وَلَا يَحُضُّ عَلَىٰ طَعَامِ ٱلۡمِسۡكِينِ 34
"Başka kimseleri de yoksulları doyurmaya teşvik etmiyordu."
فَلَيۡسَ لَهُ ٱلۡيَوۡمَ هَٰهُنَا حَمِيمٞ 35
"Kıyamet günü ondan azabı savuşturacak hiçbir yakını da olmayacaktır."
وَلَا طَعَامٌ إِلَّا مِنۡ غِسۡلِينٖ 36
O kimse için, cehennem ehlinin bedenlerinden çıkan su ve irinden başka yiyecek bir şey de yoktur.
لَّا يَأۡكُلُهُۥٓ إِلَّا ٱلۡخَٰطُِٔونَ 37
Bunu yalnızca günahkâr ve suçlular yer.
فَلَآ أُقۡسِمُ بِمَا تُبۡصِرُونَ 38
Allah Teâlâ gördüklerinize yemin etmektedir.
وَمَا لَا تُبۡصِرُونَ 39
Yüce Allah görmediklerinize de yemin etmektedir.
إِنَّهُۥ لَقَوۡلُ رَسُولٖ كَرِيمٖ 40
Şüphesiz Kur’an Allah’ın kelamıdır. O'nun değerli Peygamberi de onu insanlara okumaktadır.
وَمَا هُوَ بِقَوۡلِ شَاعِرٖۚ قَلِيلٗا مَّا تُؤۡمِنُونَ 41
O bir şair sözü değildir. Çünkü o, şiir beyit düzeni üzere değildir. Ne kadar da az iman etmektesiniz!
وَلَا بِقَوۡلِ كَاهِنٖۚ قَلِيلٗا مَّا تَذَكَّرُونَ 42
Bir kâhinin sözü de değildir. Çünkü kâhin sözü, bu Kur’an’dan başka bir şeydir. Ne kadar da az öğüt alıyorsunuz!
تَنزِيلٞ مِّن رَّبِّ ٱلۡعَٰلَمِينَ 43
Fakat o, bütün mahlukatın Rabbinden indirilmiştir.
وَلَوۡ تَقَوَّلَ عَلَيۡنَا بَعۡضَ ٱلۡأَقَاوِيلِ 44
Eğer Muhammed Bize isnaden, söylemediğimiz bazı sözler uydurmuş olsaydı;
لَأَخَذۡنَا مِنۡهُ بِٱلۡيَمِينِ 45
Elbette ondan intikam alır ve sahip olduğumuz kuvvet ve kudretle onu yakalayıverirdik.
ثُمَّ لَقَطَعۡنَا مِنۡهُ ٱلۡوَتِينَ 46
Sonra da elbette onun kalbine giden can damarını kopartırdık.
فَمَا مِنكُم مِّنۡ أَحَدٍ عَنۡهُ حَٰجِزِينَ 47
Sizden hiç kimse de Bize engel olamazdı. Onun, Bize isnat ederek sizin için sözler uydurması imkânsızdır.
وَإِنَّهُۥ لَتَذۡكِرَةٞ لِّلۡمُتَّقِينَ 48
Muhakkak Kur’an, emirlerini yerine getirip yasaklarından sakınarak Rablerine karşı takvalı olanlar için bir öğüttür.
وَإِنَّا لَنَعۡلَمُ أَنَّ مِنكُم مُّكَذِّبِينَ 49
Sizin içinizden bu Kur’an’ı yalanlayan kimselerin olduğunu Biz elbette biliyoruz.
وَإِنَّهُۥ لَحَسۡرَةٌ عَلَى ٱلۡكَٰفِرِينَ 50
Şüphesiz Kur’an’ı yalanlamak, kıyamet günü büyük bir pişmanlık olacaktır.
وَإِنَّهُۥ لَحَقُّ ٱلۡيَقِينِ 51
Kur’an’ın Allah’ın katından olduğu, şüphesiz ve kuşkusuz kesin bir gerçektir.
فَسَبِّحۡ بِٱسۡمِ رَبِّكَ ٱلۡعَظِيمِ 52
Ey Peygamber! Rabbini, O'na layık olmayan şeylerden tenzih et ve Yüce Rabbinin ismini zikret!
سورة Mekkî
Kıyamet günü, mahlukatın durumu ve göreceği karşılıklar beyan edilmiştir.
سَأَلَ سَآئِلُۢ بِعَذَابٖ وَاقِعٖ 1
Müşriklerden dua eden bir davetçi, eğer bir azap gerçekleşecekse bu azabın kendine ve kavmine olması için dua etti. Bunu yaparak dalga geçiyordu. Oysa bu, kıyamet günü gerçekleşecektir.
لِّلۡكَٰفِرِينَ لَيۡسَ لَهُۥ دَافِعٞ 2
Allah'ın kâfir olanların üzerine göndereceği bu azabı hiç kimse engelleyemez.
مِّنَ ٱللَّهِ ذِي ٱلۡمَعَارِجِ 3
Bu; yücelik, yüksek mertebe, erdem ve nimetlerin sahibi Allah tarafındandır.
تَعۡرُجُ ٱلۡمَلَٰٓئِكَةُ وَٱلرُّوحُ إِلَيۡهِ فِي يَوۡمٖ كَانَ مِقۡدَارُهُۥ خَمۡسِينَ أَلۡفَ سَنَةٖ 4
Melekler ve Cebrail, kıyamet günü bu derecelerle O'na yükselir ve o gün, elli bin sene kadar uzun bir gündür.
فَٱصۡبِرۡ صَبۡرٗا جَمِيلًا 5
(Ey Peygamber!) O halde hüzne düşmeden ve şikayet etmeden sabret!
إِنَّهُمۡ يَرَوۡنَهُۥ بَعِيدٗا 6
Şüphesiz onlar, bu azabın gerçekleşmesini imkânsız, çok uzak bir ihtimal olarak görüyorlar.
وَنَرَىٰهُ قَرِيبٗا 7
Oysa Biz onun kaçınılmaz olarak çok yakında gerçekleşeceğini görüyoruz.
يَوۡمَ تَكُونُ ٱلسَّمَآءُ كَٱلۡمُهۡلِ 8
O gün, gökyüzü erimiş bakır, altın ve diğer madenler gibi olur.
وَتَكُونُ ٱلۡجِبَالُ كَٱلۡعِهۡنِ 9
Dağlar ise atılmış (uçuşan, hafif) yün gibi olur.
وَلَا يَسَۡٔلُ حَمِيمٌ حَمِيمٗا 10
Hiçbir yakın dost, hiçbir yakınının halini sormaz bile çünkü herkes kendisiyle meşguldür.
Kur'an, şiir ve kehanetlerden tenzih edilmiştir.
Allah Subhanehu ve Teâlâ adına söz uydurmanın ve O'na iftira etmenin tehlikesi ifade edilmiştir.
Karşılık olarak yalnızca Allah’tan mükâfat beklemek ve O'ndan başkasına şikayette bulunmamak güzel sabır örneğidir.