سورة Medenî
Bedir'de Allah'ın yardımıyla müminlere iyilikte bulunulmuş, zafer ve mağlubiyet yolları açıklanmıştır.
يَسَۡٔلُونَكَ عَنِ ٱلۡأَنفَالِۖ قُلِ ٱلۡأَنفَالُ لِلَّهِ وَٱلرَّسُولِۖ فَٱتَّقُواْ ٱللَّهَ وَأَصۡلِحُواْ ذَاتَ بَيۡنِكُمۡۖ وَأَطِيعُواْ ٱللَّهَ وَرَسُولَهُۥٓ إِن كُنتُم مُّؤۡمِنِينَ 1
Ey Resûl! Ashabın, "Ganimetlerin taksim edilmesi nasıl olur ve taksim edilen ganimetler kimlere verilir?" diye sana soruyorlar. Ey Resûl! Onların sorularına cevap olarak şöyle de: Ganimetler, Allah'a ve Resûlüne aittir. Ganimetlerin tasarruf ve dağıtımındaki hüküm Allah'a ve Resûlüne aittir. Sizin üzerinize düşen, sadece boyun eğip teslim olarak Yüce Allah'tan korkmanızdır. Ey müminler! Allah'ın emirlerine uyarak ve yasaklarından kaçınarak Yüce Allah'tan korkun. Aranızdaki ayrılık ve düşmanlığı, sevgiyle, birbirinizle bağlarınızı devam ettirerek, güzel ahlakla ve affedici olarak ıslah ediniz. Eğer gerçekten müminseniz; Allah'a ve Resûlüne itaatle bağlı kalınız. Çünkü iman, itaat etmeyi ihya edip harekete geçirir, isyan etmekten ve günah işlemekten alıkoyar. Bu soru sorma hadisesi Bedir Savaşı'nın ardından gerçekleşmiştir.
إِنَّمَا ٱلۡمُؤۡمِنُونَ ٱلَّذِينَ إِذَا ذُكِرَ ٱللَّهُ وَجِلَتۡ قُلُوبُهُمۡ وَإِذَا تُلِيَتۡ عَلَيۡهِمۡ ءَايَٰتُهُۥ زَادَتۡهُمۡ إِيمَٰنٗا وَعَلَىٰ رَبِّهِمۡ يَتَوَكَّلُونَ 2
Gerçek müminler, ancak Allah Subhanehu ve Teâlâ anıldığı zaman korkan, kalpleri ve bedenleri itaat etmeye yönelenlerdir. Kendilerine Yüce Allah'ın ayetleri okunduğunda onları iyice düşünürler de bu onların imanlarını kat kat artırır. Yararlı olan şeyleri elde etmede ve zararlı olan şeyleri def etmede yalnızca Rablerine itimat edip güvenirler.
ٱلَّذِينَ يُقِيمُونَ ٱلصَّلَوٰةَ وَمِمَّا رَزَقۡنَٰهُمۡ يُنفِقُونَ 3
Onlar, namazlarını vaktinde, dosdoğru, eksiksiz ve bütün vasıflarıyla kılan ve kendilerine rızık olarak verdiğimizden farz ve nafile olarak sadakalar verenlerdir.
أُوْلَٰٓئِكَ هُمُ ٱلۡمُؤۡمِنُونَ حَقّٗاۚ لَّهُمۡ دَرَجَٰتٌ عِندَ رَبِّهِمۡ وَمَغۡفِرَةٞ وَرِزۡقٞ كَرِيمٞ 4
İmanın ve İslam'ın açık özelliklerini bir arada topladıkları için işte bu sıfatlarla vasıflananlar gerçek müminlerin ta kendileridir. Mükâfatları Rableri katında yüksek dereceler, günahlarının bağışlanması, değerli rızık ve Yüce Allah'ın onlar için hazırlamış olduğu nimetlerdir.
