وَمَا هَٰذِهِ ٱلۡحَيَوٰةُ ٱلدُّنۡيَآ إِلَّا لَهۡوٞ وَلَعِبٞۚ وَإِنَّ ٱلدَّارَ ٱلۡأٓخِرَةَ لَهِيَ ٱلۡحَيَوَانُۚ لَوۡ كَانُواْ يَعۡلَمُونَ 64
Bu dünya hayatı -içinde barındırdığı arzular ve eşyalar- ile ancak kalpleri ona bağlananlar için oyun ve oynaştan başka bir şey değildir. Oradaki hayat bir an önce biter. Şüphesiz ki ahiret hayatı, kalıcı olmasından dolayı gerçek hayattır. Eğer bunu bilselerdi kalıcı olanın önüne fani olanı geçirmezlerdi.
Yüce Allah, müşriklerin, "Göğü ve yerleri kim yarattı?" diye sorulduğunda Allah'ın rububiyetine imanları konusundaki çelişkilerini ve O'ndan başka bir varlığa ibadet edip uluhiyeti inkâr ettiklerini ortaya çıkarınca onların başka çelişkilerini de gözler önüne sermiştir. Söz konusu çelişkileri şöyledir: Boğulmaktan korktuklarında samimi bir şekilde Allah Teâlâ'yı birleyerek tevhid ederler, güvende olduklarında ise şirke geri dönerler. Nitekim onlar hakkında şöyle buyurmuştur:
فَإِذَا رَكِبُواْ فِي ٱلۡفُلۡكِ دَعَوُاْ ٱللَّهَ مُخۡلِصِينَ لَهُ ٱلدِّينَ فَلَمَّا نَجَّىٰهُمۡ إِلَى ٱلۡبَرِّ إِذَا هُمۡ يُشۡرِكُونَ 65
Müşrikler denizde gemiye bindiklerinde boğulmaktan kendilerini kurtarması için duayı/ibadeti yalnızca Allah'a has kılarak sadece O'na dua ederler. Allah onları boğulmaktan kurtardığında ise müşrikler Allah ile birlikte ilahlarına dua etmeye geri dönerler.
لِيَكۡفُرُواْ بِمَآ ءَاتَيۡنَٰهُمۡ وَلِيَتَمَتَّعُواْۚ فَسَوۡفَ يَعۡلَمُونَ 66
Müşrikler kendilerine vermiş olduğumuz nimetlere nankörlük edip, kendilerine verilen dünya hayatının süsünden faydalanıp dursunlar (bakalım). Öldükleri zaman kötü sonlarını öğrenecekler.
أَوَ لَمۡ يَرَوۡاْ أَنَّا جَعَلۡنَا حَرَمًا ءَامِنٗا وَيُتَخَطَّفُ ٱلنَّاسُ مِنۡ حَوۡلِهِمۡۚ أَفَبِٱلۡبَٰطِلِ يُؤۡمِنُونَ وَبِنِعۡمَةِ ٱللَّهِ يَكۡفُرُونَ 67
Kendilerini boğulmaktan kurtardıktan sonra Allah Teâlâ'nın vermiş olduğu nimetlere nankörlük edenler, kendilerine verilen başka bir nimet olarak yaşadıkları beldeyi canlarının ve mallarının güvende olduğu bir yer kıldığımızı, diğer insanların saldırı altında yaşayıp esir alındıklarını, hanımlarının ve çocuklarının köle alındıklarını, mallarına ganimet olarak el konulduğunu görmezler mi? İddia ettikleri batıl ilahlara mı iman ediyorlar? Allah'ın kendilerine verdiği nimete mi nankörlük ediyorlar? Bu nimetlerden dolayı Allah'a şükretmeyecekler mi?
وَمَنۡ أَظۡلَمُ مِمَّنِ ٱفۡتَرَىٰ عَلَى ٱللَّهِ كَذِبًا أَوۡ كَذَّبَ بِٱلۡحَقِّ لَمَّا جَآءَهُۥٓۚ أَلَيۡسَ فِي جَهَنَّمَ مَثۡوٗى لِّلۡكَٰفِرِينَ 68
Yüce Allah'a ortak nispet ederek Allah adına yalan uydurandan ya da Resûlünün getirdiği hakkı yalanlayandan daha zalim kim olabilir? Şüphe yok ki cehennemde kâfir ve benzerleri için kalacak yer vardır.
وَٱلَّذِينَ جَٰهَدُواْ فِينَا لَنَهۡدِيَنَّهُمۡ سُبُلَنَاۚ وَإِنَّ ٱللَّهَ لَمَعَ ٱلۡمُحۡسِنِينَ 69
Bizim rızamızı kazanmak için nefisleriyle cihad edenleri dosdoğru yolda muvaffak kılarız. Şüphesiz Allah hidayeti, yardımı ve zaferiyle muhsinlerle beraberdir.
سورة Mekkî
Yüce Allah'ın işleri idare etmede benzersizliği pekiştirilmiş ve kulları üzerindeki kanunları açıklanmıştır.
الٓمٓ 1
(الٓمٓ) "Elif, lâm, mim." Bu hususta benzer bir açıklama Bakara suresinin başında zikredilmiştir.
غُلِبَتِ ٱلرُّومُ 2
Farisîler, Rumlara galip gelmişlerdir.
فِيٓ أَدۡنَى ٱلۡأَرۡضِ وَهُم مِّنۢ بَعۡدِ غَلَبِهِمۡ سَيَغۡلِبُونَ 3
Farisîlerin/Perslerin, Rumları yenmesinden sonra Farisî beldesine en yakın Şam topraklarında Rumlar onları yeneceklerdir.
فِي بِضۡعِ سِنِينَۗ لِلَّهِ ٱلۡأَمۡرُ مِن قَبۡلُ وَمِنۢ بَعۡدُۚ وَيَوۡمَئِذٖ يَفۡرَحُ ٱلۡمُؤۡمِنُونَ 4
Üç seneden az, on seneden fazla olmamak kaydıyla (Rumlar, Perslere galip gelecektir). Rumların galip gelmesinden önce de sonra da emir Allah'ındır. Rumların Persleri yendiği gün müminler sevineceklerdir.
بِنَصۡرِ ٱللَّهِۚ يَنصُرُ مَن يَشَآءُۖ وَهُوَ ٱلۡعَزِيزُ ٱلرَّحِيمُ 5
Allah'ın Rumlara yardım etmesinden (Müslümanlar) mutlu olacaklardır. Çünkü onlar ehl-i kitaptır. Allah, dilediği kimseye dilediğine karşı yardım eder. O Aziz'dir, kimse O'na galip gelemez. Mümin kullarına karşı da çok merhametlidir.
Müşriklerin zorluk anında putlarını unutarak Allah'a sığınırken rahatlıkta O'na şirk koşmaları, içinde bulundukları karmaşanın en büyük göstergesidir.
Allah yolunda cihad etmek, hak üzere muvaffak kılınmanın sebeplerindendir.
Kur'an'ın gaybî hususlardan haber vermesi, onun Allah Teâlâ katından olduğuna delildir.