سورة Mekkî
Batıl ile tartışıp mücadele etmek ve bu mücadelenin akıbeti.
صٓۚ وَٱلۡقُرۡءَانِ ذِي ٱلذِّكۡرِ 1
(صٓۚ) "Sâd." Bakara suresinin başında buna benzeyen huruf-u mukatta harfleri ile ilgili açıklama geçmiştir. Dünya ve ahiretlerinde insanlara faydalı olacak öğütlerle dolu Kur'an'a yemin etmiştir. Müşriklerin zannettiği gibi Allah ile beraber ortakların varlığı söz konusu değildir.
بَلِ ٱلَّذِينَ كَفَرُواْ فِي عِزَّةٖ وَشِقَاقٖ 2
Fakat müşrikler, Allah'ın tevhidine karşı kibir ve gurur içindedirler. Aynı zamanda Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem'e karşı da muhalefet ve düşmanlık içindedirler.
كَمۡ أَهۡلَكۡنَا مِن قَبۡلِهِم مِّن قَرۡنٖ فَنَادَواْ وَّلَاتَ حِينَ مَنَاصٖ 3
Biz onlardan önce resûllerimizi yalanlayan nice nesilleri helak ettik. Başlarına azap indiği zaman feryat ettiler. Hâlbuki artık onlar için azaptan kurtulma zamanı değildi ki feryatları kendilerine gelen azaba karşı faydalı olabilsin.
وَعَجِبُوٓاْ أَن جَآءَهُم مُّنذِرٞ مِّنۡهُمۡۖ وَقَالَ ٱلۡكَٰفِرُونَ هَٰذَا سَٰحِرٞ كَذَّابٌ 4
Kâfirler, küfürlerinde devam ettikleri müddetçe kendilerini Allah'ın azabıyla korkutan içlerinden bir resûlün gelmesine şaşırdılar. Kâfirler, Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem'in getirdiklerinin doğruluğunu gösteren delilleri gördükleri zaman, "Bu, insanları büyüleyen bir büyücü ve Allah'ın kendisine vahyettiği resûllerden olduğunu iddia eden bir yalancıdır." dediler.
أَجَعَلَ ٱلۡأٓلِهَةَ إِلَٰهٗا وَٰحِدًاۖ إِنَّ هَٰذَا لَشَيۡءٌ عُجَابٞ 5
Bu adam pek çok olan ilahları kendisinden başka ilah olmayan tek bir ilah mı yaptı? Şüphesiz bu yaptığı son derece şaşılır bir durumdur.
وَٱنطَلَقَ ٱلۡمَلَأُ مِنۡهُمۡ أَنِ ٱمۡشُواْ وَٱصۡبِرُواْ عَلَىٰٓ ءَالِهَتِكُمۡۖ إِنَّ هَٰذَا لَشَيۡءٞ يُرَادُ 6
Onların ileri gelenleri ve büyükleri, kendilerine tabi olanlara, "Olduğunuz hal üzere devam edin, Muhammed'in dinine girmeyin. İlahlarınıza ibadet hususunda kararlılık gösterin. Şüphesiz Muhammed'in sizi bir tek ilaha ibadet etme daveti bize üstün gelmek ve ona tabi olmamız için önceden dikkatle hesaplanmış bir şeydir." diyerek harekete geçtiler.
مَا سَمِعۡنَا بِهَٰذَا فِي ٱلۡمِلَّةِ ٱلۡأٓخِرَةِ إِنۡ هَٰذَآ إِلَّا ٱخۡتِلَٰقٌ 7
Muhammed'in bizi davet ettiği Allah'ın tevhidini, ne atalarımızın üzerinde olduğu yolda bulduk ne de İsa aleyhisselam'ın dininde olduğunu işittik. Kendisinden duyduğumuz bu din, ancak uydurulmuş bir yalan ve iftiradan ibarettir.
أَءُنزِلَ عَلَيۡهِ ٱلذِّكۡرُ مِنۢ بَيۡنِنَاۚ بَلۡ هُمۡ فِي شَكّٖ مِّن ذِكۡرِيۚ بَل لَّمَّا يَذُوقُواْ عَذَابِ 8
"Biz, bu kadar ileri gelenler ve büyükler dururken, aramızdan özellikle ona Kur'an'ın inmesi doğru mudur?" dediler. Bilakis bu müşrikler, sana inen vahiy hakkında şüphe içindedirler. Çünkü onlar henüz Allah'ın azabını tatmadılar. O'nun azap için mühlet vermesine aldandılar. Eğer o azabı tatmış olsalardı küfre düşmez, Allah'a şirk koşmaz ve sana vahyedilene şüpheyle bakmaya kalkışmazlardı.
