سورة Mekkî
Dini yalanlayan zalimler, kıyamet günü konusunda ikaz edilmiş, müminler ise bununla müjdelenmiştir.
وَيۡلٞ لِّلۡمُطَفِّفِينَ 1
Ölçüde hile yapanlar için hüsran ve helak vardır.
ٱلَّذِينَ إِذَا ٱكۡتَالُواْ عَلَى ٱلنَّاسِ يَسۡتَوۡفُونَ 2
Onlar, başkalarından aldıklarını ölçtüklerinde haklarına tastamam, eksiksiz olarak bağlılık gösterirler.
وَإِذَا كَالُوهُمۡ أَو وَّزَنُوهُمۡ يُخۡسِرُونَ 3
İnsanlara ölçtüklerinde veya tarttıklarında ise ölçüyü ve tartıyı eksik tutarlar. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Medine şehrine hicret ettiği zaman Medine halkının hali işte böyleydi.
أَلَا يَظُنُّ أُوْلَٰٓئِكَ أَنَّهُم مَّبۡعُوثُونَ 4
Bu münkeri işlemekte olan bu kimseler Allah’ın huzurunda yeniden diriltileceklerini yakînen bilmiyorlar mı?
لِيَوۡمٍ عَظِيمٖ 5
İçinde bulunan sıkıntılar ve korkular sebebiyle çok büyük olan bir günde hesap vermek ve karşılığını görmek için diriltilecekler.
يَوۡمَ يَقُومُ ٱلنَّاسُ لِرَبِّ ٱلۡعَٰلَمِينَ 6
O gün insanlar, bütün varlıkların Rabbine hesap vermek için kalkarlar.
كَلَّآ إِنَّ كِتَٰبَ ٱلۡفُجَّارِ لَفِي سِجِّينٖ 7
Ölümden sonra yeniden dirilişin olmadığını sanıyorsunuz ama durum hiç de öyle değildir. Kâfir ve münafık günahkârların kitabı kesinlikle yerin en altında, hüsrandadır (Siccin'dedir).
وَمَآ أَدۡرَىٰكَ مَا سِجِّينٞ 8
(Ey Peygamber!) Siccin'in ne olduğunu bilir misin?
كِتَٰبٞ مَّرۡقُومٞ 9
Şüphesiz onların kitabı yazılıdır, silinmeyecektir; ona bir şey eklenemez veya eksiltilemez.
وَيۡلٞ يَوۡمَئِذٖ لِّلۡمُكَذِّبِينَ 10
Yalanlayanlar için o günde helak ve hüsran vardır.
ٱلَّذِينَ يُكَذِّبُونَ بِيَوۡمِ ٱلدِّينِ 11
Onlar, Allah’ın, kullarına dünyadaki amellerinin karşılığını vereceği ceza gününü yalanlayan kimselerdir.
وَمَا يُكَذِّبُ بِهِۦٓ إِلَّا كُلُّ مُعۡتَدٍ أَثِيمٍ 12
O günü ancak Allah’ın sınırlarını çiğneyen çok günahkâr kimselerden başkası yalanlamaz.
إِذَا تُتۡلَىٰ عَلَيۡهِ ءَايَٰتُنَا قَالَ أَسَٰطِيرُ ٱلۡأَوَّلِينَ 13
Ona, Peygamberimize indirilen ayetlerimiz okunduğu zaman o şöyle der: “Bunlar önceki milletlerin kıssalarıdır ve Allah’ın katından gelmiş değildirler.”
كَلَّاۖ بَلۡۜ رَانَ عَلَىٰ قُلُوبِهِم مَّا كَانُواْ يَكۡسِبُونَ 14
Durum o yalanlayanların zannettiği gibi değildir. Bilakis, işlemiş oldukları günahlar onların akıllarına üstün gelerek onu kaplamış ve böylece kalpleriyle hakkı görememişlerdir.
كَلَّآ إِنَّهُمۡ عَن رَّبِّهِمۡ يَوۡمَئِذٖ لَّمَحۡجُوبُونَ 15
Gerçek şu ki onlar kıyamet günü Rablerini görmekten alıkonulacaklardır.
ثُمَّ إِنَّهُمۡ لَصَالُواْ ٱلۡجَحِيمِ 16
Ardından da muhakkak cehennem ateşine sokulacaklar ve sıcağının ızdırabını çekeceklerdir.
ثُمَّ يُقَالُ هَٰذَا ٱلَّذِي كُنتُم بِهِۦ تُكَذِّبُونَ 17
Sonra da kıyamet günü onlara bir azarlama olarak şöyle denilecektir: “Karşılaştığınız bu azap, Peygamberinizin size dünyadayken bildirdiği zaman yalanlamış olduğunuz azaptır.''
كَلَّآ إِنَّ كِتَٰبَ ٱلۡأَبۡرَارِ لَفِي عِلِّيِّينَ 18
Durum, hesap ve karşılığın olmadığını tasavvur ettiğiniz gibi değildir. Doğrusu, itaatkâr kulların kitabı İlliyyin'dedir.
وَمَآ أَدۡرَىٰكَ مَا عِلِّيُّونَ 19
(Ey Peygamber!) İlliyyun'un ne olduğunu bilir misin?
كِتَٰبٞ مَّرۡقُومٞ 20
Şüphesiz onların kitabı silinmeyecek şekilde yazılıdır, ona bir şey eklenemez veya eksiltilemez.
يَشۡهَدُهُ ٱلۡمُقَرَّبُونَ 21
Bu kitabın yanına, yakın kılınmış bütün sema melekleri gelir.
إِنَّ ٱلۡأَبۡرَارَ لَفِي نَعِيمٍ 22
Şüphesiz çok itaatkâr olanlar, kıyamet günü kalıcı nimetler içinde olacaklardır.
عَلَى ٱلۡأَرَآئِكِ يَنظُرُونَ 23
Süslü döşekler üzerinde Rablerine, onları mutlu eden ve sevindiren şeylere nazar edip bakarlar.
تَعۡرِفُ فِي وُجُوهِهِمۡ نَضۡرَةَ ٱلنَّعِيمِ 24
Onları gördüğün zaman yüzlerinde güzellik ve zarafet olarak nimetlerin eserini görürsün.
يُسۡقَوۡنَ مِن رَّحِيقٖ مَّخۡتُومٍ 25
Hizmetçileri onlara, şişelerin üzeri mühürlenmiş içkilerden içirirler.
خِتَٰمُهُۥ مِسۡكٞۚ وَفِي ذَٰلِكَ فَلۡيَتَنَافَسِ ٱلۡمُتَنَٰفِسُونَ 26
Ondan yayılan miskin kokusu sonuna kadar yayılır. Yarışmakta olanların bu değerli mükâfat için, Allah'ın razı olacağı ameli yaparak ve öfkeleneceği ameli terk ederek yarışmaları gerekir.
Günâhların kalpler üzerine olan tehlikesi ifade edilmiştir.
Kıyamet günü kâfirler Rablerini görmekten mahrum bırakılacaktır.
Dindar kimselerle alay etmek kâfirlerin özelliklerinden bir özelliktir.