كَمَآ أَخۡرَجَكَ رَبُّكَ مِنۢ بَيۡتِكَ بِٱلۡحَقِّ وَإِنَّ فَرِيقٗا مِّنَ ٱلۡمُؤۡمِنِينَ لَكَٰرِهُونَ 5
Allah Subhanehu ve Teâlâ ganimetlerin dağıtılmasında anlaşmazlığa düştükten sonra ganimetlerin bölüştürülmesini sizden almıştır. Bu hususu kendine ve Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem'e ait kılmıştır. Ey Resûl! Müminlerden bir grup hoşnut olmamasına rağmen Rabbin sana indirmiş olduğu vahiyle Medine'den müşriklerle karşılaşmak için çıkmanı emretmişti.
يُجَٰدِلُونَكَ فِي ٱلۡحَقِّ بَعۡدَ مَا تَبَيَّنَ كَأَنَّمَا يُسَاقُونَ إِلَى ٱلۡمَوۡتِ وَهُمۡ يَنظُرُونَ 6
Ey Resûl! Müşriklerle savaşın ayan beyan olacağı anlaşıldıktan sonra müminlerden bu taife seninle tartışıyordu. Sanki ölüme sürüklendiklerini gözlerinin önüne getirdiler. Bu da savaştan şiddetli derecede hoşlanmadıklarını göstermekteydi. Çünkü savaşmak için herhangi bir hazırlık yapmamışlardı ve donanıma sahip değillerdi.
وَإِذۡ يَعِدُكُمُ ٱللَّهُ إِحۡدَى ٱلطَّآئِفَتَيۡنِ أَنَّهَا لَكُمۡ وَتَوَدُّونَ أَنَّ غَيۡرَ ذَاتِ ٱلشَّوۡكَةِ تَكُونُ لَكُمۡ وَيُرِيدُ ٱللَّهُ أَن يُحِقَّ ٱلۡحَقَّ بِكَلِمَٰتِهِۦ وَيَقۡطَعَ دَابِرَ ٱلۡكَٰفِرِينَ 7
Ey münakaşa eden müminler! Hani Yüce Allah, müşriklerin iki taifesinden biri üzerinde sizlerin zafer kazanacağınızı va'detmişti. O iki taifeden ya ticaret mallarını taşıyan kafileyi ve mallarını ganimet olarak alacaksınız ya da savaşmak için gelen birlikle karşılaşacak, onlarla savaşıp galip geleceksiniz. Sizler ticaret kervanını istemektesiniz. Çünkü savaş yapmadan üstünlük kurup ele geçirmenin kolay olacağını düşünüyorsunuz. Yüce Allah ise, hakkı, sizin kuvvetinizle müşriklerin kahramanlarını öldürmeniz ve onların birçoğunu da esir almanız için savaşla ortaya koymak istiyor. Böylece İslam'ın kuvveti apaçık ortaya çıksın.
لِيُحِقَّ ٱلۡحَقَّ وَيُبۡطِلَ ٱلۡبَٰطِلَ وَلَوۡ كَرِهَ ٱلۡمُجۡرِمُونَ 8
Yüce Allah hakkı, İslam'ı ve ehlini üstün kılarak gerçekleştirir. Bu da hakikati ve doğruluğu delilleriyle ortaya çıkararak olur. Aynı zamanda Allah Subhanehu ve Teâlâ müşrikler hoşlanmasalar da delilleri ortaya koyarak batılı apaçık bir şekilde ortaya çıkarır.
Kulun, imanını sürekli sağlamlaştırması ve geliştirmesi gerekir. Çünkü iman artar ve eksilir. İman itaatlerle artar, günahlarla da eksilir.
Tartışma ve münakaşa, ancak hakla ilgili bir şüphe, anlaşılmazlık ve karmaşa varsa yerinde ve faydalı olur. Ne zaman hak ayan beyan olursa ona uymaktan ve boyun eğmekten başka çıkar yol yoktur.
Ganimetleri bölüştürme işi, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem'e bırakılmıştır. Hükümlerin yetki makamı başkası değil, sadece Allah Teâlâ ve Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem'dir.
Zafer ve başarının ilahî yardımla müminlerin lehine gerçekleşmesi, hakkı gerçekleştirmek ve batılı yok etmek içindir.