۥ فَأَكۡرَمَهُۥ وَنَعَّمَهُۥ فَيَقُولُ رَبِّيٓ أَكۡرَمَنِ 15
İnsan, tabiatı gereği, Rabbi onu imtihan ederek ona ikram ettiğinde ve ona mal, çocuk ve şan verdiğinde kendisinin Allah’ın katında değerli olduğunu zannederek şöyle der: “O'nun ikramını hak ettiğim için Rabbim bana ikram etti.''
وَأَمَّآ إِذَا مَا ٱبۡتَلَىٰهُ فَقَدَرَ عَلَيۡهِ رِزۡقَهُۥ فَيَقُولُ رَبِّيٓ أَهَٰنَنِ 16
Ama onu imtihan ederek rızkını daraltırsa, o zaman Rabbinin onu aşağıladığını zannederek şöyle der: “Rabbim beni aşağıladı.''
كَلَّاۖ بَل لَّا تُكۡرِمُونَ ٱلۡيَتِيمَ 17
Kesinlikle hayır. Durum bu insanın tasavvur ettiği gibi değildir; Allah’ın verdiği nimetler, Allah'ın kulundan razı olduğuna ve belalar da Rabbinin kulunu hor gördüğüne delil değildir. Bilakis doğrusu şu ki sizler Allah’ın size verdiği rızıklardan yetimlere ikram etmiyorsunuz.
وَلَا تَحَٰٓضُّونَ عَلَىٰ طَعَامِ ٱلۡمِسۡكِينِ 18
Birbirinizi, yiyecek bir şey bulamayan fakirleri doyurmaya teşvik etmiyorsunuz.
وَتَأۡكُلُونَ ٱلتُّرَاثَ أَكۡلٗا لَّمّٗا 19
Hiçbir çözüm yolu gözetmeksizin savunmasız kadın ve yetimlerin hakkını çokça yiyorsunuz.
وَتُحِبُّونَ ٱلۡمَالَ حُبّٗا جَمّٗا 20
Malı çok aşırı bir sevgiyle seviyor ve ona olan düşkünlüğünüz sebebiyle onu Allah yolunda harcamakta cimrilik gösteriyorsunuz.
كَلَّآۖ إِذَا دُكَّتِ ٱلۡأَرۡضُ دَكّٗا دَكّٗا 21
Bunların sizin ameliniz olmaması gerekir. Öyleyse yeryüzünün şiddetle hareket ettiği ve sarsıldığı zamanı hatırlayın.
وَجَآءَ رَبُّكَ وَٱلۡمَلَكُ صَفّٗا صَفّٗا 22
Ve (ey Peygamber!) kullarının arasında son hükmü vermek için Rabbin ve bölük bölük melekler geldikleri zaman;
وَجِاْيٓءَ يَوۡمَئِذِۢ بِجَهَنَّمَۚ يَوۡمَئِذٖ يَتَذَكَّرُ ٱلۡإِنسَٰنُ وَأَنَّىٰ لَهُ ٱلذِّكۡرَىٰ 23
O gün, üzerinde yetmiş bin dizgin ve her bir dizginin başında yetmiş bin meleğin çektiği cehennem getirilir. İşte o gün insan, Allah’a karşı taksiratını hatırlar. Oysa o gün bunları hatırlamasının ona hiçbir faydası yoktur. Çünkü o gün, amel işleme günü değil, karşılıkların görüleceği gündür.
يَقُولُ يَٰلَيۡتَنِي قَدَّمۡتُ لِحَيَاتِي 24
Aşırı pişmanlıktan şöyle der: “Keşke gerçek hayat olan ahiret hayatım için salih ameller işleseydim.''
فَيَوۡمَئِذٖ لَّا يُعَذِّبُ عَذَابَهُۥٓ أَحَدٞ 25
Hiç kimse o gün, Allah’ın azabı gibi azap edemez. Çünkü Allah’ın azabı en şiddetli ve en kalıcı olan azaptır.
وَلَا يُوثِقُ وَثَاقَهُۥٓ أَحَدٞ 26
Ve hiç kimse orada O'nun kâfirleri bağladığı gibi zincirleri bağlayıp vuramaz.
Yüce Allah, kâfirlerin cezasını zikrettikten sonra, müminlerin mükâfatlarını da zikredip şöyle buyurmuştur:
يَٰٓأَيَّتُهَا ٱلنَّفۡسُ ٱلۡمُطۡمَئِنَّةُ 27
Ölümü esnasında ve kıyamet günü mümin kimseye şöyle denilecek: “Ey iman ve salih amelle huzura ermiş nefis!''
ٱرۡجِعِيٓ إِلَىٰ رَبِّكِ رَاضِيَةٗ مَّرۡضِيَّةٗ 28
Nail olduğun büyük mükâfatla O'ndan razı olmuş ve sahip olduğun salih amellerle Allah Subhanehu ve Teâlâ katında razı olunmuş bir halde Rabbine dön!
فَٱدۡخُلِي فِي عِبَٰدِي 29
Salih kullarımın arasına katıl!
وَٱدۡخُلِي جَنَّتِي 30
Ve onlarla beraber, onlar için hazırladığım cennetime gir!
سورة Mekkî
İnsanın muhtaç olduğu, sıkıntıları ve kurtuluş yolları anlatılmıştır.
لَآ أُقۡسِمُ بِهَٰذَا ٱلۡبَلَدِ 1
Yüce Allah, Mekke-i Mükerreme'ye; o Harem olan topraklara yemin etmiştir.
وَأَنتَ حِلُّۢ بِهَٰذَا ٱلۡبَلَدِ 2
(Ey Peygamber!) Orada yaptıkları sebebiyle öldürülmeyi hak edenin öldürülmesi ve tutsak edilmeyi hak edenin tutsak edilmesi sana helaldir.
وَوَالِدٖ وَمَا وَلَدَ 3
Allah Teâlâ, beşeriyetin babasına ve ondan çoğalıp üreyen çocuklara da yemin etmiştir.
لَقَدۡ خَلَقۡنَا ٱلۡإِنسَٰنَ فِي كَبَدٍ 4
Doğrusu Biz insanı, dünyada çektiği zorluklar sebebiyle bir gayret ve meşakkat içinde yarattık.
أَيَحۡسَبُ أَن لَّن يَقۡدِرَ عَلَيۡهِ أَحَدٞ 5
İnsan, günah işlediği zaman hiç kimsenin, hatta onu yaratan Rabbinin bile kendisine güç yetiremeyeceğini ve ondan intikam alamayacağını mı zannediyor?
يَقُولُ أَهۡلَكۡتُ مَالٗا لُّبَدًا 6
"Birbiri üzerine yığılmış pek çok mal harcadım'' diyor.
أَيَحۡسَبُ أَن لَّمۡ يَرَهُۥٓ أَحَدٌ 7
Harcadığı şeyle böbürlenen bu kimse, Allah’ın onu görmediğini ve malını nereden kazandığını ve onu nerede harcadığını sorup, onu hesaba çekmeyeceğini mi zannediyor?
Köle azat etmek, darlık zamanında ihtiyaç sahiplerine yemek yedirmek, Allah’a iman etmek, sabrı ve merhameti tavsiye etmek cennete girme sebeplerindendir.
Kendisi için gündüzün belli bir vakti Mekke şehrinin (savaşmak için) helal kılınacağını haber vermesi, Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem'in peygamberlik alametlerinden biridir.
Allah Teâlâ, insanları köle edinme yollarını daraltınca azat etme yollarını genişletti. Azat etmeyi ibadetlerden ve günahların bağışlanma vesilelerinden biri olarak belirledi.