سورة Mekkî
Yeniden dirilişin kanıtları, Rablerinden yüz çeviren kâfirlere hatırlatılmıştır.
عَبَسَ وَتَوَلَّىٰٓ 1
Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem yüzünü buruşturdu ve arkasını döndü.
أَن جَآءَهُ ٱلۡأَعۡمَىٰ 2
Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hidayet bulmaları ümidiyle müşriklerin ileri gelenleriyle meşgul olduğu bir esnada, gözleri görmeyen bir kimse olan Abdullah b. Ümmü Mektum, doğru yola hidayet bulmak için geldi. Ancak Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem yüzünü ekşitti.
وَمَا يُدۡرِيكَ لَعَلَّهُۥ يَزَّكَّىٰٓ 3
(Ey Peygamber!) Ne biliyorsun? Belki de bu âmâ adam günahlarından arınacak.
أَوۡ يَذَّكَّرُ فَتَنفَعَهُ ٱلذِّكۡرَىٰٓ 4
Veya senden duyduğu nasihatlerden öğüt alacak ve onlardan faydalanacaktı.
أَمَّا مَنِ ٱسۡتَغۡنَىٰ 5
Fakat sahip olduğu servetinden ötürü, senin getirdiklerine iman etmekten kendini müstağni gören kimseye gelince;
فَأَنتَ لَهُۥ تَصَدَّىٰ 6
Sen ona dönüyor ve ona yöneliyorsun.
وَمَا عَلَيۡكَ أَلَّا يَزَّكَّىٰ 7
O, Allah’a tövbe ederek günahlarından temizlenmiyorsa sana ne düşer ki?
وَأَمَّا مَن جَآءَكَ يَسۡعَىٰ 8
Fakat koşarak gelen kimse hayır arayarak sana geldiyse;
وَهُوَ يَخۡشَىٰ 9
Rabbinden korktuğu halde...
فَأَنتَ عَنۡهُ تَلَهَّىٰ 10
Sen onunla ilgilenmeyip başkasıyla; müşriklerin ileri gelenlerinden biriyle meşgul oluyorsun.
كَلَّآ إِنَّهَا تَذۡكِرَةٞ 11
Bu iş hiç de öyle değildir. Şüphesiz o, kabul edenler için ancak bir öğüt ve hatırlatmadır.
فَمَن شَآءَ ذَكَرَهُۥ 12
Kim Allah’ı anmak isterse O'nu ansın ve bu Kur’an’da bulunan nasihatlerden öğüt alsın.
فِي صُحُفٖ مُّكَرَّمَةٖ 13
Bu Kur’an, meleklerin katında bulunan değerli sayfalardadır.
مَّرۡفُوعَةٖ مُّطَهَّرَةِۢ 14
Yüce bir mekâna yükseltilmiş, kendisine hiçbir kir ve leke bulaşmamış olup tertemizdir.
بِأَيۡدِي سَفَرَةٖ 15
O, elçi meleklerin ellerindedir;
كِرَامِۢ بَرَرَةٖ 16
Rablerinin katında değerli, pek çok iyi işler yapan ve itaatkâr meleklerin.
قُتِلَ ٱلۡإِنسَٰنُ مَآ أَكۡفَرَهُۥ 17
Kâfir olan insana lanet edilmiştir. İnsan, Allah'a karşı ne kadar da çok inkârcıdır!
مِنۡ أَيِّ شَيۡءٍ خَلَقَهُۥ 18
Allah onu hangi şeyden yarattı da yeryüzünde kibirleniyor ve Allah’ı inkâr ediyor?
مِن نُّطۡفَةٍ خَلَقَهُۥ فَقَدَّرَهُۥ 19
Onu, az bir sudan yarattı ve yaradılışını aşama aşama takdir etti.
ثُمَّ ٱلسَّبِيلَ يَسَّرَهُۥ 20
Sonra ona, bu aşamaların ardından annesinin karnından çıkışı kolaylaştırdı.
ثُمَّ أَمَاتَهُۥ فَأَقۡبَرَهُۥ 21
Sonra ona, hayatta belli bir ömrü takdir etmesinin ardından onu öldürdü. Ve ona, yeniden diriltileceği zamana kadar içinde kalacağı bir kabir kıldı.
ثُمَّ إِذَا شَآءَ أَنشَرَهُۥ 22
Sonra, dilediği zaman hesap sormak ve karşılığını vermek üzere onu yeniden diriltecek.
كَلَّا لَمَّا يَقۡضِ مَآ أَمَرَهُۥ 23
Bu mesele o kâfirin zannettiği gibi değildir. O, Rabbinin üzerine yüklediği hakları yerine getirmediği gibi, Rabbinin ona zorunlu kıldığı farzları da yerine getirmiş değildir.
فَلۡيَنظُرِ ٱلۡإِنسَٰنُ إِلَىٰ طَعَامِهِۦٓ 24
Yüce Allah'a iman etmeyip kâfir olan insan, yediği yemeğin nasıl hazır hale geldiğine bir baksın!
أَنَّا صَبَبۡنَا ٱلۡمَآءَ صَبّٗا 25
Suyun aslı, gökyüzünden kuvvetle ve bolca inen yağmurdan gelir.
ثُمَّ شَقَقۡنَا ٱلۡأَرۡضَ شَقّٗا 26
Sonra toprağı yardık da böylece o, bitkiler için yarılıp açıldı.
فَأَنۢبَتۡنَا فِيهَا حَبّٗا 27
Böylece toprakta buğday, mısır ve diğer tahıllardan yetiştirdik.
وَعِنَبٗا وَقَضۡبٗا 28
Ve taze üzüm yetiştirdik. Hayvanlarına yem olması için orada yonca yetiştirdik.
وَزَيۡتُونٗا وَنَخۡلٗا 29
Ve orada zeytinler ve hurmalar yetiştirdik.
وَحَدَآئِقَ غُلۡبٗا 30
Orada çok ağaçlı bahçeler yetiştirdik.
وَفَٰكِهَةٗ وَأَبّٗا 31
Ve orada meyveler ve hayvanlarınızın otladığı otlaklar yetiştirdik.
مَّتَٰعٗا لَّكُمۡ وَلِأَنۡعَٰمِكُمۡ 32
Hem sizin hem de hayvanlarınızın faydalanması için...
فَإِذَا جَآءَتِ ٱلصَّآخَّةُ 33
Kulakları sağır eden büyük çığlık geldiği zaman ki o, sura ikinci üfleyiştir.
Allah’ın, Abdullah b. Ummu Mektum meselesinde Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem'i uyarıp ihtar etmesi Kur'an-ı Kerim'in Allah’ın katından gelmiş olduğuna delalet etmektedir.
İlim talebesi olan ve doğru yolu arayan kimselere önem verilmiştir.
Kıyamet gününün dehşetinin ne kadar şiddetli olacağı anlatılmıştır. Çünkü o gün, kişi kendisi dışında hiçbir şeyle ilgilenmeyecek, peygamberler dahi “Nefsim, nefsim!” diyeceklerdir.