سورة Mekkî
Tevhid akidesini beyan etmek ve müşriklerin sapıklıklarına cevap vermek
ٱلۡحَمۡدُ لِلَّهِ ٱلَّذِي خَلَقَ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلۡأَرۡضَ وَجَعَلَ ٱلظُّلُمَٰتِ وَٱلنُّورَۖ ثُمَّ ٱلَّذِينَ كَفَرُواْ بِرَبِّهِمۡ يَعۡدِلُونَ 1
Mutlak kemal ile nitelendirilmesi, sevgiyle birlikte üstün güzelliklerle senada bulunulması, gökleri ve yeri daha önce bir benzeri olmadan yaratan Yüce Allah için sabittir. O, geceyi ve gündüzü birbirlerini peşpeşe takip eder şekilde yaratmıştır. Geceyi karanlık için, gündüzü de aydınlık için yaratmıştır. Buna rağmen kâfirler başkalarını O'na denk tutuyor ve onları Rablerine ortak kılıyorlar.
هُوَ ٱلَّذِي خَلَقَكُم مِّن طِينٖ ثُمَّ قَضَىٰٓ أَجَلٗاۖ وَأَجَلٞ مُّسَمًّى عِندَهُۥۖ ثُمَّ أَنتُمۡ تَمۡتَرُونَ 2
(Ey insanlar!) Her noksanlıktan münezzeh olan Allah, babanız Âdem aleyhisselam'ı çamurdan yarattı, sizi de ondan yarattı. Sonra, her noksanlıktan münezzeh olan Allah, dünya hayatında yaşamanız için bir ecel tayin etti. Bir de O'nun katında tekrar dirilmeniz için belirli bir ecel (kıyamet günü) vardır ve O'ndan başkası onu bilmez. Sonra siz, her noksanlıktan münezzeh olan Allah'ın sizi yeniden diriltmeye kadir olduğundan şüphe ediyorsunuz.
وَهُوَ ٱللَّهُ فِي ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَفِي ٱلۡأَرۡضِ يَعۡلَمُ سِرَّكُمۡ وَجَهۡرَكُمۡ وَيَعۡلَمُ مَا تَكۡسِبُونَ 3
O Subhanehu ve Teâlâ göklerdeki ve yerdeki tek hak mabuddur/ilahtır. Hiçbir şey O'na gizli kalmaz. O sizin gizlemiş olduğunuz niyetlerinizi, söylemiş olduğunuz sözlerinizi ve amellerinizi de bilir, bunlardan açığa vurduğunuzu da bilir. Yapmış olduklarınızın karşılığını size verecektir.
وَمَا تَأۡتِيهِم مِّنۡ ءَايَةٖ مِّنۡ ءَايَٰتِ رَبِّهِمۡ إِلَّا كَانُواْ عَنۡهَا مُعۡرِضِينَ 4
Müşrikler, Rableri tarafından kendilerine ne kadar delil gelirse gelsin aldırış etmeden onları terk ederler. Şüphesiz onlara Allah'ın birliğini gösteren apaçık ve kesin deliller geldi. Resûllerinin doğruluğuna delalet eden nice mucizeler geldi. Buna rağmen umursamadan yüz çevirdiler.
فَقَدۡ كَذَّبُواْ بِٱلۡحَقِّ لَمَّا جَآءَهُمۡ فَسَوۡفَ يَأۡتِيهِمۡ أَنۢبَٰٓؤُاْ مَا كَانُواْ بِهِۦ يَسۡتَهۡزِءُونَ 5
Onlar kendilerine sunulan apaçık ve kesin delillerden yüz çevirdiler. Doğrusu, onlar bunlardan daha açık olandan da yüz çevirdiler. Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem'in Kur'an'dan getirdiklerini yalanladılar. Kıyamet gününde azabı gördüklerinde kendilerine gelen hak ile alay etmenin ne olduğunu bilecekler!
أَلَمۡ يَرَوۡاْ كَمۡ أَهۡلَكۡنَا مِن قَبۡلِهِم مِّن قَرۡنٖ مَّكَّنَّٰهُمۡ فِي ٱلۡأَرۡضِ مَا لَمۡ نُمَكِّن لَّكُمۡ وَأَرۡسَلۡنَا ٱلسَّمَآءَ عَلَيۡهِم مِّدۡرَارٗا وَجَعَلۡنَا ٱلۡأَنۡهَٰرَ تَجۡرِي مِن تَحۡتِهِمۡ فَأَهۡلَكۡنَٰهُم بِذُنُوبِهِمۡ وَأَنشَأۡنَا مِنۢ بَعۡدِهِمۡ قَرۡنًا ءَاخَرِينَ 6
Bu kâfirler, Allah'ın zalim ümmetleri helak etmesindeki sünnetini bilmiyorlar mı? Kesinlikle Allah, onlardan önce birçok ümmetleri helak etmişti. Yeryüzünde güç, kuvvet ve devamlı kalma sebeplerinden verdiği şeyleri bu kâfirlere vermedi. Üzerlerine bol bol yağmurlar yağdırmasına, evlerinin altından nehirler akıtmasına rağmen Allah'a isyan ettiler. Allah da işlemiş oldukları isyanları sebebiyle onları helak etti ve onların ardından başka ümmetler yarattı.
وَلَوۡ نَزَّلۡنَا عَلَيۡكَ كِتَٰبٗا فِي قِرۡطَاسٖ فَلَمَسُوهُ بِأَيۡدِيهِمۡ لَقَالَ ٱلَّذِينَ كَفَرُوٓاْ إِنۡ هَٰذَآ إِلَّا سِحۡرٞ مُّبِينٞ 7
Ey Resûl! Şayet Biz sana kağıt üzerinde yazılı bir kitap indirmiş olsaydık, onlar da o kitabı gözleriyle görseler ve elleriyle tutup dokunsalardı; yine de inatla ve inkâr ederek ona iman etmezlerdi. "Senin bu getirdiğin apaçık bir sihirden öte değildir ve ona asla iman etmeyeceğiz" derlerdi.
وَقَالُواْ لَوۡلَآ أُنزِلَ عَلَيۡهِ مَلَكٞۖ وَلَوۡ أَنزَلۡنَا مَلَكٗا لَّقُضِيَ ٱلۡأَمۡرُ ثُمَّ لَا يُنظَرُونَ 8
Bu kâfirler, "Eğer Allah, Muhammed ile beraber bizimle konuşan bir melek indirseydi ve onun resûl olduğuna şahitlik etseydi iman ederdik" dediler. Eğer Biz onların istedikleri vasıfta bir melek indirseydik, iman etmediklerinde onları mutlaka helak ederdik. Melek indiğinde tövbe etmeleri için de onlara izin verilmezdi.
Kâfirlerin inadının çok şiddetli olduğu, somut delillerle kendilerine hüccet ikame edilmesine rağmen küfürlerinde ısrarcı oldukları beyan edilmiştir.
Allah Teâlâ'nın geçmiş ümmetleri helak etmesindeki sebebi anlamak için sünnetini iyice düşünmek ve bunları yapmaktan sakınmak gerekir.
Allah'ın kullarına olan merhametinden biri de onlara meleklerden bir resûl göndermemesidir. Çünkü onlara meleklerden bir resûl inseydi, tövbe etmeleri için kendilerine mühlet verilmezdi.