سورة Mekkî
Yüce Allah'ın göndermiş olduğu şeriatin mükemmelliği ve bu şeriate uymanın farz olduğu beyan edilmiş, ona muhalefet etmekten de sakındırılmıştır.
حمٓ 1
(حمٓ) عٓسٓقٓ "Hâ, Mîm. Ayn, Sîn, Kâf." Daha önce bu kesik harflerin açıklaması Bakara suresinin başında yapılmıştı.
عٓسٓقٓ 2
(حمٓ) عٓسٓقٓ "Hâ, Mîm. Ayn, Sîn, Kâf." Daha önce bu kesik harflerin açıklaması Bakara suresinin başında yapılmıştı.
كَذَٰلِكَ يُوحِيٓ إِلَيۡكَ وَإِلَى ٱلَّذِينَ مِن قَبۡلِكَ ٱللَّهُ ٱلۡعَزِيزُ ٱلۡحَكِيمُ 3
Ey Muhammed! Sana gelen bu vahyi ve senden önce gelen peygamberlere vahyedilenin aynısını vahyeden Yüce Allah, düşmanlarından intikam almada çok güçlüdür. Yüce Allah, yaratmasında, işleri çekip çevirmesinde hikmet sahibidir.
لَهُۥ مَا فِي ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَمَا فِي ٱلۡأَرۡضِۖ وَهُوَ ٱلۡعَلِيُّ ٱلۡعَظِيمُ 4
Göklerde ve yerde bulunan her şey; bütün mâhlukat, bütün mülkler, bütün düzenlemeler ve yönetmeler O'nundur. O kendi zatında, takdirinde ve her şeye galip gelmesinde çok yücedir ve en üsttedir.
تَكَادُ ٱلسَّمَٰوَٰتُ يَتَفَطَّرۡنَ مِن فَوۡقِهِنَّۚ وَٱلۡمَلَٰٓئِكَةُ يُسَبِّحُونَ بِحَمۡدِ رَبِّهِمۡ وَيَسۡتَغۡفِرُونَ لِمَن فِي ٱلۡأَرۡضِۗ أَلَآ إِنَّ ٱللَّهَ هُوَ ٱلۡغَفُورُ ٱلرَّحِيمُ 5
O büyüklüğüne ve yüksekliğine rağmen neredeyse gökler, yeryüzünün üzerinde Allah Subhanehu ve Teâlâ'nın azametinden çatlayacaklardı. Melekler Rablerine, hamd ederek, tenzih edip yücelterek boyun eğerler. O'nu yüceltip tazim ederler ve yeryüzündekiler için de Allah'tan bağışlanma dilerler. Yüce Allah, kullarından tövbe edenlerin günahlarını bağışlar ve onlara merhamet eder.
وَٱلَّذِينَ ٱتَّخَذُواْ مِن دُونِهِۦٓ أَوۡلِيَآءَ ٱللَّهُ حَفِيظٌ عَلَيۡهِمۡ وَمَآ أَنتَ عَلَيۡهِم بِوَكِيلٖ 6
Yüce Allah'ı bırakıp da putlara ibadet eden, kendilerine Allah'tan başka dost edinenlere gelince, Allah Teâlâ onları daima gözetlemekte, onların yapmış oldukları amellerini kaydetmektedir. Onlara, yapmış oldukları bu amellerinin karşılığını verecektir. (Ey Resûl!) Sen onların amellerini kaydetmekten sorumlu değilsin. Onların yapmış oldukları amellerinden asla sorulmayacaksın ve sen sadece tebliğcisin.
