سورة Mekkî
Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem'e Kur'an nimeti, bu nimete şükür ve tebliğ ederken de sabretmek bahşedilmiştir.
طسٓۚ تِلۡكَ ءَايَٰتُ ٱلۡقُرۡءَانِ وَكِتَابٖ مُّبِينٍ 1
(طسٓۚ) "Tâ, Sîn." Bu hususta benzer bir açıklama Bakara suresinin başında zikredilmiştir. Sana indirilen bu ayetler, içinde herhangi bir karışıklığın olmadığı apaçık bir kitap olan Kur'an'ın ayetleridir. Kim onu iyice düşünerek okursa, onun Allah katından olduğunu bilir.
هُدٗى وَبُشۡرَىٰ لِلۡمُؤۡمِنِينَ 2
Bu ayetler Allah'a ve Resûlüne iman edenler için hakka ulaştıran hidayet rehberi, yol gösterici ve bir müjdedir.
ٱلَّذِينَ يُقِيمُونَ ٱلصَّلَوٰةَ وَيُؤۡتُونَ ٱلزَّكَوٰةَ وَهُم بِٱلۡأٓخِرَةِ هُمۡ يُوقِنُونَ 3
Namazlarını en güzel şekilde ve tam olarak kılarlar, mallarının zekâtını verilmesi gereken yerlere verirler, ahirete ve orada bulunan sevaba ve cezaya kesin olarak iman ederler.
إِنَّ ٱلَّذِينَ لَا يُؤۡمِنُونَ بِٱلۡأٓخِرَةِ زَيَّنَّا لَهُمۡ أَعۡمَٰلَهُمۡ فَهُمۡ يَعۡمَهُونَ 4
Şüphesiz ahirete ve orada bulunan sevap ve cezaya iman etmeyen kâfirlere kötü amellerini süsledik de onları yapmaya devam ettiler. O yüzden hem hakka hem de aklıselime erişemeyip körü körüne bocaladılar.
أُوْلَٰٓئِكَ ٱلَّذِينَ لَهُمۡ سُوٓءُ ٱلۡعَذَابِ وَهُمۡ فِي ٱلۡأٓخِرَةِ هُمُ ٱلۡأَخۡسَرُونَ 5
Belirtilen özelliklere sahip olan bu kimseler için dünyada katledilip esir alınarak kötü bir azap vardır. Yine onlar ahirette de insanların en çok hüsrana uğrayanları olacaklardır. Öyle ki kıyamet gününde kendi nefislerini ve ailelerini cehennemde ebedî bırakarak hüsrana uğratacaklardır.
وَإِنَّكَ لَتُلَقَّى ٱلۡقُرۡءَانَ مِن لَّدُنۡ حَكِيمٍ عَلِيمٍ 6
(Ey Resûl!) Şüphesiz sana indirilen bu Kur'an'ı; yaratmasında, bütün işleri en güzel şekilde idare etmesinde ve şeriatında hikmet sahibi olan ve kullarının yararına olan şeylerin hiçbiri kendisine gizli kalmayan Allah'tan almaktasın.
إِذۡ قَالَ مُوسَىٰ لِأَهۡلِهِۦٓ إِنِّيٓ ءَانَسۡتُ نَارٗا سََٔاتِيكُم مِّنۡهَا بِخَبَرٍ أَوۡ ءَاتِيكُم بِشِهَابٖ قَبَسٖ لَّعَلَّكُمۡ تَصۡطَلُونَ 7
(Ey Resûl!) Hani Mûsâ, ailesine şöyle demişti: "Ben muhakkak bir ateş gördüm. Onu yakan kimseden haber getiririm, o da bize yolu gösterir veya soğuktan ısınmanız için ondan bir tutam kor ateş getiririm."
