سورة Mekkî
Risaletin varlığı ispat edilmiş, resûllerin gaye ve hedeflerinin bir olduğu ve Yüce Allah'ın onları koruduğu açıklanmıştır.
ٱقۡتَرَبَ لِلنَّاسِ حِسَابُهُمۡ وَهُمۡ فِي غَفۡلَةٖ مُّعۡرِضُونَ 1
İnsanların amellerinden dolayı kıyamet günü hesaba çekilmeleri çok yaklaştı. Oysa onlar gaflet içinde dünyayla meşgul olmaları sebebiyle ahiretten yüz çevirmektedirler.
مَا يَأۡتِيهِم مِّن ذِكۡرٖ مِّن رَّبِّهِم مُّحۡدَثٍ إِلَّا ٱسۡتَمَعُوهُ وَهُمۡ يَلۡعَبُونَ 2
Rableri katından kendilerine Kur'an'dan her bir ayet indiğinde, onu faydalanacak bir şekilde dinlemezler. Bilakis içinde verilen mesajı umursamadan alay ederek dinlerler.
لَاهِيَةٗ قُلُوبُهُمۡۗ وَأَسَرُّواْ ٱلنَّجۡوَى ٱلَّذِينَ ظَلَمُواْ هَلۡ هَٰذَآ إِلَّا بَشَرٞ مِّثۡلُكُمۡۖ أَفَتَأۡتُونَ ٱلسِّحۡرَ وَأَنتُمۡ تُبۡصِرُونَ 3
Kalpleri ondan gafil bir şekilde dinlediler. Zalimler ayetleri inkâr ettiklerini gizleyip kendi aralarında fısıldaşarak şöyle dediler: Bu resûl olduğunu iddia eden sizin gibi beşer değil midir? Size karşı üstün bir özelliği yoktur. Getirdiği ancak bir sihirdir. Sizin gibi bir beşer olduğunu anladığınız halde ona tabi mi olacaksınız? Şüphesiz ki onun getirdiği sihirden başka bir şey değildir.
قَالَ رَبِّي يَعۡلَمُ ٱلۡقَوۡلَ فِي ٱلسَّمَآءِ وَٱلۡأَرۡضِۖ وَهُوَ ٱلسَّمِيعُ ٱلۡعَلِيمُ 4
Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem dedi ki: Rabbim gizlediğiniz sözü bilir. O, göklerde ve yerde her kişinin söylediği tüm sözleri hakkıyla bilir. O, kullarının sözlerini hakkıyla işiten, yaptıkları amellerini hakkıyla bilendir. Bunlara göre onlara karşılıklarını verecektir.
بَلۡ قَالُوٓاْ أَضۡغَٰثُ أَحۡلَٰمِۢ بَلِ ٱفۡتَرَىٰهُ بَلۡ هُوَ شَاعِرٞ فَلۡيَأۡتِنَا بَِٔايَةٖ كَمَآ أُرۡسِلَ ٱلۡأَوَّلُونَ 5
Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem'in getirdiği din hakkında bocaladılar. Hakkında, bazen "Açıklaması olmayan karmakarışık rüya!" dediler, bazen "Hayır! Bu aslı olmayan bir yalandır" dediler. Bazen de "O şairdir" dediler. Eğer çağırdığı şeyde doğru söylüyorsa bize daha önceki peygamberlerin, Mûsâ'nın asası ve Salih'in devesi gibi bir mucize getirsin.
مَآ ءَامَنَتۡ قَبۡلَهُم مِّن قَرۡيَةٍ أَهۡلَكۡنَٰهَآۖ أَفَهُمۡ يُؤۡمِنُونَ 6
Bu memleket halkından önce mucizeler indirilmesini isteyenler iman etmediler. Oysaki onlara istemiş oldukları mucizeler verilmişti. Ancak onlar bunu yalanladılar. Biz de onları helak ettik. Şimdi bunlar mı iman edecekler?
وَمَآ أَرۡسَلۡنَا قَبۡلَكَ إِلَّا رِجَالٗا نُّوحِيٓ إِلَيۡهِمۡۖ فَسَۡٔلُوٓاْ أَهۡلَ ٱلذِّكۡرِ إِن كُنتُمۡ لَا تَعۡلَمُونَ 7
(Ey Resûl!) Senden önce ancak kendilerine vahyettiğimiz erkekleri peygamber olarak gönderdik. Bizler melekleri peygamber olarak göndermedik. Eğer bilmiyorsanız sizden önceki ehl-i kitaba (âlimlerine) sorun.
وَمَا جَعَلۡنَٰهُمۡ جَسَدٗا لَّا يَأۡكُلُونَ ٱلطَّعَامَ وَمَا كَانُواْ خَٰلِدِينَ 8
Gönderdiğimiz resûlleri yemek yemeyen bedenlere sahip özellikte kılmadık. Bilakis onlar diğer insanların yemek yediği gibi yerler. Ölümsüz bir şekilde dünyada kalıcı da değillerdir.
ثُمَّ صَدَقۡنَٰهُمُ ٱلۡوَعۡدَ فَأَنجَيۡنَٰهُمۡ وَمَن نَّشَآءُ وَأَهۡلَكۡنَا ٱلۡمُسۡرِفِينَ 9
Sonra resûlleri ve müminlerden dilediğimiz kimseleri helak olmaktan kurtarıp resûllerimize verdiğimiz sözü yerine getirdik. Allah'ı inkâr ederek ve günahları işleyerek haddi aşanları helak ettik.
لَقَدۡ أَنزَلۡنَآ إِلَيۡكُمۡ كِتَٰبٗا فِيهِ ذِكۡرُكُمۡۚ أَفَلَا تَعۡقِلُونَ 10
Ant olsun ki size Kur'an'ı indirdik, eğer onu tasdik eder, onun içindekiyle amel ederseniz şeref ve itibarınız ondadır. Hâlâ aklınızı kullanmayacak mısınız? Ona iman etmek ve içerdiği şeyle amel etmek için acele etmeyecek misiniz?
Kıyametin çok yakın olması, onun için hazırlık yapmayı gerektirir.
Kalplerin boş işlerle meşgul olması onları haktan uzaklaştırır.
Yüce Allah'ın ilmi, kulların tüm söz ve fiillerini kuşatmıştır.
Nebi sallallahu aleyhi ve sellem'in konumuyla ilgili olarak müşriklerin ihtilaf etmesi, karışıklık ve huzursuzluk içinde olduklarına delalet eder.
Şüphesiz ki düşmanlarına karşı yardım ederek ve destek olarak Yüce Allah resûller ve müminlerle beraberdir.
Kur'an, kendisine iman edip kendisiyle amel eden kimseler için şeref ve izzettir.