وَكَذَٰلِكَ أَوۡحَيۡنَآ إِلَيۡكَ قُرۡءَانًا عَرَبِيّٗا لِّتُنذِرَ أُمَّ ٱلۡقُرَىٰ وَمَنۡ حَوۡلَهَا وَتُنذِرَ يَوۡمَ ٱلۡجَمۡعِ لَا رَيۡبَ فِيهِۚ فَرِيقٞ فِي ٱلۡجَنَّةِ وَفَرِيقٞ فِي ٱلسَّعِيرِ 7
(Ey Resûl!) Senden önceki peygamberlere vahyettiğimiz gibi sana da vahyettik. Biz sana Arapça bir Kur'an vahyettik. Böylece sen Mekke ve çevresinde bulunan Arap şehirlerindeki insanları, sonrasında da bütün insanları uyarıp kıyamet günüyle korkutasın. Yüce Allah, o günde öncekileri ve sonrakileri; hepsini hesap vermeleri için bir alana toplar. O günün gerçekleşeceğine dair hiç şüphe yoktur. Kıyamet gününde insanlar iki kısma ayrılacaklar: Bir kısmı cennettedirler ki onlar mümin olanlardır, bir kısmı da cehennemdedirler ki onlar da kâfirlerdir.
وَلَوۡ شَآءَ ٱللَّهُ لَجَعَلَهُمۡ أُمَّةٗ وَٰحِدَةٗ وَلَٰكِن يُدۡخِلُ مَن يَشَآءُ فِي رَحۡمَتِهِۦۚ وَٱلظَّٰلِمُونَ مَا لَهُم مِّن وَلِيّٖ وَلَا نَصِيرٍ 8
Yüce Allah dileseydi onları İslam dini üzere bir tek ümmet kılardı. İslam dini üzere tek bir ümmet kılıp, hepsini birlikte cennete sokardı. Fakat O'nun hikmeti, dilediğinin İslam dinine ve cennete girmesini gerektirdi. Küfür ve isyanlarla kendi nefislerine zulmedenlerin, onlara sahip çıkacak hiçbir dostları ve Allah'ın azabından kurtaracak bir yardımcıları yoktur.
أَمِ ٱتَّخَذُواْ مِن دُونِهِۦٓ أَوۡلِيَآءَۖ فَٱللَّهُ هُوَ ٱلۡوَلِيُّ وَهُوَ يُحۡيِ ٱلۡمَوۡتَىٰ وَهُوَ عَلَىٰ كُلِّ شَيۡءٖ قَدِيرٞ 9
Bilakis bu müşrikler, Allah'tan başka dostlar edinip onları severler. Hâlbuki gerçek hak dost Yüce Allah'tır. O'ndan başkası ise ne fayda ne de zarar verir. O, kıyamet gününde hesaba çekmek için ölüleri tekrar diriltir. O, her türlü noksanlıktan münezzehtir ve O'nu hiçbir şey aciz bırakamaz.
وَمَا ٱخۡتَلَفۡتُمۡ فِيهِ مِن شَيۡءٖ فَحُكۡمُهُۥٓ إِلَى ٱللَّهِۚ ذَٰلِكُمُ ٱللَّهُ رَبِّي عَلَيۡهِ تَوَكَّلۡتُ وَإِلَيۡهِ أُنِيبُ 10
(Ey insanlar!) Hakkında ayrılığa düştüğünüz dininizin aslında veya furûunda herhangi bir şeyin hükmünü vermek Allah'a aittir. Bu durumda ya Allah'ın kitabına ya da Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem'in sünnetine müracaat edilir. İşte bu sıfatlarla vasıflanan benim Rabbimdir. Bütün işlerimde yalnız O'na dayanırım ve tövbeyle yalnız O'na yönelirim.
Yüce Allah'ın büyüklüğü her şeyde apaçık görünmektedir.
Melekler, iman ehline hayır dua ederler.
Kur'an ve sünnet, müminlerin, bütün işlerinde, özellikle de anlaşmazlığa düştükleri işlerde başvuracakları kaynaklarıdır.
Uyarının sadece Mekkelilerle ve etrafındakilerle sınırlandırılması Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem'in risaletini inkâr ettiklerinden dolayıdır. Zira Yüce Allah'ın buyurduğu gibi o bütün âleme resûldür: (وَمَآ أَرۡسَلۡنَٰكَ إِلَّا كَآفَّةٗ لِّلنَّاسِ) "Biz seni bütün insanlara, ancak bir müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderdik.'' [Sebe, 28]