فَلَمَّا جَآءَهَا نُودِيَ أَنۢ بُورِكَ مَن فِي ٱلنَّارِ وَمَنۡ حَوۡلَهَا وَسُبۡحَٰنَ ٱللَّهِ رَبِّ ٱلۡعَٰلَمِينَ 8
Görmüş olduğu ateşin bulunduğu yere vardığında Allah ona şöyle nidâ etti: "Alemlerin Rabbi olan Allah Teâlâ'yı tazim edip yüceltmek ve dalalette olanların O'nu vasıflandırdığı ama O'na yaraşmayan tüm sıfatlardan ve eksikliklerden O'nu münezzeh kılmak için ateşte olan melekler ve çevresinde olan melekler bereketli kılınmıştır."
يَٰمُوسَىٰٓ إِنَّهُۥٓ أَنَا ٱللَّهُ ٱلۡعَزِيزُ ٱلۡحَكِيمُ 9
Allah Teâlâ ona şöyle buyurdu: "(Ey Mûsâ!) Muhakkak ki Ben, (hiçbir kimsenin mağlup edemeyeceği) mutlak güç sahibi olan (Aziz) ve yaratmamda, takdirimde ve şeriatımda hikmet sahibi olan Allah'ım."
وَأَلۡقِ عَصَاكَۚ فَلَمَّا رَءَاهَا تَهۡتَزُّ كَأَنَّهَا جَآنّٞ وَلَّىٰ مُدۡبِرٗا وَلَمۡ يُعَقِّبۡۚ يَٰمُوسَىٰ لَا تَخَفۡ إِنِّي لَا يَخَافُ لَدَيَّ ٱلۡمُرۡسَلُونَ 10
"Asanı at!" Mûsâ emre itaat edip asayı yere attı. Mûsâ asasının yılan gibi kıvrılıp hareket ettiğini görünce arkasına dönüp bakmadan kaçtı. Ardından Allah Teâlâ ona şöyle buyurdu: "Ondan korkma! Çünkü Benim katımda, resûller ne yılandan ne de başka şeyden korkarlar."
إِلَّا مَن ظَلَمَ ثُمَّ بَدَّلَ حُسۡنَۢا بَعۡدَ سُوٓءٖ فَإِنِّي غَفُورٞ رَّحِيمٞ 11
Ancak, kim günah işleyerek kendi nefsine zulmeder, sonra da tövbe ederse, muhakkak ki Ben ona karşı çok bağışlayıcıyım, çok merhamet ediciyim.
وَأَدۡخِلۡ يَدَكَ فِي جَيۡبِكَ تَخۡرُجۡ بَيۡضَآءَ مِنۡ غَيۡرِ سُوٓءٖۖ فِي تِسۡعِ ءَايَٰتٍ إِلَىٰ فِرۡعَوۡنَ وَقَوۡمِهِۦٓۚ إِنَّهُمۡ كَانُواْ قَوۡمٗا فَٰسِقِينَ 12
Gömleğinin yakasının boyun tarafından elini koynuna sok ve çıkardığında alaca (abraş) hastalığı olmadan kar gibi bembeyaz çıksın! Bu sana verilen ve senin doğruluğunu ispat eden dokuz mucizeden biridir. (Elinin bembeyaz çıkması mucizesiyle birlikte sana verilen dokuz mucizenin başlıcaları şunlardır: Âsa, başlarına gelen felaketler, tufan, çekirge, bit, kurbağa ve kan) Bunlar Firavun ve kavminin başına gelmiş olaylardır. Çünkü onlar Allah'a küfredip O'na itaatten çıkmış bir topluluktur.
فَلَمَّا جَآءَتۡهُمۡ ءَايَٰتُنَا مُبۡصِرَةٗ قَالُواْ هَٰذَا سِحۡرٞ مُّبِينٞ 13
Nitekim Mûsâ'yı desteklediğimiz mucizelerimiz apaçık görünür bir şekilde gözlerinin önüne gelince şöyle dediler: "Mûsâ'nın getirmiş olduğu bu mucizeler apaçık bir sihirdir."
Kur'an, müminler için bir hidayet ve müjdedir.
Allah'a nankörlük edip küfre girmek amellerde ve sözlerde batıla uymanın sebebi olup, şaşkınlığın ve düzensizliğin de sebebidir.
Yüce Allah bütün resûllerini güvenilir kılmış ve onları her türlü kötülükten muhafaza etmiştir.