سورة Mekkî
Nefislere, ahiret hayatı ve dünyevî saplantılardan arınması hatırlatılmıştır.
سَبِّحِ ٱسۡمَ رَبِّكَ ٱلۡأَعۡلَى 1
Bütün yarattıklarından yüce olan Rabbini hatırladığın ve tazim ettiğin zaman O'nun ismini söyleyerek tenzih et.
ٱلَّذِي خَلَقَ فَسَوَّىٰ 2
(O,) İnsanı tastamam ve dosdoğru yaratandır.
وَٱلَّذِي قَدَّرَ فَهَدَىٰ 3
Bütün varlıkların cinslerini, türlerini ve özelliklerini takdir eden, her varlığı kendisi için uygun olana yönlendirendir.
وَٱلَّذِيٓ أَخۡرَجَ ٱلۡمَرۡعَىٰ 4
Hayvanlarınızın otladığı yeşillikleri topraktan yeşertmiştir.
فَجَعَلَهُۥ غُثَآءً أَحۡوَىٰ 5
Diri ve yemyeşil olmasının ardından da onu siyaha dönük kupkuru bir ota çevirmiştir.
سَنُقۡرِئُكَ فَلَا تَنسَىٰٓ 6
(Ey Peygamber!) Sana Kur’an’ı okutacağız ve onu senin kalbinde toplayacağız da böylece onu unutmayacaksın. Öyleyse Cebrail’le okurken onu unutmamak için yaptığın gibi yarışma.
إِلَّا مَا شَآءَ ٱللَّهُۚ إِنَّهُۥ يَعۡلَمُ ٱلۡجَهۡرَ وَمَا يَخۡفَىٰ 7
Ancak bir hikmetten dolayı Allah’ın unutmanı diledikleri bundan müstesnadır. Şüphesiz Allah Subhanehu ve Teâlâ açıktan yapılanı da gizleneni de bilir, hiçbir şey O'na gizli kalmaz.
وَنُيَسِّرُكَ لِلۡيُسۡرَىٰ 8
Allah’ın razı olduğu ve cennete sokan amelleri senin için kolaylaştıracağız.
فَذَكِّرۡ إِن نَّفَعَتِ ٱلذِّكۡرَىٰ 9
Öyleyse insanlara Kur’an’dan sana vahyettiğimiz öğütleri ver ve nasihat dinlemeye devam ettikleri sürece onlara nasihat et.
سَيَذَّكَّرُ مَن يَخۡشَىٰ 10
Allah'tan korkan kimseler senin verdiğin nasihatten öğüt alacaktır. Çünkü öğütlerden faydalanan onlardır.
وَيَتَجَنَّبُهَا ٱلۡأَشۡقَى 11
Cehennem ateşine girdiği için ahirette insanların en bedbahtı olan kâfir kimse ise öğüt almaktan uzak durur ve kaçınır.
ٱلَّذِي يَصۡلَى ٱلنَّارَ ٱلۡكُبۡرَىٰ 12
Ahirette büyük bir ateşe girerek sonsuza kadar onun sıcaklığının ızdırabını ve acısını çeker.
ثُمَّ لَا يَمُوتُ فِيهَا وَلَا يَحۡيَىٰ 13
Sonra da sonsuza kadar cehennem ateşinde kalır. Öyle ki, orada ne çekmekte olduğu azaptan dolayı rahata kavuşacak şekilde ölür ne de değerli, iyi ve güzel bir hayat yaşar.
قَدۡ أَفۡلَحَ مَن تَزَكَّىٰ 14
Şirkten ve günahlardan arınan kimse ise kesinlikle istediğini kazanmıştır.
وَذَكَرَ ٱسۡمَ رَبِّهِۦ فَصَلَّىٰ 15
Rabbini, dinin belirlediği zikir çeşitleriyle zikretmiş ve namazı da eda edilmesi istenen şekliyle kılmıştır.