أَمۡ عِندَهُمۡ خَزَآئِنُ رَحۡمَةِ رَبِّكَ ٱلۡعَزِيزِ ٱلۡوَهَّابِ 9
Kendisine hiçbir şeyin galip gelemeyeceği Azîz'in, dilediğini dilediğine veren Rabbinin lütuf hazineleri bu yalancı müşriklerin yayında mıdır? Peygamberlik de O'nun lütfunun hazinelerindendir, onu da istediğine verir. Peygamberlik, dilediklerine bahşedip dilediklerinden men edecekleri kendilerine ait bir şey değildir.
أَمۡ لَهُم مُّلۡكُ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلۡأَرۡضِ وَمَا بَيۡنَهُمَاۖ فَلۡيَرۡتَقُواْ فِي ٱلۡأَسۡبَٰبِ 10
Yoksa göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunanların mülkü onların elinde midir ki vermede ve mani olmada hak sahibi olsunlar? Eğer bunu iddia ediyorlarsa, verme ve mani olmada istedikleri gibi hükmetmeleri için göklere ulaştıran sebeplere sarılsınlar. Bunu yapmaya asla güç yetiremezler.
جُندٞ مَّا هُنَالِكَ مَهۡزُومٞ مِّنَ ٱلۡأَحۡزَابِ 11
Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem'i yalanlayanlar, kendilerinden önceki resûlleri yalanlayanların orduları gibi bozguna uğrayacaklardır.
كَذَّبَتۡ قَبۡلَهُمۡ قَوۡمُ نُوحٖ وَعَادٞ وَفِرۡعَوۡنُ ذُو ٱلۡأَوۡتَادِ 12
Bu yalanlayanlar ilk yalanlayanlar değildir çünkü onlardan önce Nuh kavmi, Ad kavmi ve kazıkları olup insanları onlarla azaplandıran Firavun da yalanlamıştı.
وَثَمُودُ وَقَوۡمُ لُوطٖ وَأَصۡحَٰبُ لَۡٔيۡكَةِۚ أُوْلَٰٓئِكَ ٱلۡأَحۡزَابُ 13
Semûd, Lût kavmi, Şuayb kavmi de yalanladılar. İşte onlar da peygamberlerini yalanlamak ve getirdiklerine küfretmek için birleşen topluluklardı.
إِن كُلٌّ إِلَّا كَذَّبَ ٱلرُّسُلَ فَحَقَّ عِقَابِ 14
O toplulukların her biri gönderilen resûlleri mutlaka yalanlamışlardır. Böylece Allah'ın azabı bir zamana kadar gecikmesine rağmen hak ettikleri o ceza yine başlarına geldi.
وَمَا يَنظُرُ هَٰٓؤُلَآءِ إِلَّا صَيۡحَةٗ وَٰحِدَةٗ مَّا لَهَا مِن فَوَاقٖ 15
Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem'i yalanlayanlar, geri dönüşü olmayan Sûr'a ikinci kez üfürülmesinden başkasını beklemiyorlar. Eğer onu yalanlama üzere ölürlerse onlar için azap vuku bulacaktır.
وَقَالُواْ رَبَّنَا عَجِّل لَّنَا قِطَّنَا قَبۡلَ يَوۡمِ ٱلۡحِسَابِ 16
Alay ederek, "Ey Rabbimiz! Kıyamet gününden önce dünya hayatında azaptan olan nasibimizi bize çabucak ver." derler.
Allah azze ve celle, Kur'an-ı Azim'e yemin etmiştir. Kur'an'ı, iman ve tasdik ederek kabul etmek, manasını ortaya çıkarmak için ona yönelmek farzdır.
Müşriklerin zihinlerinde maddî kıstas ağır bastığı için, vahyin, efendilerine ve büyüklerine gelmesini arzulamışlardır.
Kâfirlerin iman etmekten uzaklaşıp yüz çevirmelerinin sebebi kibir, güç gösterisinde bulunmak ve hakka tabi olmaktan kendilerini üstün görmeleridir.