مَن جَآءَ بِٱلۡحَسَنَةِ فَلَهُۥ خَيۡرٞ مِّنۡهَا وَهُم مِّن فَزَعٖ يَوۡمَئِذٍ ءَامِنُونَ 89
Her kim, kıyamet günü iman ve salih amelle gelirse, ona cennet vardır ve bu kimseler kıyamet gününün dehşetinden, Allah’ın emin kılması sayesinde güven içindedirler.
وَمَن جَآءَ بِٱلسَّيِّئَةِ فَكُبَّتۡ وُجُوهُهُمۡ فِي ٱلنَّارِ هَلۡ تُجۡزَوۡنَ إِلَّا مَا كُنتُمۡ تَعۡمَلُونَ 90
Her kim de küfür ve günahlarla gelirse, onun için yüzüstü içine atılacağı cehennem ateşi vardır. Azarlanıp tahkir edilerek onlara şöyle denir: "Sizler dünya hayatında küfür ve günah olarak işlemiş olduklarınızdan başka bir şeyle mi karşılık göreceksiniz.?"
إِنَّمَآ أُمِرۡتُ أَنۡ أَعۡبُدَ رَبَّ هَٰذِهِ ٱلۡبَلۡدَةِ ٱلَّذِي حَرَّمَهَا وَلَهُۥ كُلُّ شَيۡءٖۖ وَأُمِرۡتُ أَنۡ أَكُونَ مِنَ ٱلۡمُسۡلِمِينَ 91
(Ey Peygamber!) Onlara de ki: "Ben, içinde kan akıtmanın, zulmetmenin, av hayvanının öldürülmesinin ve ağaçların kesilmesinin haram kılındığı Mekke’nin Rabbine ibadet etmekle emrolundum. Her şeyin mülkü Allah Subhanehu ve Teâlâ'ya aittir. Ayrıca Yüce Allah’a teslim olmak ve O'na itaat edip boyun eğmekle emrolundum.
وَأَنۡ أَتۡلُوَاْ ٱلۡقُرۡءَانَۖ فَمَنِ ٱهۡتَدَىٰ فَإِنَّمَا يَهۡتَدِي لِنَفۡسِهِۦۖ وَمَن ضَلَّ فَقُلۡ إِنَّمَآ أَنَا۠ مِنَ ٱلۡمُنذِرِينَ 92
Ve insanlara Kur'an okumakla emrolundum. Kim onun hidayetiyle hidayet bulur ve içinde bulunanlarla amel ederse, onun hidayetinin faydası kendisi içindir. Doğru yoldan sapıp bu kitabın içinde bulunan hayırdan yüz çeviren, inkâr eden ve getirdikleriyle amel etmeyen kimselere de şöyle de: "Hiç şüphesiz ben sadece, sizi, Allah’ın azabına karşı uyaranlardan bir uyarıcıyım. Sizin hidayet bulmanız benim elimde değildir."
وَقُلِ ٱلۡحَمۡدُ لِلَّهِ سَيُرِيكُمۡ ءَايَٰتِهِۦ فَتَعۡرِفُونَهَاۚ وَمَا رَبُّكَ بِغَٰفِلٍ عَمَّا تَعۡمَلُونَ 93
(Ey Peygamber!) De ki: “Allah’ın sayılamayacak kadar çok olan nimetlerine hamdolsun. Allah size, sizin nefislerinizde, göklerde, yeryüzünde ve vermiş olduğu rızıklarda ayetlerini/delillerini gösterecektir. Sizler bunları hakkıyla tanıyıp bileceksiniz. Bunu bilmeniz sizi hakka ittiba etmeye yöneltecek.” Rabbin, yaptıklarınızdan gafil değildir. Bilakis O, her şeyi bilir ve yaptıklarınızın tümünden haberdardır, hiçbir şey O'na gizli kalmaz. Sonunda, yaptıklarınızın karşılığını verecektir.
سورة Mekkî
Zayıf müminlere yardım etmek ve kibirli zorbaları helak etmek Yüce Allah'ın kanunudur.
طسٓمٓ 1
(طسٓمٓ) "Ta, Sin, Mim." Bu hususta benzer bir açıklama Bakara suresinin başında zikredilmiştir.
تِلۡكَ ءَايَٰتُ ٱلۡكِتَٰبِ ٱلۡمُبِينِ 2
Bunlar apaçık Kur'an'ın ayetleridir.
نَتۡلُواْ عَلَيۡكَ مِن نَّبَإِ مُوسَىٰ وَفِرۡعَوۡنَ بِٱلۡحَقِّ لِقَوۡمٖ يُؤۡمِنُونَ 3
İman etmiş bir toplum için sana, Mûsâ ve Firavun'un bazı haberlerini, içinde şüphe olmayan bir hakikatle okuyacağız. Zira içinde bulunanlardan faydalananlar onlardır.
إِنَّ فِرۡعَوۡنَ عَلَا فِي ٱلۡأَرۡضِ وَجَعَلَ أَهۡلَهَا شِيَعٗا يَسۡتَضۡعِفُ طَآئِفَةٗ مِّنۡهُمۡ يُذَبِّحُ أَبۡنَآءَهُمۡ وَيَسۡتَحۡيِۦ نِسَآءَهُمۡۚ إِنَّهُۥ كَانَ مِنَ ٱلۡمُفۡسِدِينَ 4
Şüphesiz Firavun, Mısır topraklarında zorbalık ederek oraya musallat olmuştur. Halkını ayrı ayrı gruplar halinde bölmüş ve onların bazı gruplarını güçsüz bırakmıştır. Zayıf bırakılan topluluk İsrailoğulları'dır. Onların erkek çocuklarını öldürüyor, küçük düşürülmelerinde ileri giderek de kız çocuklarını, hizmet etmeleri için hayatta bırakıyordu. Muhakkak o, yeryüzünde zulüm, azgınlık ve kibirle bozgunculuk yapanlardan biriydi.
وَنُرِيدُ أَن نَّمُنَّ عَلَى ٱلَّذِينَ ٱسۡتُضۡعِفُواْ فِي ٱلۡأَرۡضِ وَنَجۡعَلَهُمۡ أَئِمَّةٗ وَنَجۡعَلَهُمُ ٱلۡوَٰرِثِينَ 5
Biz ise Firavun'un Mısır topraklarında güçsüz ve zayıf kıldığı İsrailoğulları'na, düşmanlarını helâk ederek, zayıflıklarını gidererek, onları hakta örnek alınan önderler yaparak ve Firavun'un helak olmasının ardından onları mübarek Şam topraklarının mirasçıları kılarak lütufta bulunmak istiyorduk. Allah Teâlâ’nın şu buyruğunda olduğu gibi: (وَأَوۡرَثۡنَا ٱلۡقَوۡمَ ٱلَّذِينَ كَانُواْ يُسۡتَضۡعَفُونَ مَشَٰرِقَ ٱلۡأَرۡضِ وَمَغَٰرِبَهَا ٱلَّتِي بَٰرَكۡنَا فِيهَاۖ) "Zayıf bırakılan o topluluğa, bereketli kıldığımız yeryüzünün doğusunu ve batısını miras bıraktık..." (A'raf Sûresi, 137)
İman ve salih amel, kıyamet gününün dehşetinden iki kurtuluş sebebidir.
Küfür ve günahlar, cehenneme girmeye sebep olur.
Cinayet, zulüm ve avlanmak Harem (Kâbe) bölgesinde haram kılınmıştır.
Zafer ve iktidar, müminlere güzel akıbet olarak mutlaka verilecektir.