بَلۡ تُؤۡثِرُونَ ٱلۡحَيَوٰةَ ٱلدُّنۡيَا 16
Fakat siz, aralarında çok büyük fark olduğu halde dünya hayatını önceliyor ve ahirete tercih ediyorsunuz.
وَٱلۡأٓخِرَةُ خَيۡرٞ وَأَبۡقَىٰٓ 17
Oysa ahiret, içinde bulunan mal ve zevkler bakımından dünyadan daha hayırlı, daha üstün ve süreklidir. Çünkü içinde bulunan nimetler asla tükenmez.
إِنَّ هَٰذَا لَفِي ٱلصُّحُفِ ٱلۡأُولَىٰ 18
Şüphesiz size zikrettiğimiz bu emirler ve haberler, Kur'an'dan önce indirilmiş sahifelerde de bulunmaktadır.
صُحُفِ إِبۡرَٰهِيمَ وَمُوسَىٰ 19
Onlar İbrahim’e ve Mûsâ aleyhimesselam'a indirilmiş olan sahifelerdir.
سورة Mekkî
Ahiret ve orada bulunan mükâfatlar ve cezalar hatırlatılmış, Allah'ın kudretinin delillerine bakılması hususunda öğüt verilmiştir.
هَلۡ أَتَىٰكَ حَدِيثُ ٱلۡغَٰشِيَةِ 1
(Ey Peygamber!) Dehşetiyle bütün insanları kuşatan kıyametin haberi sana geldi mi?
وُجُوهٞ يَوۡمَئِذٍ خَٰشِعَةٌ 2
İnsanlar, kıyamet günü ya bedbaht ya da bahtiyar olacaklardır. Bedbaht olanların yüzleri zelil ve korkmuş olacaktır.
عَامِلَةٞ نَّاصِبَةٞ 3
Onlar, kendilerini çeken zincirlerden ve bağlandıkları prangalardan dolayı yorulup bitkin düşmüşlerdir.
تَصۡلَىٰ نَارًا حَامِيَةٗ 4
O yüzler, sıcaklığının ızdırabını çekecekleri çok sıcak olan ateşe gireceklerdir.
تُسۡقَىٰ مِنۡ عَيۡنٍ ءَانِيَةٖ 5
Onlara, suyunun sıcaklığı çok aşırı olan bir pınardan su verilecek.
لَّيۡسَ لَهُمۡ طَعَامٌ إِلَّا مِن ضَرِيعٖ 6
Onlara, en pis yemekler ve kuruduğu zaman zehirli bir hal alan "Şibrik" adında çok kötü kokulu bitkilerden başka bir yemek verilmeyecektir.
لَّا يُسۡمِنُ وَلَا يُغۡنِي مِن جُوعٖ 7
O kendisini yiyen kimseyi beslemediği gibi açlığını da gidermez.
وُجُوهٞ يَوۡمَئِذٖ نَّاعِمَةٞ 8
Ve o gün karşılaştıkları nimetlerden dolayı bahtiyar olan kimselerin yüzleri de nimet ve mutluluk içinde sevinçlidir.
لِّسَعۡيِهَا رَاضِيَةٞ 9
Dünyada işlediği salih amellerinden razıdır. Muhakkak ki yaptığı amellerinin mükâfatını, kendisi için birikmiş olarak misliyle bulmuştur.
فِي جَنَّةٍ عَالِيَةٖ 10
Yeri ve konumu yüksek olan cennettedirler.
لَّا تَسۡمَعُ فِيهَا لَٰغِيَةٗ 11
Cennette haram olan sözler bir kenara, batıl ve boş olan bir söz dahi işitmezler.
İnsanın açık ve gizli bütün pisliklerden arınmasının önemi anlatılmıştır.
Yaratılmış olan mahlukat ile Yaratıcı'nın varlığına ve O'nun azametine delil getirilmiştir.
Davetçinin görevi yalnızca davet etmektir. Yoksa insanları zorla hidayete erdirmek değildir. Çünkü hidayet yalnızca Allah’ın elindedir.